kot ile cümle

kot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Mutluluk sadece iyi bir sağlık ve kötü bir vicdandır.Happiness is simply good health and a bad conscience.
Maç kötü hava nedeniyle iptal edildi.The match was cancelled due to the bad weather.
Fadıl ya sizin en iyi müttefikiniz ya da en kötü düşmanınız olabilir.Fadil can either be your best ally or your worst enemy.
Bazen en kötü düşmanınız hemen yanınızda yatar ve siz bunun farkında değilsinizdir.Sometimes, your worst enemy is sleeping right next to you and you don't realize it.
Kötü şeyler olabilir.Bad things can happen.
Bu, Fadıl'ın en kötü kabusu.This is Fadil's worst nightmare.
Ben çok kötüyüm.I'm so bad.
Fadıl senin en kötü kabusundur.Fadil is your worst nightmare.
Herkes kötü bir şey olacağından korkuyordu.Everybody was afraid that something bad was gonna happen.
Fadıl en kötüsünü beklemek ve planlamak zorundaydı.Fadil had to expect and plan for the worst.
O, kötü sonuçlanmış bir soygundu.It was a robbery gone wrong.
O, kötü gitmiş bir soygundu.It was a robbery gone wrong.
Belki onun kötü bir vicdanı vardır.Maybe he has a bad conscience.
Bazı genç kadınlar kötü oğlanları cezbediyor.Some young women are attracted to bad boys.
Leyla iyi bir ortak seçmekte çok kötüydü.Layla was very bad at choosing a decent partner.
Tom ya sizin en iyi müttefikiniz ya da en kötü düşmanı olabilir.Tom can either be your best ally or your worst enemy.
Bu sadece seni daha kötü hissettirecek.This is only going to make you feel worse.
Bu kötü bir şey olduğu anlamına mı geliyor?Does this mean something bad has happened?
Ben takımdaki en kötü oyuncu değilim.I'm not the worst player on the team.
Gerçekten kötü bir koç olduğumu düşünüyor musunuz?Do you really think I'm a bad coach?
Tom Mary'nin benim üzerimde kötü bir etkisi olduğunu söylüyor.Tom says Mary has been a bad influence on me.
Dün kot pantolon giymiyordum.I wasn't wearing jeans yesterday.
Sami dün kot pantolon giymiyordu.Sami wasn't wearing jeans yesterday.
Kendimi en kötüsü için hazırladım.I prepared myself for the worst.
Tom senin benim üzerimde kötü bir etki olduğunu söylüyor.Tom says you're a bad influence on me.
Neredeyse her gün kot pantolon giyerim.I wear jeans almost every day.
Dün kot pantolon giyiyordum.I was wearing jeans yesterday.
Tom, kötü hava koşullarına rağmen geldi.Tom came in spite of the bad weather.
Sanırım kötü görünümlü değilim.I think I'm not bad-looking.
Sanırım kötü bir koç değilim.I think I'm not a bad coach.
Kötü bir koç olmadığımı düşünüyorum.I think I'm not a bad coach.
Tom senin üzerinde kötü bir etki.Tom is a bad influence on you.
Sami'nin bedeni birtakım kötü ruhlar tarafından ele geçirilmişti.Sami's body was possessed by some evil spirit.
Benim prognozum kötü.My prognosis is bleak.
Zengin olmak doğal olarak kötü değildir.Being rich is not inherently bad.
Kar kötü bir kahverengi renktir.The snow is a hideous brown color.
Ben onu çok kötü biçimde konuşuyorum.I speak it very poorly.
Gidiyor olman çok kötü.It's too bad you're leaving.
Ben kötü bir adamım.I'm a bad man.
O kötü bir adamdır.He's a bad man.
Şapkamı giymeyi unuttum ve yüzüm kötü biçimde güneşten yandı.I forgot to wear my hat and my face got badly sunburned.
Kötü bir durumun en iyisini yapmaya çalışıyoruz.We're trying to make the best of a bad situation.
Tom Mary'nin kötü davranışlarından bıkmıştı.Tom is fed up with Mary's bad behavior.
Umarım kötü bir şey olmaz.I hope something bad doesn't happen.
Tom dün kot pantolon giymiyordu.Tom wasn't wearing jeans yesterday.
Kötü görme yeteneğim olduğundan dolayı kağıt kitapları okuyamıyorum.I can't read paper books because I have bad eyesight.
Tom, John'dan daha kötü durumda.Tom is in worse shape than John.
Tom dün kot pantolon giymedi.Tom didn't wear jeans yesterday.
Tom için daha kötü olabilirdi.It could've been worse for Tom.
Çok kötümser davranıyorsun.You're being too pessimistic.
Tom yemek pişirmede oldukça kötüdür.Tom is pretty bad at cooking.
Tom yemek pişirmede oldukça kötü.Tom is pretty bad at cooking.
Tom, Fransızca'da oldukça kötüdür.Tom is pretty bad at French.
Tom kötü bir adamdır.Tom is a bad man.
Sen çok fazla kötümsersin.You're way too pessimistic.
Kötü bir şey olabilir.Something bad might happen.
Sen çok kötümsersin.You're very pessimistic.
Çok kötü bir gün geçirdim.I had a very bad day.
Lütfen küfür etmeyi keser misin? Çocuklar için kötü bir örnek oluşturuyorsun.Can you please cut down on the swearing? You're setting a bad example for the kids.
Her kelime geleceği değiştirir. İster iyi ister kötü olsun, konuşulan sözcüğe bağlıdır.Every word alters the future. Whether good or bad, depends on the word spoken.

İlgili Sayfalar