Günümüze kadar çok iyi korunmuş, masif bir anıt olarak gelmiştir.Rendkívüli jó memóriával megáldott ember mind a mai napig.
Şadlinski ilk zamanlar Nahçıvan sınırlarının korunmasında görev aldı.Cuvier elsőként irányítja a figyelmet a fennmaradt halfosszíliákra.
Bu nedenle Richmond Kontu'nun hayatının korunması elzem görünmekte idi.Szolgálataiért Edward megtette Richmond grófjának.
Enfeksiyondan korunmak için ilaçlı göz damlaları da verilir.Emellett a fertőzés megelőzésére antibiotikum adnak.
Su gezegende az bulunan bir madde olduğundan kültürleri suyun korunmasını temel alır.A legalsó kultúrát azonban nehéz tanulmányozni, mert talajvízben áll.
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.Maalaukset edustavat Bulgarian parhaiten säilyneitä esimerkkejä hellenistisen ajan taiteesta.
Tümenin 2. alay komutanı Albay Kunio Nakagawa adanın korunması için hazırlıklara başladı.Divisioonan 2. rykmentin komentaja eversti Kunio Nakagawa johti puolustusvalmisteluja.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.4. Jokaisella on oikeus perustaa ammattiyhdistyksiä ja liittyä niihin etujensa puolustamiseksi.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Siellä hän myös olisi turvassa.
Korunacak bölge tanımlanır.Alue on vahvistettu suojelualueeksi.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.He ovat vastuussa rauhan ja tasapainon turvaamisesta valtakunnassa.
İskoç hukuk sistemi ve mahkemeleri korunacaktı.Skotlanti sai säilyttää oman laki- ja oikeusjärjestelmänsä.
Maleviç'in görevi müzelerin ve anıtların korunmasıydı (1918-1919).Malevitš oli monumenttien ja museoiden suojelukomitean Narkomprosin taiteilijakollegion jäsen (1918–1919).
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Mausoleumia suojelevat sotilaat.
Korunmaya muhtaçtır.Hanki siis suojaa.
Böylelikle rezonans korunmuş olur.Tätä tasoittaa resonanssi.
Hassasiyet mümkün olduğunca korunmaktadır.Tukaani on oletuksena mahdollisimman turvallinen.
Dış etkenlerden ve diğer canlılardan korunmaya yardımcı olur.Nämä suojaavat eliötä vaurioilta ja muilta eliöiltä.
UNAMID Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliğinin ortak görev yaptığı ilk ve en geniş barış korunma misyonudur.UNAMID on ensimmäinen YK:n ja Afrikan unionin yhteisoperaatio ja samalla suurin rauhanturvaoperaatio.
Anıt mezarlık günümüzde Polonya yasalarınca tarafından korunmaktadır.Laji on nykyään suojeltu Brasilian lainsäädännöllä.
Buduq evleri tarihen 2 odalı evlerden oluşan olmuş ve alt kattan genelde hayvan korunması için kullanılmıştır.Tyypillisessä talossa on kaksi kerrosta, joista ylin on asuinkäytössä ja alin kotieläinten suojana.
Eski kilisenin orijinal görünümünü ve iç dekorasyonunu son derece iyi bir şekilde korunmuştur. ^Vanha kirkko on säilyttänyt alkuperäisen ulkoasunsa ja sisustuksensa poikkeuksellisen hyvin.
Ama büyük devletler arasındaki barışın korunmasını istediğinden yayılmacı eğilimlerini dizginliyordu.Hän ymmärsi niiden turvaavan valtakuntansa rauhan.
Köpekbalığından korunma kafesi Rescue DiverYLE Elävä arkisto: Salmiakkikossu pois kaupoista
Bu yapının alttaki oturma sıraları korunmuştur.Kunnioittakaa ohimenollanne tätä taloa.
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Sen tulee olla riittävän tiheä suojaamaan ihoa.
Açısal momentumun korunumu .Sinun armosi suojaan.
1951 yılında Arjantin Kongresi tarafından tarihi anıt olarak korunmaya alındı.Vuonna 1975 silta julistettiin historialliseksi muistomerkiksi.
Büyücüler, Şantran (Chantry) tarafından korunurlar.Kuvaus: Suojelee loitsuilta.
Avrupa Birliği'nde yaban hayatı, Natura 2000 programı uyarınca korunmaktadır.Suuri osa saaren rannikosta on suojeltu EU:n Natura 2000 hankkeen nojalla.
Kille temizlenen saçlar, saç dökülmelerine karşı korunmuş olur.He myös kieltäytyvät leikkaamasta hiuksiaan, varjellakseen mahdollisia täitä.
