Ana içeriğe geç
Sözlük

kov ile cümle

kov kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
İskenderiye halkı, Valilerinin yardımına koştular, Ammonius'u yakalayıp keşişleri kovdular.Seine Rettung verdankte er herbeieilenden Bürgern, welche die Mönche verjagten und Ammonios ergriffen.
Bu karnaval geleneği kış mevsiminin kovulması âdetine dayanır.Diese Tradition soll wie der Karneval den Winter vertreiben.
Ama kovulmuşturlar.Sie sind entlassen.
Onların Kuveyt'ten kovulduğuna dair bir kanıt yoktur.Es wurde jedoch kein Beweis dafür gefunden, dass er gegen monegassisches Recht verstoßen hat.
Gagalarının uzunluğu sayesinde derin ağaç kovuklarına ulaşabilirler.Wegen ihrer Größe werden sie mit langen Holzpfosten abgestützt.
Kıpçak’ı annesi, bir adanın ortasında bulunan ağacın kovuğunda doğurmuştur.Seine Ehefrau (unter dem Namen Nankō Fujin) ist in einem Nebenschrein (sessha) eingeschreint.
Adını, bal arılarının arı kovanı etrafında sallanarak dönüşlerinden almıştır.Seinen Namen erhielt es von den Weiden (Wyden), die an dieser Stelle im einstigen Herrenwald wuchsen.
Bush kovuşturmadan kurtulmayı başardı.Bush konnte sich durchsetzen.
Seyyar arıcılıkta bu kovanlar tercih edilmektedir.An diesen schlagen Blitze bevorzugt ein.
Hot Pursuit (Sıcak Takip) yarışlarında oyuncu, polis tarafından kovalanmaktadır.Im titelgebenden Modus Hot Pursuit werden der Spieler und seine Gegner durch die Polizei verfolgt.
Ayrıca aniden beliren üç torpido bot da kovalamacaya dahil olur.Zusätzlich trafen drei weitere Torpedos das Schlachtschiff.
Yıllar yılı kovaladım.Jahre lang behielt.
Bu oldukça güç bir iştir; çünkü sık sık polis tarafından kovalanırlar.Oft geht es einfach um Verkehrsangelegenheiten, oft mit Verfolgungsjagden.
Beni kovmak mı istiyorsunuz?Sie wollen mich also zwingen?
(Ancak bu görevi Ben 10 Uzaylı Kovanı bölümünde Ben'e vermiştir.)(Diese „verstarb“ in der zehnten Staffel von Friends.)
Kocası tarafından kovulmuş olmayı kendisine yedirememiş ve de üzülmüş, üzülmüş sonunda hastalanmıştır da.Wessen Ei eine Bruchstelle abbekommt, ist der Verlierer und gibt seines dem Kontrahenten.
O da yeni bir koloni kurmak üzere bir sürüyle birlikte kovanı terk eder.Schließlich willigt er ein, aus den Kolonien etwas Neues entstehen zu lassen.
"Kaçan İsviçrelileri kovalamayacaktık".Kein Protest der Schweizer».
Amcası olan Salih Ismail tarafından kovalanmaya başlandı.Daher wurde er von der Hamas als Nachfolger Ismail Haniyyas ins Gespräch gebracht.
1918 yılına kadar yalnızca kovboy çizmelerinde kullanıldı.Der Rumpf wurde noch bis 1918 als Scheibenhulk verwendet.
Kovada Gölü, Ulusal Park olarak koruma altında alınmıştır.Das Gebirge ist als Nationalpark geschützt.
Bu yeni anaarı kovanın eski anaarısına saldırır.Neues Gesicht für die "Alte Mühle".
Yukarıkanatlı, Elâzığ ilinin Kovancılar ilçesine bağlı bir köydür.Mit dem gleich hohen, südöstlich gelegenen Pferdeberg gehört er zu einer zusammenhängenden Basaltdecke.
Daha sonra da Jenny'yi kovalar.Dann verfolgt er Gina.
Savunmada ve av sırasında birleşen aslanlar, avlarını kovalar ya da pusuya düşürür.Bei der Jagd oder auch bei der Verteidigung benutzen sie ihren speziellen Rüssel.
Kovalamaca sonunda OG Loc ve CJ, Freddy'yi öldürdüler.Im Staffelfinale (Am Ende) suchen Freddie und JJ nach den beiden.
Almanya temsilcisi Timo Glock Heikki Kovalainen'in ardından yarışı ikinci olarak tamamlamıştır.Eine Runde später musste auch sein Teamkollege Heikki Kovalainen das Rennen beenden.
Bir kovboy şapkasıdır.Der Hambacher Hut.
Gündüzleri ağaç kovuklarında veya 25 - 50 metre yükseklilkte dallara asılı şekilde geçirirler.Den Tag verbringen sie in Baumhöhlen oder an Ästen und Baumstämmen hängend in Höhen von 25 bis 50 Metern.
Cemaat ülkeden 1921'de kovuldu.Das Ministerium wurde 1921 aufgelöst.
Ayrıca 990 adet fenni kovan mevcuttur.Dort sind 490 Nistkästen angeordnet.
Bu güreşlerde de birincilikler ve ödüller birbirini kovaladı.In der ersten Runde traten die Gewinner der Vorrunde gegeneinander an.
Daha önce, iki okuldan daha kovulmuştur ve bu sefer ailesiyle yüzleşmemek için eve gitmek istemez.Er ist zum zweiten Mal durchgefallen und möchte nicht mehr zurück in die Schule.
Barney Marshall'a onu kovmasını söyler.Er fordert Marsh auf, ihm das Gewehr zu geben.
Herkesi kovmakla kalmayıp evi berbat eden Tillie' yi tutuklamaları için polise de haber verir.Der Onkel lässt die Polizei rufen, um Tillie aufgrund der angerichteten Schäden festnehmen zu lassen.
Hayatta kalan Romalı askerler Ambiorix ve adamları tarafından kamplarına kadar kovalandı.Die Römer verließen das bewaffnete Lager, so wie es Ambiorix gewollt hatte.
Okul koridorlarında yeni bir kovalamaca başlar.Sie fängt mit dem Wandschmuck im Schulflur an.
Bu nedenle grup tekrar kovuldu.Anschließend wurde das Team bereits wieder aufgelöst.
Teknik direktör Giuseppe Papadopulo, önce kovuldu ama daha sonra geri çağrıldı.Erster Gouverneur war Jacopo Tiepolo, der später Doge wurde.
Sen kovuldun.Tu es viré.
Kovulmadım. İşten çıktım.Je n'ai pas été viré. J'ai démissionné.
Köpek, tavşanı ormanda kovaladı.Le chien a traqué le lapin dans la forêt.
Öğretmen, öğrenciyi okuldan kovdu.Le professeur expulsa l'élève de l'école.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Mutluluk istiyoruz ama mutsuzluk bizi hep kovalıyor.Nous sommes en quête du bonheur, le malheur nous traque.
Fabrikanın kuruluş tarihi 1885 olarak kabul edilir, Moskova'ya Kizlyar'dan 236 konyak Kovası getirildi.La date de la Fondation de l'usine est 1885, quand 236 seaux de brandy ont été importés du Kizliar à Moscou.
Gündüzleri, kendilerinin ağaç kovukları içine yaptıkları yuvalarda geçirirler.Mais ceux-ci tombent sur un orphelinat en plein jour de portes ouvertes.
Koval ailesi, kolektif bir çiftlikte çalıştı.Ses parents travaillent dans la ferme collective d'un kolkhoze.
Bir çatışmanın, kovalamacanın ve aksiyonun olması gerektiğini düşündük.Nous pensions que nous avions besoin de conflit, de courses-poursuites, d'action.
Kulübeye kadar kovalarlar.Ils le suivent jusqu'à la cabane.
Rachel işinden kovulur ve Paris'te başka bir iş teklifi alır.Rachel se fait virer de son travail, et accepte une proposition pour aller travailler à Paris.
Hiçbir işte sürekli çalışmamış, hep çalıştığı işten kovulmuştur.Il est congédié et n'est jamais payé pour le travail qu'il a fait.
Yahudiler ve Hıristiyanlar Fas'tan ve İslam yönetimindeki İspanya'dan kovulmuşlardır.Les Juifs et les chrétiens sont expulsés du Maroc et de l'Espagne islamique.
Onu kovalamayı bıraktığım anda biliyordum ki beni sonsuza kadar kavrayacaktı.Sur le coup, j'ai compris que je l'avais perdu pour toujours.
Kovalent bağ, genellikle benzer elektronegatifliğe sahip atomlar arasında gerçekleşir.La liaison covalente se produit le plus fréquemment entre des atomes d'électronégativités semblables.
Adada içerilere ilerlerken, Shahdee ile tekrar karşılaşır ve onu adanın kalesine kadar kovalar.Il rencontre à nouveau Shahdee, qu'il va poursuivre jusque dans la forteresse de l'Île.
Millwall, 1981-82 sezonunu orta sıralarda bitirir ve Kasım 1982'de Peter Anderson kovulur.Les Lions terminent la saison 1981-1982 en milieu de tableau et Anderson est renvoyé en novembre 1982.
Televizyondaki işinden de yeni kovulmuştur.Elle est aussitôt renvoyée de la télévision.
31 Ocak 1945'te resmen ordudan kovuldu.Il est renvoyé de l'armée le 31 janvier 1945.
16. yüzyılda İspanya'dan kovulan Sefarad'ların çoğu Belçika ve Hollanda'ya yerleşti.Au XVIe siècle, beaucoup de Juifs séfarades expulsés d'Espagne s'installèrent aux Pays-Bas et en Belgique.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod