Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Da nun Saul wiederkam von den Philistern, ward ihm gesagt: Siehe, David ist in der Wüste Engedi.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Davide da quel luogo salì ad abitare nel deserto di Engàddi
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.David ging naar het bergland van Engedi en vestigde zich daar in de grotten.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Derpå drog David op til Klippehøjderne ved En-Gedi og opholdt sig der.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.És Dávid elméne onnan, és Engedi erõsségei közt tartózkodék.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.In ko se Savel vrne od Filistejcev, mu sporoče, rekoč: Glej, David je v Engedijski puščavi.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.사울이 블레셋 사람을 따르다가 돌아오매 혹이 그에게 고하여 가로되 보소서 다윗이 엔게디 황무지에 있더이다
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Men David drog upp därifrån och uppehöll sig sedan på En-Gedis bergfästen.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Mutta Daavid lähti sieltä ja oleskeli Een-Gedin vuorten huipuilla.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Odšed pak David odtud, bydlil v místech bezpečných Engadi.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Ora, quando Saul voltou de perseguir os filisteus, foi-lhe dito: Eis que Davi está no deserto de En-Gedi.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.Så drog David op derfra og holdt til i fjellborgene ved En-Gedi.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.ויהי כאשר שב שאול מאחרי פלשתים ויגדו לו לאמר הנה דוד במדבר עין גדי׃
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.ولما رجع شاول من وراء الفلسطينيين اخبروه قائلين هوذا داود في برية عين جدي.
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.掃 羅 追 趕 非 利 士 人 回 來 、 有 人 告 訴 他 說 、 大 衛 在 隱 基 底 的 曠 野
Saul Filistlileri kovalamaktan dönünce, Davutun Eyn-Gedi Çölünde olduğu haberini aldı.掃羅 追趕 非利士人 回來 、 有人 告訴 他 說 、 大衛 在 隱 基底 的 曠野
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Czas spędzony z tobą jest jak łapanie małych ptaszków, ale bez zadrapań i ptasiego gówna."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Il tempo passato con te è come cacciare e catturare piccoli uccelli, ma senza graffi e cacca di uccelli."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."당신과 함께 있는 건 작은 새들을 쫓아다니며 잡는 것 같아요. 긁히거나 새똥에 맞지만 않을 뿐."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Thời gian ở bên bạn như việc đuổi bắt chú chim nhỏ, nhưng không có vết xước và phân chim."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Μαζί σου είναι σαν να κυνηγάς και να πιάνεις μικρά πουλάκια, αλλά δίχως τις γρατζουνιές και τις κουτσουλιές."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Времето, прекарано с теб, е като преследването на малки птици, но без драскотините и птичите лайна."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."Час, проведений з Вами - немов полювання на маленьких птахів, але без подряпин та пташиного посліду."
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."הזמן איתך הוא כמו לרדוף ולתפוס ציפורים קטנות, ללא השריטות והחרא".
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."إن الوقت الذي مضى معك كان اشبه بمطاردة وامساك الطيور الصغيرة لكن بدون خدوش ومخلفات الطيور"
Seninle geçirilen zaman küçük kuşları kovalamak ve yakalamak gibi, ama çizikler ve kuş boku olmadan."引っかき傷やフンの心配はないですが」 (笑い)