Bina, ikinci dereceden korunması gereken yapı statüsündedir.该建筑是二级保护建筑。
Buraların iyeler (koruyucu ruhlar) tarafından korunduğuna inanılır.《益部耆舊雜記》:嗣為人美厚篤至,眾所愛信。
Bu uç diziler çok iyi korunmuşlardır.所幸查案的員警非常的照顧他們。
Avrupa Birliği insan haklarının korunması konusunda etkin bir görev üstlenmiştir.創立聯合國的另一個目的就是維護人權。
Osmanlı toprak bütünlüğü korundu.石雕像保存完整。
Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar korunmuştur.西村堂建筑保存至今。
Daha sonradan aynı tasarım korunarak logoda kısmi bir değişiklik yapılmıştır.在盛唐以後,蓮花圖案產生了更多的變化。
Dünya Korunma Birliği'ne göre 1500 yılından itibaren 784 türün tükendiği kesin olarak kanıtlanmıştır.於1500年至2006年,世界自然保護聯盟就列出了784個已滅絕物種。
Zayıf isospin korunması yasası T3 'ün korunması ile bağlantılıdır; tüm zayıf etkileşimler T3'ü korumalıdır.弱同位旋守恒定律表明了弱同位旋第三分量T3的守恒:在所有弱相互作用过程中,T3必须守恒。
Zübare, bölgedeki 18. ve 19. yüzyıl yerleşimlerinin en kapsamlı ve en iyi korunmuş örneklerinden biridir.它是該地區在十八至十九世紀定居點範圍最廣,保存最完好的例子之一。
Böylece vampir güneş ışığından korunan ve gözlerden uzak bir yer bulmaya ihtiyaç duyar.讓吸血鬼們召喚異界的天空,不受太陽光影響。
Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmaktadır.歐洲在動物權利立法上也已做過努力。
Mavi alakargalar genellikle bu sesleri şahinlerden korunmak için çıkartırlar.(電影裡的吸血鬼通常是直接從脖子咬下。
Çünkü diskin toplam açısal momentumu korunur.曼联基本彻底控制了加时赛。
Yerliler bu kuşu, kümes hayvanlarının korunması için evcilleştirirler.相信這是它們在當地的適應性來捕捉鳥類。
Şato Avrupa'nın en iyi korunmuş Rönesans su şatosudur.位於南部的伊埃斯科城堡是歐洲保存最好的文藝復興風格的臨水城堡。
Çift taraflı olarak yarım yuvarlak kuleler ile korunan bu kapı bir sivri tuğla kemerin içinde açılmıştır.梢间前后檐是坎墙槅扇窗,侧面开门。
Korunacak bölge tanımlanır.位置是護鋒。
İslamda da bu anlayış korunmuş ve hac haram aylardan olan Zilhicce ayında yapılmıştır.賽米(セミ,Semi) 身材高大的月人,王子的手下,個性憨厚老實。
Korunmaya muhtaçtır.기호는 es이다.
Çevre üzerindeki ağaçlar korunacak ve doğal bir çit gibi davranmak için daha fazla çevreye taşınacaktır.주변에 있는 나무는 그대로 유지되고 더 자연스러운 울타리로 작동하기 위해 주변으로 이동한다.
Sağlığın Korunması c.기호는 c.
Tula, siperlerdeki asker ve sivillerden oluşan kararlı savunmacılar tarafından elde tutuldu ve korundu.툴라 자체는 방어진지에 포진한 결연한 군인과 민간인들에 의해 사수되었다.
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri.중요 시설 및 병참선을 경비.
Dünyadaki en iyi korunmuş Roma kalıntılarından biridir ve Afrika'da bir benzeri yoktur.전세계에 남아있는 로마 유적 중에서도 가장 잘 보존된 것으로, 특히 아프리카 내에서는 단연 독보적이다.
Elyazması adını, yüzyıllar boyu korunmuş olduğu Kells manastırından almıştır.켈스의 서라고 하는 명칭은 수백년 동안 간직했던 켈스 수도원에서 유래하다.
Fakat duygular sıklıkla korundu.그러나 관용명은 종종 보존된다.
Bu şekilde kafanın soğuktan azami biçimde korunması amaçlanır.그들의 생각은 냉혹한 시장에서 한마디로 불가능에 가까웠다.
Ancak Helenistik kültür, özellikle geçmişinin korunmasında bazı bölgelerde başarılı olmuştur.그러나 헬레니즘 문화는 나름의 성과를 남겼는데, 특히 과거의 유산을 보존한 것이 그러하다.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.식사 전에는 큰 소리로 덕담을 나누나, 식사 중에는 별로 말을 하지 않으며, 물은 주로 식후에 마신다.
Havaalanı, Devamlı Destek Misyonu ve Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri (ANSF) tarafından korunmaktadır.공항은 확고한 지원 임무(Resolute Support Mission (RSM))과 아프가니스탄 보안군(ANSF)의 관리를 받고 있다.
