Ana içeriğe geç
Sözlük

kov ile cümle

kov kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!¡Tendrán que despedirme!
Herhangi bir Harrier jeti, silahlı çatışma, araba kovalamacası?"¿Algún Harrier, o algo de tiroteos o persecuciones de automóviles?'
Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Mientras tanto Kovalyov se despierta y encuentra que le falta la nariz.
Bir kovboy şapkasıdır.Él tiene un sombrero de vaquero.
Willow ormanda Warren'ı kovalamaktadır.Está persiguiendo a Warren por el bosque.
Buna kızan gergedanlar onu kovalar.El que la sigue la persigue.
Suetonius'a göre, Roma İmparatoru Tiberius, yaşamak için Roma'ya gelen Yahudileri buradan kovmuştur.Según Suetonio, el emperador Tiberio expulsó a los judíos romanos que habían ido a vivir allí.
Tüketici, dondurulmuş yemeği en çok ihtiyaç duyulan sıcaklığa göre kovanın içine koyardı.El consumidor colocaría la cena congelada en la manga de acuerdo con lo que necesitara más calor.
Bir çatışmanın, kovalamacanın ve aksiyonun olması gerektiğini düşündük.Pensábamos que debía haber un conflicto, persecuciones y acción.
Doktor, Friday'in kendi kovanına gidebilmek için insanları kullandığını söyler.El Doctor conjetura que Viernes los está usando para acceder a su colmena.
Erwin Jaenecke 31 Ocak 1945'te ordudan kovuldu.Jaenecke fue licenciado del ejército el 31 de enero de 1945.
Geminin ön kısımı 64 kovanlı Mk 41 VLS alabilecek kadar geniştir.La parte delantera del barco es suficientemente espacioso para albergar un sistema Mk 41 VLS de 64 celdas.
Bunu Ağustos ayında Kovno (Kaunas) ve Grodno (Hrodna)'nun Ağustos ayında düşüşü izledi.A este éxito le siguieron las conquistas de Kaunas y Grodno en agosto.
Bu arada annesi onu evden kovdu.Su madre la echa de su casa.
Amcası olan Salih Ismail tarafından kovalanmaya başlandı.Este último fue destronado por su tío Al-Salih Ismaël.
('Onları yakala!') diye bağırarak sokaklar boyunca kovdular." diye ilân etmişlerdir.Ellos volvieron a gritar diciendo: «¡A ese, no: a Barrabás!»
Burada kendisini bir arabanın kovaladığını sanır.En el camino, notó que un auto los perseguía.
9 Av - (1290) Yahudiler İngiltere'den kovuldu.1290 Expulsión de los judíos de Inglaterra.
Televizyondaki işinden de yeni kovulmuştur.Ha sido recientemente despedido de la televisión en la que trabajaba.
1903 - İlk kovboy filmi Kit Carson'un prömiyeri ABD'de yapıldı.1903: en Estados Unidos se proyecta la primera película western, Kit Carson, de 21 minutos de duración.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovalyov visita la oficina del periódico para poner un anuncio sobre la pérdida de su nariz, pero lo rechazan.
Alma, evlat edindiği Sofia’nın eğitmeni Bayan Isringhausen’ı kovar.Alma despide a Miss Isringhausen, tutora de su hija Sophia.
Adler ertesi Temmuz'da kovuldu ve yerine The Cult'tan Matt Sorum geldi.Adler fue despedido el mes de julio y reemplazado por Matt Sorum, del grupo The Cult.
Dasani, 2003 ortalarında Brezilya piyasasına Kova adıyla tanıtıldı.Dasani fue introducido al mercado brasileño en mitad de 2003.
Onu kovalamayı bıraktığım anda biliyordum ki beni sonsuza kadar kavrayacaktı.En ese horrible momento entendí que la había perdido para siempre.
Bu nedenle grup tekrar kovuldu.Desde entonces, el grupo estuvo disuelto una vez más.
2009'da WWE tarafından kovulmuştur.Fue despedido de la WWE en enero de 2009.
Çünkü babası onları kovmuştur yıllar önce.Se encargó del padre durante sus últimos años.
Eden'den kovulduktan sonra yine bu noktaya gelip Tanrı'ya kurban sunmuştur.Después de que fue expulsado del Jardín del Edén, regresó a este lugar para ofrecer un sacrificio a Dios.
