Bu, savaş boyunca, her ne pahasına olursa olsun, kentin korunacağı anlamına geliyordu.もちろん口頭で申し入れられたことは、すべて町は守ります。
Abrosaurus’un holotipi ya da orijinal örneği, iyi korunmuş ve neredeyse tam olan bir kafatasıdır.ホロタイプであるアブロサウルスの最初の標本はほぼ完全で保存状態の良い頭骨である。
1946 yılında Lopé-Okanda Vahşi Yaşam Alanı kurulduğunda Gabon'un ilk korunan alanı oldu.1946年にロペ=オカンダ野生動物保護区が創設された際に、最初に保護された地域である。
Bu yetenek evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde korunmuştur.財力を蓄え、自らの実験室で薬剤を作った。
Tıbbi bir biçimde korunması gereken şey bu bedendir.心臓もその発生からは体の中央にあるべきものである。
Area 51 Devlet tarafından korunan uzay gemisinin içinden Element 115 taşını alır.エリア51に捕らわれていた雷電を救出したのも彼らである。
Post ağacı saran ve hiç uyumayan devasa Kolkhis Ejderhası tarafından korunmaktadır.コルキスの王が所有し、眠らないドラゴンによって守られていた。
Enfeksiyondan korunmak için ilaçlı göz damlaları da verilir.免疫応答を調節する他の薬物も知られている。
Evi bir müze olarak korunmaktadır.彼の生家は博物館として保存されている。
Bununla birlikte, KDS körü körüne istihdam edilmemelidir.なお、KDDIのauでは使われていない。
Polonya Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşlarının korunması ve savunulması.ポーランド国家とポーランド国民の利益の代表・保護。
Yerliler bu kuşu, kümes hayvanlarının korunması için evcilleştirirler.鳥によってはこのストレスのために毛引きをするようになるかもしれない。
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.やってはいけない3つのルールがあり、1つ目は強い光に当ててはいけない、2つ目は水をかけてはいけない、3つ目は午後3時以降、餌をあげてはいけない。
Annuminas taşıyla birlikte karanlık yıkılana kadar burada korundu.^ 会津騒動によって石見吉永に減封されるまで。
Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır.月の石のほとんどは湿気ないように窒素の中に保存されている。
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar.(コマをつけて運行することは恥とされる。
Yıkıntı halinde korunmaktadır.難産の為死去。
Aynı zamanda, insan haklarının korunmasını ve kadının güçlendirilmesini de destekler.女性の権利を保障し、社会的経済的地位を向上させる。
Eser çok iyi bir şekilde korunmuştur.太子太保を加えられる。
Böylece yeni biçim korunmuş olur.進行は新保が担当。
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.ムカデ 大きくなるためのキノコを守っている。
Burada yüksek güvenlik ile korunan bir hapisanedeki esirleri kurtarmaya çalışırlar.この刑務所には最高警備を必要とする一般囚人も収容している。
İlde 3 tane bölgesel doğa parkı ve 3 korunan doğa rezervi bulunmaktadır.また、3つの自然公園、3つの特別保護地域が設けられており自然も豊かである。
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.風雨から家屋を守るため。
Cilt yüzü korunarak (sırçası) işlenir ki eğer cilt yüzü alınırsa suet deri elde edilmiş olur.背を高く(足を長く)見せ、頭身の外見的均衡を整える(これについては逆にスタイルを悪化させるとの指摘がある)。
Pan: Satirlerin ve doğanın korunmasını temsil eder.召喚獣 クリスタルと自然界の守護者。
M.Ö. 5. yüzyılın sonlarına tarihlenen iyi korunmuş olan Apollon Epikurios Tapınağı ile ünlüdür.紀元前5世紀半ばのアポロ・エピクリオス神殿が、良好な保存状態で残っていることで知られている。
Akdeniz'den korsanlara karşı korunmak için daha da korunaklı olarak yeniden yapılmıştır.海賊退治のため南方へ派遣される。
Bu sıvı sayesinde, hem anne ve bebek birbirlerinden faydalanırlar hem de korunmuş olurlar.母と子、共に健康にとって恩恵があるためである。
Kuzey rüzgârlarından iyi korunur.北風と張り合っている。
