Sadece bundan vazgeçtim, bilirsiniz, ve yumrukları uçmaktan koruyor gibiydimI just backed out of that, you know, and I just kind of kept the fists from flying.
Bu yüzden insanlar da koruyor.So the people kept it.
Hadi Jamie, seni koruyorum! Hadi, bir, iki, üç. -Bir şeyin yok.Let me out.
Gelecek nesiller için eserleri de koruyorlar.They also preserve artifacts for posterity.
Siz bizi koruyorsunuz, Tahrir Meydanı'nda olanları göstererek...You are protecting us by showing what is happening at Tahrir Square."
Burada mesafeyi koruyoruz. Bak unutma!We are keeping our distance here, don't forget!
Yani aslında o şey hala orjinal halini koruyor ancak yeni bir biçimde sunuluyor.So it still is what it is originally, But then is revealed in a different way.
Ancak bağışıklık sisteminiz vücudunuzu korumakla, meşgulken bağışıklık sisteminizi ne koruyor?But while your immune system is busy protecting your body, what is protecting your immune system?
Suyun doğal minerallerini koruyor.It maintains the natural minerals of water
Bu özellikleri koruyor olacağız.We're working on getting these features re‑established.
Eğer yasanın kuralları yoksulu ve savunmasızlığı koruyorsa;If the rule of law is sound, it protects the poor and it protects the vulnerable.
Benim ülkem güvenliğini askeri işbirlik yoluyla koruyor, bu çok açık.And my country relies on its security through military alliance, that's clear.
Bakın arkadaşlar, sorun değil. siz sadece arkadaşınızı koruyordunuz.Look, guys, no sweat. You were just looking out for your friend.
Bazen bizi hem de koruyorlar.Sometimes they even protect ourselves [us].
Bu ise çok düşük güç. Boynuna dokunarak, gerçekte kendini koruyorsun.When you're touching your neck, you're really protecting yourself.
Ailemi oluşturan şey sevgi, çünkü beni koruyorlar ve benimle ilgililer.What makes my family is love because they keep me safe and care for me.
Eğer tapınağımıza giren olursa, bizim orayı hayatımız pahasına koruyor olmamız gerekiyordu.If anyone breaks into our temples, we were to defend the temple with our life.
Rezero eğim açısını bir sensör ile sürekli ölçerek dengesini koruyor.Rezero keeps his balance by constantly measuring his pitch angle with a sensor.
GB: Elbette ulusal kimlik önemini koruyor.Well, of course national identity remains important.
Çelişkiyi şimdiden görebiliyorsunuz. kahve hem kanser yapıyor hem de kanserden koruyor.So already you can see there are contradictions. Coffee both causes and prevents cancer.
Peki bizi kim koruyor?And what is there for us?
Bu bugün de geçerliliğini koruyor.That's still true today.
İngiltere'de Thames Bariyerleri Londra'yı fırtına dalgalarından koruyor.In the U.K., the Thames Barrier protects London from storm surge.
Birbirlerine destek olup koruyorlar, beraber çalışıyor ve rahatlığa ulaşıyorlar.They graze, they defend each other, they work together, they generate wealth.
Ancak bazıları hâlâ iyimserliğini koruyor.Nevertheless, some remain optimistic.
SETimes: Gazivoda Gölü'nü kim koruyor?SETimes: Who is protecting Gazivoda Lake?
AKP, en azından resmi olarak, AB üyeliğine olan bağlılığını koruyor.At least officially, AKP remains committed to pursuing EU membership.
PASOK'un hükümetin sorunlarından faydalanacak bir konumda olup olmadığı hâlâ belirsizliğini koruyor.It remains unclear whether PASOK is in a position to capitalise on the government's woes.
Ljajiç, "Ordu içindeki bazı güçlü isimler Mladiç'i koruyordu.""Some powerful people in the army were protecting Mladic," Ljajic said.
Kroi i Vitakut (Brdjani) mahallesini EULEX özel polisi koruyor.EULEX special police are guarding the Kroi i Vitakut (Brdjani) neighbourhood.
Durum kontrol altında, ama yine de hassasiyetini koruyor demek daha doğru.I can say that the situation is under control but remains fragile.
Kosova'nın kuzeyindeki Sırplar Temmuz ayından bu yana barikat kurup bunları koruyorlar.Serbs in northern Kosovo have been setting up and manning barricades since July.