Daha sonradan aynı tasarım korunarak logoda kısmi bir değişiklik yapılmıştır.Yhtiö kuitenkin suostui vastineeksi muuttamaan hieman logoaan.
Bir yıl boyunca, Tesla, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti.Salten vietti viimeiset vuotensa Sveitsissä rahavaikeuksien piinaamana.
Rohtas Kalesi bir kuvvet tarafından asla yağmalanmadı, ve son derece sağlam bir şekilde korundu.Linnoitusta ei koskaan valloitettu, joten se on säilynyt poikkeuksellisen hyvin.
İç piyasa korunmuş olur.Kaupunginosa on suojeltu.
İlde 3 tane bölgesel doğa parkı ve 3 korunan doğa rezervi bulunmaktadır.Siihen kuuluu seitsemän Natura 2000 -aluetta ja muita suojelualueita.
Bu hakların uygulanması, korunması hem yasalarla hem de kurumlarla sağlanır.Asemassaan hän kaitsee sekä lainsäädäntöä että niiden toimeenpanovaltaa.
Böyle bir kuvvet korunumlu olarak adlandırılır.Tätä ilmiötä kutsutaan suojaukseksi.
Parçacıklar ve karşıt parçacıklar korunan yüke sahiptir.Kukinnon pää- ja pikkusarjat ovat suojuksellisia.
Çoğu astrafobik, fırtınadan korunmak için kendine güvenli yerler arar.Epidaurumilaiset lähtivät etsimään turvallisempaa asuinpaikkaa.
Finlandiya’daki mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa ile korunmaktadır.Suomen autonomia vaarantuu Eduskunnan historiaa.
Tüm insanlığı savaşlarda kadınların korunması için etkili tedbirler almaya davet etmek.Ihmiskilpi on siviilien käyttämistä sotatoimissa sotilaiden suojana.
Ancak bu sefer şampiyonluk korunamadı ve lig üçüncüsü oldular.Tällä kertaa Clark ei joutunut keskeyttämään, mutta jäi kolmanneksi.
Orta Çağda süregelen yağmacılığa karşı korunak olmuşturlar.Keskiajalla kehittyi pysyvä järjestelmä harhaoppeja vastaan.
Tür tamamen korunuma altındadır.Totskin ylläpitämä "suojatti".
İmparatorluğun erken dönemlerinde cumhuriyetçi devlet yapısı görünüşte korundu.Keisarikunnan alkuaikoina aiemmat tasavaltalaiset muodot suurelta osin säilyivät.
Güney surlarda iyi korunmuş üç kule bulunmaktadır.Järveen laskee kolme suo-ojaa suolta.
Radyoaktif paratonerlerin radyasyondan korunması için önlem almak ve kayıtlarını tutmak.Säteilytetyn materiaalin hävittämisessä ja säilömisessä tulee huolehtia säteilyturvallisuudesta.
Merkezden uzak kalan bu bölgeler hem bu sayede korunuyor hem de otorite sağlanıyordu.Näissä laajoissa linnoituksissa koko yhteisö eli turvassa, ja se myös itse ylläpiti ja puolusti niitä.
Umulur ki korunursunuz." 184.(Mitä, oletko mustasukkainen?), 1894.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Ongelmat historiallisten kohteiden suojelussa tulee käsitellä kansallisella tasolla.
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.Κάθε ζώο δικαιούται φροντίδας, προσοχής και προστασίας από τον άνθρωπο.
Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur.Το ζευγάρωμα γίνεται τον Μάρτιο σε προφυλαγμένα σημεία κατά τη διάρκεια της ημέρας και της νύχτας.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Τα λευκά αιμοσφαίρια βοηθούν τον οργανισμό ν' αμυνθεί πολεμώντας απειλές, όπως οι λοιμώξεις.)
Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmaktadır.Τα δικαιώματα του ζώου πρέπει να κατοχυρωθούν απ' τους νόμους, όπως ακριβώς και τα δικαιώματα του ανθρώπου.
Burası fırtınalarda korunak olarak kullanılır.Είναι ένα καταφύγιο σε περίπτωση καταιγίδας.
Böbreklerin üst bölgeleri 11. ve 12. kaburgalarca korunmaktadır.Επίσης οι άνω πόλοι των νεφρών ακουμπούν στην 11η και 12η πλευρά.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Ωστόσο, προστατεύεται από τους άλλους τρεις τύπους του ιού μόνο για ένα σύντομο χρονικό διάστημα.
Bu isim, günümüze kadar çok ufak değişiklikle korunmuştur.Το όνομα αυτό διασώζεται μέχρι και σήμερα ελαφρώς παραλλαγμένο.
Bunların yalnızca taş temel duvarları korunmuştur.Απ´ αυτές σώζονται μόνον οι πέτρινες βάσεις.