Burada ise bir yıl boyunca her türlü dert ve hastalıktan korunulacağına inanilir.이렇게 하면 1년 내내 병이 없고 재앙을 물리칠 수 있다고 믿었다.
Bu tanklar savaşa uygun değildi ve sonra dan saldırılardan korunmak için kullanıldılar.이 탱크들은 대전차용으로 설계되지는 않았지만, 그들은 적어도 대전차 공격을 방어할 수는 있었다.
Akümülatör temiz ve kuru olarak korunmalıdır.이 입장료는 보호구역을 깨끗하고 양호한 상태로 유지하는데 사용된다.
Böylece yeni biçim korunmuş olur.기호는 Ω 이다.
Compton olayında enerji korunur.Compton이라는 곳에 묶여 있었지.
Umulur ki korunursunuz." 184.서려(기원전 184년 ~ ?)
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.142쪽. 투표나 개표를 감시하고 감독함.
Takvanın üç mertebesi vardır: Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.새로운 믿는 이들이 자랄 때, 그들은 진리 안에서와 몸 안에서의 그들의 기능 발휘 안에서 온전케 되어야 한다.
Böylece Narsil korundu.셰라자드를 헌신적으로 경호한다.
Wu’nun NBS’deki deneyleri bu fikri doğruladı: zayıf nükleer etkileşim altında eşlem korunmuyordu.이 예상은 적중했고, 우젠슝의 실험은 반전성이 약한 핵 상호작용 아래에서 보존되지 않음을 증명했다.
Ülkenin nükleer tehlikelere karşı korunma stratejisini belirlemek.다른 핵무기 보유국에 대한 위협 및 견제.
Hac ve tapınım, kendileri için bir korunma olarak kabul edilirdi.세계와 나의 교류는 나의 향유로서 구성되며, 나는 이를 자기향유를 위해 소비한다."
Eski şehir, kısmen korunmuş bir duvar ile çevrilidir.마을은 진흙으로 된 벽으로 둘려쌓여 있다.
Ayrıca vahşi yaşamın korunması için de önemli bir alandır.또, 목숨과 건강을 유지하는 데 중요한 신호 가운데 하나이다.
Kazaklar, askeri öğrenciler ve muhafızlar tarafından korunan saray 8 Kasım’da sabaha karşı saat 2’de düştü.겨울 궁전은 러시아군과 사관학교 생도, 여군이 방어를 맡고 있었지만, 거의 저항없이, 26일 새벽 오전 2시경에 점령되었다.
Termodinamiğin birinci yasası "enerjinin korunumu" olarak da bilinir.열역학 제 1법칙은 에너지 보존의 법칙이라 불린다.
O dönemde vücudu boyama hem bir çeşit süslenme hem de sihirlerden korunma şekli idi.고려시대에 원진, 법민, 무학이 중창하였으나, 임진왜란 때 소실되었다.
2005'in başlarında koruncaklar pratiksel olarak limitsiz olmaya elverişliydi.2005년 무어의 발표 후 현재는 사실상 무어의 법칙이 의미가 없다.
Bunların başında /g/ ve /ġ/ seslerinin kelimelerde korunmuş olması gelir.ㅑ와 ㅗ를 연이어 내는 이중모음 (-iao) 표기에 사용했을 거라 추정된다.
Çünkü diskin toplam açısal momentumu korunur.연정회를 중심으로 자치론이 본격적으로 대두.
Bıçağın kenarları kabuk demir tarafından korunmaktadır.통로의 모퉁이는 철로 된 갈고리로 고정되어있다.
Bunun sonucu olarak arteriyel oksijen ve/veya karbon dioksit seviyesi normal aralıklarda korunamaz.이 증상이 일어나면 동맥 산소 및 이산화탄소 수준이 통상 범위 안에서 유지할 수 없다.
Çapı RNA'da 6 nm dir ve protein kaplı hücresel enzimler tarafından korunur.RNA는 6나노미터의 반지름에 위치해 있고 RNA는 외피 단백질로서 세포 효소의 반응으로 보호된다.
Son üç azınlık dini resmen tanınmış ve korunmuş ve İran parlamentosunda sandalyeleri bulunmaktadır.שלוש הדתות האחרונות שהוזכרו, מוכרות באופן רשמי ומוגנות, ואף שמורים להן מושבים בפרלמנט האיראני.
Dolayısıyla atıldığı yeri bilmek, korunmak için yeterli değildir.הכרזה על שטח כפארק אינה מספיקה על מנת להגן עליו.
Termessos kenti iyi korunmuş bir antik yerleşmedir.העיר העתיקה משומרת היטב.
Gerçekte, enerji de momentum da korunur, yani iki yaklaşım da uygundur.כיום ברור שגם התנע וגם האנרגיה נשמרים, ושתי הגישות משלימות זו את זו.
Çeşme ilk yapıldığı yerde korunmaktadır.קברם היה הראשון שנכרה במקום זה.
Bununla birlikte manastırların kendi kendine yetme ilkesi halen korunmaktadır.כן הם מצוּוִים לשמור על קדושת עצמם.