Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dördüncü Hanedanlık'tan itibaren bazı iç organlar, özel toprak kavanozlarda korundu.Începând cu dinastia a IV-a, unele părți au fost păstrate separat în borcane canopice .
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Trebuie să-l protejăm de orice mutilare.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Ordinele de protecție sunt de multe ori încălcate.
O ormanda körü körüne kaçar ve o yavaşça girer karanlık kale, soğuk ve yorgun yanılmak.Intră în zona zăpezilor veșnice, îi este din ce în ce mai frig și este din ce în ce mai obosit.
Bu şekilde, bütün Volvoks yarım saatte bir varil su ile korunmuş olur.GnRH este degradat prin proteoliză în câteva minute.
Ancak parçaları bir arada tutan tutkalın iyi korunması gerekir.Doar cei care vor implora protecția noastră se vor afla în siguranță.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Arena a trebuit să fie în măsură să ofere loji adiacente stadionului.
Genç hayvanlar korunurlar.Oamenii ascundeau porcii.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.În prezent se află la Biblioteca Națională din Napoli.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevenirea infestării constă în gătirea corespunzătoare a hranei și spălarea mâinilor înainte de a găti.
Böylece kişinin hastalığa karşı korunması sağlanır.El este important în apărarea împotriva bolilor.
Korunmaya ihtiyacın var.Ai nevoie de protecţie.
O yüzden korunak yapılmalıydı.Persze szükség volt óvintézkedésekre.
1847 yılında Hermann von Helmheltz enerjinin korunumunu ifade etmiştir.1847-ben Hermann von Helmholtz hivatalosan is kimondta az energiamegmaradás törvényét.
Böylece kişinin hastalığa karşı korunması sağlanır.Teendőink a betegség elleni védekezésben.
Korunmaya muhtaçtır.Tehát szükség van a védelemre.
Bunlardan ilki kütlenin korunumu yasası, Antoine Lavoisier tarafından 1789 yılında formüle edilmiştir.Az első volt a tömegmegmaradás törvénye, melyet Antoine Lavoisier dolgozott ki 1789-ben.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Gondoskodni kell egér elleni védelemről is.
Çeşitli teknik korunmalar var, mesela hafıza korunması.Ilyen elterjedt másolásvédelmi technológia például a SafeDisc.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.A tollas buzogányok a muzulmán lovasság körében is népszerűek voltak.
Genç hayvanlar korunurlar.A fiatal állatokat pedig leigázták.
Bu olgu günümüze dek korunmuştur.Ezt az állapotot őrizte meg napjainkig.
1789 yılında Antoine Lavoisier kütlenin korunduğunu ifade etmiştir.1789-ben Antoine Lavoisier kimondta a tömegmegmaradás törvényét.
Telif hakların korunması temel insan haklarından biridir.A művelődéshez való jog az egyik az alapvető emberi jogok közül.
Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.A Farkasréti temetőben található sírját 2002-ben védelem alá helyezték.
Hassasiyet mümkün olduğunca korunmaktadır.A mérendő tulajdonság megváltozására a lehető legnagyobb mértékben érzékeny.
Omurgalılarda beyin kafatası kemikleri tarafından korunmaktadır.A gerincesek agyát a koponya csontjai védelmezik.
Oluşan bu sıralama, yarışma sonuna kadar korundu.Vezető pozícióját a verseny végéig megőrizte.
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.Második fázis: A krízis felbecsülése és enyhítése.
Üç köprü kulesi tarafından korunur.A bejáratot három erőteljes torony őrzi.
Kırk eren tarafından veya kırk şaman tarafından korunan kutlu kişilere Kırklı adı verilir.400 között keletkezett Tirukkural, vagy más néven a tamil Véda.
Böylelikle rezonans korunmuş olur.Az Arsenal ellen is védhetett.
Aynı zamanda tampon bölge olarak ulusal ve yerel kanunlarla korunmaktadır.Elterjedési területének legnagyobb részén nemzeti vagy helyi törvények védik.
Umulur ki korunursunuz." 184.Figyelmező 1874.).
Şehir askerler tarafından korunan tel örgülerle çepeçevre çevrilmiştir.Emellett készleteket halmoznak fel az út mentén, amit a katonák védenek.
Birçok kültürde, çoğu kez "kem göz" lanetlerinden korunmak için bu sembol kullanılır.Szárított terméstokját gyakran akasztják fel házakban vagy autókban, hogy megvédjen a „gonosz szemtől”.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.A kódexet a Párizsi Nemzeti Könyvtár őrzi.
Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar korunmuştur.Mozaikképét a Hagia Szophia a mai napig őrzi.
Bu nedenle mimari çok iyi korunamamıştır.Sajnos ő nem bizonyul túl jó gyámnak.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Ez a férfi szerint igaz is, mivel ő látogatta meg a kopaszt.
Bu parçalardan sadece yarısı bütünüyle korunmuştur.Valójában a szükségesnek mindössze a fele volt bennük.
Olağandışı durumlarda çocukların haklarının korunması için harekete geçmektedir.Az UNICEF fellép a szükségállapotokban, azért, hogy a gyermekek jogait megvédje.
Geminin korunması için hızlı çalışmak zorunda olan bilim adamları günde 13 saate varan vardiyalarla çalıştı.A tudós űrhajósok közül 12 órás váltásban éjjel-nappal végezték meghatározott feladatukat.
Önceki oyundan birçok karakter korunmuştur.Egykori játékáról sok hanglemez maradt fenn.
Bu nedenle de korunma sorunları yoktur.A védekezésre ugyanis nem sok gondot fordított.
2007'den beri artık aktif olarak korunmuyor.2006 óta nem aktívak.
Ancak, bu enerjinin korunumunu ihlal etmeyecektir.Mindez nem csorbítja őrző-védő képességeit.
Müzede 10 bin kadar eser korunmaktadır.Eddig mintegy 10 ezer műtárgyat őriznek a múzeumban.
Ayrıca Sangha Buda'nın öğretilerinin korunması, çevrilmesi, ileriye taşınması ve yayılmasından sorumludur.A szangha felelős Buddha tanításainak karbantartásáért, lefordításáért, fejlesztéséért és terjesztéséért.
Hammerfest garnizonun da yaklaşık 4.000 mayın ve çok sayıda uçaksavar silahları ile korunmaktaydı.Így a várost összesen mintegy 4000-en védték, és csak néhány ágyúval rendelkeztek.
İç piyasa korunmuş olur.Ősparkja védett.
İçinde pek iyi korunmamamış fresko tablo kalıntıları vardır.Igen jól megőrzött kövületei maradtak ránk.
Efsaneye göre kral,savaş zamanlarında düşmandan korunmak için burada saklanırmış.A legendák szerint, zűrös időkben a király itt tartotta kincseit.
Bu yetenek evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde korunmuştur.Ez a pénz lehetővé tette, hogy saját laboratóriumában folytathassa kísérleteit.
Bunlardan "Torre Pisana (Pisalılar Kulesi)" en iyi korunmuş bulunanıdır.Számára most a torony „eladása” volt a legfőbb feladat.
Şehrin tekrar İspanyollara geçmesiyle, Amerika'nın en güçlü korunan şehri olarak yapılandırılır.A spanyolok Havannát a visszaszerzése után az amerikai kontinens legjobban megerősített városává építették ki.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Étkezés előtt kezet kell mosni, és az ételt jól meg kell rágni.
Colbert döneminde sanayi çeşitli şekillerde desteklenmiş ve gümrük vergileriyle korunmuştur.Colbert a külföldi árukat védővámokkal tartotta távol, a hazai ipart kölcsönökkel támogatta.
Korunan Alanlar.A várkuti fiúk.
Buna ek olarak her Yahudi yerleşim birimi iyi eğitilmiş nöbetçilerle korunuyordu.Minden településen katonai őrállás volt a megfelelő személyzettel ellátva.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
korun ile cümle - Sayfa 32 - korun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App