Moskova dünyanın en pahalı şehri olma özelliğini koruyor. 2007 listesinde İstanbul 38. olmuştu.Moscow remains the most expensive city in the world.
Selimi, "Düzenli bilgi alışverişi için gereken asgari iletişimi koruyoruz."We keep the minimum communication necessary for regular exchange of information.
IMF'nin kamu sektörü ücretlerindeki bu artışa nasıl tepki vereceği halen belirsizliğini koruyor.Still unclear is how the IMF will react to the growth in public sector salaries.
Buckovski: Makedonya'daki Güvenlik Durumu Kırılganlığını KoruyorBuckovski: The Security Situation in Macedonia is Fragile
Bunun sonbahardaki seçime değin sürüp sürmeyeceğiyse belirsizliğini koruyor.Still unclear is whether it will survive the autumn election.
BH'nin "Gen Bankası" indijenöz bitkileri koruyorBiH's "Gene Bank" preserves indigenous plants
Ada, kristal mavi denizi ve güzel mağaralarıyla orijinalliğini koruyor.The island has preserved its authenticity with its crystal blue sea and beautiful caves.
KFOR askerleri Kosova ile Sırbistan arasındaki sınırı koruyorlar.KFOR soldiers guard the border between Kosovo and Serbia.
Yeni bir seçimin ne zaman yapılacağı, hatta yapılıp yapılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.It is unclear if and when a run-off will be held.
MHP kasetlerinin yayınlanmasının arkasında kimin olduğu belirsizliğini koruyor.It remains unclear who was behind publication of the recent MHP cassettes.
Ancak Kaddafi'nin ölümünün hangi şartlarda gerçekleştiği belirsizliğini koruyor.Circumstances surrounding the death, however, remain blurry.
İş dünyası: Arnavutluk istikrarlı ekonomik ilerlemeyi koruyorBusiness: Albania maintains stable economic progress
Anlaşmanın ayrıntıları belirsizliğini koruyor.Many details remain unclear.
Öte yandan Kosova, ciddi bir endişe kaynağı olarak durumunu koruyor.On the other hand, Kosovo remains a serious concern.
Salıverilme şartları hala belirsizliğini koruyor.The circumstances of his release remain murky.
Azınlık hissedarlarının durumu da belirsizliğini koruyor.The status of minority shareholders also remains uncertain.
Köprü, bir çok defa onarımdan geçmiş olsa da orijinal görünümünün çoğunu koruyor.It retains much of its original appearance, although it underwent repairs several times.
AK raporuna göre, yolsuzluk BH'de yaygın bir sorun olarak yerini koruyor. [Arşiv]Corruption continues to plague BiH, the EC says. [File]
AKP ile CHP arasında varılan anlaşmanın ayrıntıları belirsizliğini koruyor.Details of the agreement hashed out between the AKP and CHP remain unclear.
Çok sayıdaki tutuklamaya rağmen davanın önemli ayrıntıları hala belirsizliğini koruyor.Despite many arrests, important details of the case are still unclear.
Yine de, eski Yugoslav sektör liderinin geleceği belirsizliğini koruyor.Even so, the future of the former Yugoslav industrial leader remains uncertain.
Hırvatistan kendi üreticisi olan Rovinj tütün fabrikasını %38'lik gümrük vergisiyle koruyor.Croatia protects its manufacturer, the Rovinj tobacco plant, with a 38% customs tax.
Türkiye soykırım iddialarını reddederken, sorun hassasiyetini koruyor.The issue remains highly sensitive, with Turkey refusing allegations of genocide.
AB'nin planı hukuki açıdan bünyesine alıp almayacağı ise belirsizliğini koruyor.Whether the EU will acquire the plan in legal terms is an unresolved issue.
General Erhard Drews: Durum dengesizliğini koruyor ve yakından izlenmesi gerekiyor.General Erhard Drews: The situation remains volatile and needs continued close monitoring.
Bu ismin kökeni ve anlamı belirsizliğini koruyor.[11][12]The origin and meaning of this name remains uncertain.[11][12]
İlk başta natürmortları Hollanda'da kullandığı bastırılmış tonları koruyordu.At first his still lifes maintained the subdued tones that he used in the Netherlands.
Rungholt'un kesin konumu belirsizliğini koruyor.The exact location of Rungholt remains unclear.