Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Kot kaže, je to eden najpomembnejših obrambnih mehanizmov proti raku.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Tämä on yksi tärkeimmistä puolustusmekanismeistamme syöpää vastaan.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Und das erweist sich als einer der wichtigsten Verteidigungs-Mechanismen gegen Krebs.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Và đó hóa ra là một trong những cơ chế tự vệ quan trọng nhất chống ung thư.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Y ese resulta ser uno de nuestros mecanismos de defensa más importantes contra el cáncer.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Επομένως αυτό αποτελεί έναν από τους σημαντικότερους αμυντικούς μηχανισμούς ενάντια στον καρκίνο.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Виходить, це один із наших найважливіших механізмів захисту проти раку.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.И это оказывается одним из наших важнейших защитных механизмов против рака.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.Това се оказва един от най-важните ни защитни механизми срещу рак.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.וזה הופך להיות אחד ממנגנוני ההגנה הכי חשובים שלנו כנגד מחלת הסרטן.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.ويتضح أن هذا هو أحد أهم خطوط دفاع الجسم ضد السرطان.
Bu da, kanseri karşı korunma mekanizmalarının en önemlilerinden biri.一番重要な 防衛機制です 血管新生を遮断して
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.Astfel descoperim cât de vulnerabil e sistemul.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.Ez az egész azt mutatja, mennyire ki van szolgáltatva a rendszer még a hibáknak is.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.Het laat zien hoe kwetsbaar het systeem is voor fouten.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.Isto mostra o quão vulnerável o sistema é, mesmo a erros.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.이 점은 인터넷 시스템이 한낱 실수에도 얼마나 취약한지 보여 줍니다.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.Это лишний раз доказывает, насколько уязвим интернет к случайным ошибкам.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.וזה מראה לכם כמה המערכת פגיעה אפילו לטעויות.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.وهذا يُظهر لكم مدى ضعف هذا النظام حتى مع الأخطاء.
Bu da sistemin küçük hatalara karşı bile ne kadar korunmasız olduğunu gösteriyor.故意的な攻撃に対してどれだけ脆弱か想像してください
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Asiaa käsitellään vuoden 2008 erityiskysymyksessä, joka koskee riskialttiita nuoria.
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Den här frågan belyses i temakapitlet 2008 om utsatta ungdomar.
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Dit onderwerp wordt belicht in het selected issue uit 2008 over kwetsbare groepen.
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Este tema se destaca en la cuestión particular sobre jóvenes vulnerables de 2008.
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Rapportannuel2008:ÉtatduphénomènedeladrogueenEurope
Bu husus 2008 korunmasız gençler hakkındaki seçili konuda vurgulanmıştır.Výročnízprávazarok2008:StavdrogovéproblematikyvEvropě
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Besluten avspeglar ofta andra prioriteringar än skydd av bestånden.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Deze beslissingen weerspiegelen vaak andere prioriteiten dan de bescherming van visbestanden.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Estas decisiones reflejan a menudo prioridades diferentes que la protección de las poblaciones.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Estas decisões muitas vezes reflectem outras prioridades em vez da protecção dos stocks.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Przez wieki fundamentem lokalnej gospodarki była obfitość ryb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Queste decisioni spesso riflettono priorità diverse dalla protezione degli stock.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Tato rozhodnutí často odrážejí jiné priority, než je ochrana populací ryb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Te odločitve so pogosto temeljile na prednostnih nalogah, ki niso zajemale zaščite staleža.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Tieto rozhodnutia často zohľadňujú iné priority než ochranu zásob rýb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Usein päätökset perustuvat ensisijaisesti muihin tekijöihin kuin kalakantojen suojeluun.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Η ιστορία της Βαλτικής δεν είναι μία απλή υπόθεση.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Тези решения често отразяват приоритети, различни от опазването на ресурсите.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Das zeigt die enorm große Rolle, die ein Meeresschutzgebiet spielen kann.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.De allí el papel enorme que puede cumplir una zona marina protegida.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Di qui l'importantissimo ruolo delle aree marine protette.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.D'où le rôle énorme qu'une aire marine protégée peut jouer.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.그렇기 때문에 보호된 해역은 중요한 역할을 합니다.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Observăm de aici rolul uriaș pe care îl poate juca o zonă marină protejată.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Sehingga ada peranan besar yang dapat dimainkan oleh daerah perlindungan lautan.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Vandaar de enorme rol die beschermde zeegebieden kunnen spelen.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Và như thế, vai trò to lớn mà vùng biển được bảo tồn có thể đóng góp
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.W związku z tym, morskie obszary chronione mogą odegrać ogromną rolę.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Ιδού λοιπόν ο τεράστιος ρόλος κι η σημασία των θαλάσσιων προστατευόμενων περιοχών.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.И оттук, огромната роля, която една защитена водна област може да играе.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.Поэтому, огромна роль, которую может играть морской заповедник.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.ומכאן החשיבות העצומה שיש לאזורים הימיים המוגנים.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.وبالتالي، الدور الأساسي الذي تلعبه منطقة بحرية محمية.
Bundan dolayı, korunma alanları önemli rol oynuyor.大きな役割を果たすでしょう 海洋保護区では
Bu nedenle biz de, bu ormanların korunması gerektiği konusunda yetkili kurumları ikna etmeye çalışıyoruz.A mi feladatunk az, hogy meggyőzzük a hatóságokat, hogy ezeket az erdőket meg kell védeni.
Bu nedenle biz de, bu ormanların korunması gerektiği konusunda yetkili kurumları ikna etmeye çalışıyoruz.Ed il nostro lavoro è convincere le autorità che queste foreste devono essere protette.
Bu nedenle biz de, bu ormanların korunması gerektiği konusunda yetkili kurumları ikna etmeye çalışıyoruz.Et notre travail est de convaincre les autorités que ces forêts doivent être protégées.
Bu nedenle biz de, bu ormanların korunması gerektiği konusunda yetkili kurumları ikna etmeye çalışıyoruz.우리의 일은 권위 당국들을 납득시켜 이 숲들이 보호될 수 있도록 하는 것입니다.
Bu nedenle biz de, bu ormanların korunması gerektiği konusunda yetkili kurumları ikna etmeye çalışıyoruz.Onze taak is het om de autoriteiten ervan te overtuigen dat deze bossen moeten worden beschermd.