Atina ise, kendi topraklarının korunmasını zaafa uğratmamak için kuvvet göndermeye yanaşmamıştır.しかし中つ国へと渡った叛乱者のためにかれは助力を与えず、かれらがアマンの地へと逃げ帰ることも禁じた。
Bu ırk yüz yıllar boyu iyi korunmuş ve bölge dışına çıkışları yasaklanmıştır.千年の歴史を持つが、長年迫害されており、公の場に姿を見せることは禁じられていた。
Tatlı su balıkları arasındakilerden bazıları korunmaktadır. Onları yakalamak veya satın almak yasadışıdır.川魚の中には、天然記念物等に指定され保護されているものがいます。捕ったり、購入したりすることもダメです。
Korunmaya muhtaçtır.應當思考保全之策。
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.(4) 人人有为维护其利益而组织和参加工会的权利。
1203 Ağustos'unda Haçlılar, Müslüman ve Yunan karşıtı güç birliğince korunan bir camiye saldırdılar.1203年8月,十字军袭击一座清真寺,由穆斯林和希腊人联合起来进行保护。
Eser çok iyi bir şekilde korunmuştur.並好好的保存著。
Mülkiyet hakları iyi korunmuştur ve sözleşmeye dayalı antlaşmalar kesinlikle uygulanmaktadır.以符箓道法为主,也有守柔弱的内炼之法。
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.每个女性的权利都应得到尊重,重视和保护。
Takvanın üç mertebesi vardır: Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.三條家的家風是對於信仰方面相當堅定,而且秉性節儉。
Dosyalar şifre ile korunabilir.文件可以用密码保护。
İkisi de merkezidir ve korunur.奉明禋而有恪。
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.目前保育等級為安全(Least Concern)。
Dünyada sadece 30 tane altın kaplan kalmıştır.Bunların hepsi hayvanat bahçelerinde korunma altındadır.那個年代的歐洲野牛剩下不到50頭,全部都在動物園裡。
Vücut sıcaklığının korunmasına yardım eder.因此,这对维持体温有帮助。
Hüyük (Büyük Çorca), insanların barınmak ve korunmak amacı ile inşa ettikleri bir yapıdır.鎖是一種安保設施,是人類為了保護自己的財產而發明的一種用鑰匙才能開啟的裝置。
Bernoulli prensibi, enerjinin korunumu yasasından çıkarılabilir.伯努利定律可以從能量守恆定律來推演。
Genellikle düşman askerleri tarafından fırlatılan silahlardan korunmak için kolun üzerinde taşınırdı.多次在敵軍火力威脅下抢救伤员。
Hac ve tapınım, kendileri için bir korunma olarak kabul edilirdi.於實無我起有我貪,名為我愛。
Amerika'da yer alan en iyi korunmuş kalelerden birisidir.他们是我们美国所庇护的最恶劣的一群人。
Doğrusal momentum ve toplam enerjinin korunumu; Bu, tek bir gama ışınının oluşturulmasını yasaklar.動量及能量守恆,因此不允許產生單一個伽马射线。
Bu durumda sağlığımız nispeten korunmuş olur.因此我們應視著保護我們的環境。
Hastalıktan korunma yolları arasında sigarayı bırakma ve sağlıklı beslenme sayılabilir.預防食道癌的方式則包括戒菸與健康飲食。
Hemen hemen hiç kılları yoktur ve kalın bir yağ tabakası ile soğuktan korunurlar.門牌幾乎已經無法讀取,可能是「壽滿寺(じゅまんじ)」。
Geminin merkez üstyapısı ise 16 cm (6,3 inç) kalınlıkta zırh ile korunuyordu.舰只的中央堡垒受到160毫米(6.3英寸)厚的装甲保护。
Ancak bazı korunaklı vadilerde bu değer 1.000 milimetreden daha azdır.尽管如此,还有一些小的喷泉可能只在一千美元左右。
Rusya telif hakkı yasasına göre devlet sembolleri ve işaretleri telif hakları ile korunmamaktadır.根据《俄罗斯联邦著作权及邻接权法》的规定,国家标志不受著作权的保护。
Korunmasız olarak yaklaşılırsa sizi tutar ve enerjinizin bir kısmını kendine aktarır.如果他願意幫忙,就提供自己的能量給他,並且先給他部分能量讓他恢復容貌。
İmparator Kilise’nin korunmasını kendinin en önemli hakkı ve sorumluluğu olduğunu düşündü.主教對信仰的純正和教會的治理,負有最重要的責任和最高的權威。
On ay boyunca kendilerine avlanmayı ve erkek ayılardan korunmayı öğreten annelerinin yanından ayrılmazlar.諸將咸諫,以慕容永未有釁,連歲征役,士卒疲怠,請俟他年。