Çoğu kofaktör bir enzime kovalent bağlı değildir ama ona sıkıca bağlıdır.La mayoría de los cofactores no se unen covalentemente a sus enzimas, pero sí lo hacen fuertemente.
Çoğu kovboy filmlerinin vazgeçilmezidir.Sin embargo, la mayoría de sus películas fueron de vaqueros.
"Umut umudu kovalıyor".«La esperanza me aburre».
22 Tevet - (1496) Yahudiler Portekiz'den kovuldu.1496 Expulsión de los judíos de Portugal.
Yıllar yılı kovaladım.Hicimos un seguimiento hace años.
1978'de Saddam Hüseyin Humeyni'yi Irak'tan kovunca ABD tekeliyetinden çekinen Fransa ona sahip çıktı.En 1978 el régimen de Saddam Husein le obligó a abandonar Irak.
Kadın, adamı kovmaya çalışsa da Fred zorla içeri girer.Aunque parece dudar de lo que va a hacer, Karl entra a la casa.
Be the cop (Polis ol): Polis olarak yarışçıları kovaladığımız oyun modu.Persecución: En este puede jugar como policía.
Yuvalarını zemine veya ağaç ya da kaya kovuklarına yaparlar.Las pistas pueden ser de tierra (arena) o de hierba (césped).
Rolü aldım fakat sonra da beni kovdular."Leí mi parte, y obtuve el trabajo».
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.Las ciudades realizaban campañas para librar a los vecindarios, parques, bares y playas de los gais.
Gergedanlar ise Sid'in peşinden koşarak onu kovalarlar.Después, los niños se ponen tan molestos con Sid que terminan atándolo.
Daha sonra işten kovuldu.Un día, la despiden del trabajo.
Bu elektrofilik gruplar amino asit yan zincirleri ile tepkiyip kovalent katımlar (adduct) oluştururlar.Estos grupos electrofílicos reaccionan con las cadenas de aminoácidos para formar uniones covalentes.
Jehoiada Athaliah'ı tapınaktan kovup öldürülmesini emretti.Krisna le ordenó a Ashuatama que se arrancara la joya de la frente.
Böcek ve sinek kovucu ilaçlarda 1957 yılından beri kullanılır.La Food and Drug Administration aprueba las píldoras contraceptivas, disponibles desde 1961.
Sınıf (1944): Kovuşturmaya uğradı.1933: Woman Accused (La mujer acusada).
Ormanda sürekli kovaladığı biri vardır.Se cuenta que las personas perdidas en la selva suelen encontrarlo.
Onları kovmaya çalışsa da beceremez.Como no puede conseguirlas, intenta destruirlas.
Polisler burnu ele geçirirler; ona bir sopa çekerler ve Kovalyov'a geri verirler.Atrapan a la nariz, la pegan y se la devuelven a Kovalyov; sin embargo, es incapaz de volver a pegársela.
Buna çok kızan babası oğlunu topraklarından kovmuş.Su forma violenta hizo que sus padres lo echaran de su casa.
William Regal'i kovulma maçında yenerek onu RAW'dan attı.Con el resultado del combate, William Regal fue despedido de la WWE.
Son anda gerçek Kont'un gelmesiyle oyun bozulur ve Charlie evden kovulur.Finalmente se evidencia la confusión que ha acontecido y Charlie es invitado a irse.
Barney Marshall'a onu kovmasını söyler.El Señor Burns le ordena que se deshaga de él.
Kendisi kovalanıyorsa, okları sayesinde üstün gelir.Debido a está acción, el pierde sus alas.
Ancak birkaç ay sonra başarısızlık dolayısıyla kovulmuştur.Meses después fue despedido sin causa.
Atın iki yanına asılan kırbalar meşin kovalarla doldurulur, hortum sokarak boşaltılırdı.Dos cavidades en su cabeza probablemente estaban destinadas a recibir los cuernos de un ciervo.
Taifliler onları kovarak, taşa tuttu.Pasan las tonadas y las agarro.
Yıllar önce baba evinden kovulan Nur, on yıl sonra annesinin ölüm döşeğinde olduğu haberini alır.El concesionario sucedió años más tarde en la casa de sus padres, como se ha dicho.
Daha sonra Ay Yüzlü tarafından ormanda kovalanır.Los cuernos perfumados del bosque de la luna.
Ayrıca aniden beliren üç torpido bot da kovalamacaya dahil olur.Además, aparecieron en el horizonte tres lanchas torpederas que se unieron a la persecución y ataque.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod