Horoz, Olexandr Grekhov, Dima Kovalenko, Kedi Inzhyr'in resimlerinde de yer almaktadır.The rooster appears in the illustrations of Olexandr Grekhov, Dima Kovalenko, Inzhyr the Cat.
Ancak Ocak 1935'te müzeden kovuldu ve tutuklandı.However, in January 1935, he was sacked from the museum and arrested.
SPP-1'de olduğu gibi, çalışmanın ilk aşaması bir mermi kovanı geliştirmekti.As with the SPP-1 the first stage of the work was to develop a cartridge.
VKS'de kullanım için kovan çeşitleriCartridge variants for use in the VKS
ShAK-12'de kullanım için kovan çeşitleriCartridge variants for use in the ShAK-12
Eylül 1619'da kötü ruhu kovmaya başladılar.They began to exorcise her in September, 1619.
Kovanlar 1990 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde Teksas'ta bulundu [1]Hives were found in south Texas in the United States in 1990.[1][2]
Bor, kararlı kovalent bağlı moleküler ağlar oluşturma kabiliyeti açısından karbona benzer.Boron is similar to carbon in its capability to form stable covalently bonded molecular networks.
Adıgözel Bey Kovalenskiy'de gizlice görev yaptı.Adigozel bey served at Kovalenskiy secretly.
Kovalamaca oynuyoruz. Katılmak ister misin?Wir spielen Fangen. Willst du mitmachen?
Köpeğim sincapları kovalamayı seviyor.Mein Hund jagt gerne Eichhörnchen.
Kovada su yok.Es ist kein Wasser im Eimer.
Burada yağmur kovadan boşalırcasına yağıyor.Hier schüttet es wie aus Eimern.
Köpek beni kovaladı.Der Hund ist mir nachgejagt.
Kovak Han veya Gök (Kök, Kük) Ata da denir.Die Bezeichnung als Himmelsmitte oder lat.
O ve mürettebat Nate'in büyükannesine gidiyor, bir gölge ile karşılaşıyor ve kovalamakta, ancak boşuna.Er und die Crew gehen zu Nates Großmutter, treffen auf einen Schatten und jagen ihn, aber ohne Erfolg.
Amerikan kovboy ve Arjantin gauchosu ile karşılaştırılabilir.Er ist vergleichbar mit dem amerikanischen Cowboy oder dem argentinischen Gaucho.
Erwin Jaenecke 31 Ocak 1945'te ordudan kovuldu.Erwin Jaenecke wurde am 31. Januar 1945 aus dem Militärdienst verabschiedet.
Fakat Kovalyov burununu yüzüne geri takmayı başaramaz.Kowaljow kann die Nase aber nicht wieder in seinem Gesicht befestigen.
Sri Lanka'da ise paslı kedileri ormandan kovabilecek bengal kedisi bulunmamaktadır.Auf Sri Lanka gibt es dagegen keine Bengalkatzen, die Rostkatzen aus den Wäldern hätten vertreiben können.
Bunlar ancak iki yıl yönetimde kalabilmiş, sonra şehrin halkı tarafından kovulmuşlardır.Dieser herrschte dort zwei Jahre, wurde dann aber von der Bevölkerung vertrieben.
Temsilcisi Wolcott’un yaptıklarını öğrenince onu derhal işten kovar.Als er von Wolcotts Taten erfährt, feuert er diesen.
Mücadelem ve sabrım ile Düşmanları ve aksilikleri kovala, Ve hayatta kal!Mit meinem Kampf und meiner Geduld Vertreibe die Feinde und das Missgeschick, Und überlebe!
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.Das Greshamsche Gesetz beschreibt den Effekt, dass „schlechtes Geld gutes Geld im Umlauf verdrängt“.
Bazen avlarını kilometrelerce kovalarlar.Manchmal verfolgen sie ihre Beute sogar kilometerweit.
Polisler burnu ele geçirirler; ona bir sopa çekerler ve Kovalyov'a geri verirler.Der Polizist, der die Nase festgenommen hat, wickelt sie in ein Stück Papier und bringt sie Kowaljow.
Başında kova vardır.Etwas schwer im Leder.
Kulübeye kadar kovalarlar.Sie verfolgen es bis zur Hütte.
Daha sonra Vuruş Zirvesi kaçan Vanita'yı kovalar.Er verschreckt Vanessa, die daraufhin flüchtet.
14 maçta sadece 2 galibiyet aldı ve 27 Ekim 2007'de kovuldu.Dort spielte er jedoch nur vier Spiele und wurde am 7. März 2008 entlassen.
1927'de Bayer firmasından kovuldu.Es wurde 1970 von der Firma Bayer eingeführt.
Oradayken yanımıza gelen William Hechler'i kaba bir şekilde yanımızdan kovdu, benimle yalnız kalmak istiyordu.Hechler schickte er gleich schroff weg er wollte mit mir allein sein.
Kovalama sonucu Jerry'i perdenin ipine bağlarlar.Bei der Verfolgung bricht Jerry durch den morschen Boden.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Ich werde dich töten!
On iki ile on beş aya ulaşmış genç erkekler, aile reisi erkek tarafından aileden kovulurlar.Im Alter von zwölf bis fünfzehn Monaten werden die Jungtiere vom Männchen aus dem Verband vertrieben.
Bu nedenle kovan zayıflar.Aus diesem Grunde erscheinen sie schwächer.
Alma, evlat edindiği Sofia’nın eğitmeni Bayan Isringhausen’ı kovar.Alma hat für ihre Adoptivtochter Sofia die New Yorkerin Miss Alice Isringhausen als Hauslehrerin eingestellt.
Rolün mükemmel olduğunu düşündü, ama yine kovuldu.Sie erwies sich allerdings als geplündert und wurde wieder zugeschüttet.
Araf dağının zirvesinden Adem ve Havva'nın kovulduğu cennet yer alır.Sie erklärten ihm, dass das das Paradies sei, aus dem Adam und Eva vertrieben worden seien.
Bu arada annesi onu evden kovdu.Die Mutter weist ihn aus dem Haus.
Sınıf (1944): Kovuşturmaya uğradı.Noch 1946 (!) wurde sogar seine Ausweisung verfügt.
Kovulan Yahudilerin bu tarihten ne kadar sonra bu dili konuşmayı bıraktıkları bilinmemektedir.Es gibt keine Informationen, wann nach diesem Datum die Juden diese Sprache aufgaben.
Gerilim dolu bir kovalamaca yaşanır.Eine spannende Verfolgungsjagd.
Eğer Zayn yenilseydi kovulacaktı.Wenn Zayn dies verlieren würde, wäre er von der WWE gefeuert worden.
Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Entsprechend stellt jener Kowaljow beim Erwachen fest, dass ihm seine Nase fehlt.
Bir gün, şirkette çok büyük bir hata yapar ve işten kovulur.çıkar.Bald darauf ereignet sich in der Fabrik ein Unfall, dem er zum Opfer fällt, und er muss die Arbeit aufgeben.
Kovalamacanın sonunda bir barakada karşılaşırlar.Die darauf folgende Verfolgungsjagd endet in einem Park.
Metallica'dan kovulan Mustaine, daha sonra David Ellefson ile tanışarak Megadeth'i kurmuştur.Mustaine gründete daraufhin mit David Ellefson die Metal-Band Megadeth.
Buna kızan gergedanlar onu kovalar.Die verdorbenen Sitten stören ihn.
İki Yahudi kabilesi kovuldu biri de yok edildi.Zwei Stämme sind verkohlt und wurden abgeworfen.
4 Mayıs 2010 tarihinde Bulls baş antrenörü Vinny Del Negro'yu görevinden kovduğunu açıkladı.Am 4. Mai 2010 trennten sie sich von Head Coach Del Negro.
Kız ise büyücüler tarafından kovalandığını söyler.Die Glocke: Als Zauberer verfolgt.
Polis kovalamacaları yaşanır.Die Polizei verfolgt Babeuf.
Çalışmaları yetkililer tarafından onaylanmadı ve kovulmakla tehdit edildi.Taten sie das nicht, wurde ihnen mit der Kündigung gedroht.
Vuruş Zirvesi onu kovalar.Die Herde jagt ihm nach.
Bunun üzerine cennetten kovulurlar.Darin: Dem Schafott entronnen.
Kaptan, elindeki kılıçla, kapıyı kıranları kovalar.Mit gezücktem Schwert verfolgte er die Schwestern.
Gündüzleri, kendilerinin ağaç kovukları içine yaptıkları yuvalarda geçirirler.Sie graben ausgedehnte Baue, in denen sie den Tag verbringen.
Sonra zaten piyesler birbirini kovaladı''.Die Vornehmen ahmten die Tracht nach “.
Her ev yaklaşık olarak 8-10 arı kovanına sahiptir.Jeder Stängel besitzt etwa acht bis zehn Laubblätter.