Honolulu kelime anlamı olarak "Korunaklı Liman" ya da "Sakin Liman" anlamına gelmektedir.Гавайською мовою, Гонолулу означає «захищена бухта» або «місце притулку».
Bu şapel, günümüzde tarihi eser olarak korunmaktadır ve halka açıktır.На сьогодні замок є збереженою пам'яткою й відкритий для публіки.
Skara Brae - Kuzey Avrupa'nın en iyi korunmuş Neolitik köyünü oluşturan sekiz evden oluşan bir küme.Скара-Брей — селище з близько 10 збережених домівок, найкраще збережене поселення епохи неоліту в Європі.
135 km2'si korunan alan olmak üzere 543 km2 alan kapsar.Він займає 543 км², з яких 135 км² є зоною, що охороняється.
Gelecekte Tanrı'nın (İsrail'in) düşmanlarının yargılanması ve İsrail'in haklarının korunması (3:1–21).Бог карав ізраїльтян за їх гріхи, навіть, через їхніх ворогів (3:12).
Bu sayımda Lampung'da bulunan on iki yaşam alanından 2002 yılında yalnızca üçünün korunabildiği görülmüştür.Дванадцять з цих популяцій існувало в провінції Лампунг, де всього три популяції збереглися на 2002 рік.
Gezme ve yazma arasında, kariyeri edebi bir figür olarak korundu.У перервах між подорожами і письменницькою діяльністю, її кар'єра була гарантована.
Liste, 2003 Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiği 2008 yılında yayınlandı.У 2003 році була прийнята Конвенція із захисту нематеріальної культурної спадщини.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.Зрештою султанат було підкорено військами Великих Моголів.
Posta pulunun değeri 21 Çek korunasıdı.Вартість поштової марки становить 21 чеська крона.
Dördüncü Hanedanlık'tan itibaren bazı iç organlar, özel toprak kavanozlarda korundu.Починаючи з IV династії, деякі органи зберігали окремо в канопах.
O tarihten bu yana federal kanunlarla korunmaktadır.У той час цей закон суперечив федеральному законодавству.
Ekran Corning Gorilla Glass 3 ile korunuyor.Екран захищає скло Gorilla Glass 3.
Tür tamamen korunuma altındadır.Усі види знаходять під охороною.
Böylece yeni biçim korunmuş olur.Таким чином доктор винайшов нову форму захисту.
Kapı günümüzde iyi korunmuş bir durumdadır.Сьогодні цей вид знаходиться під охороною.
Döneminde Hristiyan krallıklar ile yapılan barışlar korundu.Водночас підтримував християнство в своєму королівстві.
İç piyasa korunmuş olur.Засоби захисту торгівлі.
Bütün hayvanlar soğuktan korunmak için güneye göç ederler.Щоб уникнути холоду більшість тварин мігрують на південь.
Astreoidler de korunmaya yardımcı olabilir.SLS також може бути використана для захисту від астероїдів.
"Aile ve Ailenin Korunması".«Сім'я і дім».
Mezarlığı halen daha korunmaktadır.Гробниця добре збереглася.
Bu uç diziler çok iyi korunmuşlardır.Ці собаки хороші вартуючи.
Oyunun ortasında da şahın emin bir pozisyonda korunulmasının önemi vardır.Також в ігровому просторі показується місце, де гравець був упущений з виду варти.
Kanunlarla korunmaya çalışılmaktadır.Охороняється законом.
İki enerji seviyesi arasındaki enerji değişimi açıklanmalıdır (enerjinin korunumu).Změna energie mezi dvěma energetickými úrovněmi musí být zohledněna (zachování energie).
Enfeksiyondan korunmak için başlıca yöntem elleri yıkamaktır.Hlavní metodou prevence proti nakažení je mytí rukou.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Ochranu před ostatními třemi druhy viru mu to však poskytne jen na krátkou dobu.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Jediným účinným způsobem prevence nachlazení je fyzicky zabránit šíření virů.
Korunma, sineklerin ısırmasından sakınmakla mümkündür.Prevencí je ochrana před štípnutím mouchy.
Portre şu an Huntington Kütüphanesi, San Marino, Kaliforniya'da korunmaktadır.V současnosti visí v Huntington Library v San Marinu v Kalifornii.
Noethern teoremine göre uzay ve zaman içinde öteleme ile ilişkili korunmuş bir akım vardır.Teorém Noetherové implikuje, že existuje zachovávající se proud spojený s translacemi v prostoru a čase.
Termodinamiğin birinci yasası "enerjinin korunumu" olarak da bilinir.První věta termodynamická je zákon o zachování energie.
Bunun sebebi enerji korunumudur.Čas chránit energii .
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Právo zakládat na ochranu svých zájmů odborové organizace a přistupovat k nim.
Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur.Páří se v březnu, na skrytých místech, jak ve dne, tak v noci.
Bilgi uğruna gösterilen bu çaba nedeniyle şeytan tarafından korunmaktadır.Právě díky této touze po vědění se zachraňuje z paktu s ďáblem.
Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur.Také zde bylo odkryto jedno z nejlépe zachovaných antických divadel.
"Aile ve Ailenin Korunması".Rodina a rodinná politika .
Mobil hotspot'lar bir PIN veya şifre ile korunabilir.Data mohou být chráněna PIN kódem nebo heslem.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.Dnes je uložena v Národní knihovně v Paříži.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.Tyto menšinové jazyky jsou oficiálně chráněny evropskou chartou jazyků.
Kanunlarla korunmaya çalışılmaktadır.Je chráněn zákonem.
Amaç Türkî kültür mirasının korunmasıdır.Angažuje se za záchranu tibetského kulturního dědictví.
Termodinamiğin ilk kanununa benzer bir şekilde, enerji korunumu ifadesi ve sağ tarafta T dS ifadeleri vardır.Analogicky, první termodynamický zákon představuje zachování energie, které na pravé straně obsahuje TDS.
Telif hakların korunması temel insan haklarından biridir.Svoboda myšlení patří mezi základní lidská práva.
Burada yüksek güvenlik ile korunan bir hapisanedeki esirleri kurtarmaya çalışırlar.Jsou zde umístěny vězeňkyně vyžadující nízkou úroveň zabezpečení.
Virüslerin bir türü kişiye bulaştığında, hayatının sonuna kadar bu virüs tipine karşı korunur.Jakmile se člověk nakazí jedním druhem viru, obvykle je pak chráněn před tímto typem po zbytek života.
Çeşitli teknik korunmalar var, mesela hafıza korunması.Ovšem tento přístup potřebuje ochranné mechanismy, jako například zamykání paměti.
İçindekilerin seyredilmesinden çok korunması için yapılmıştır.Mnoho z jeho postav se napevno zakořenilo u diváků v jeho podání.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Nadal i za pomoci deště udolal Zvereva.
Bu kalelerin yapılma amacı haçlıların saldırılarından korunmak olmuştur.Buňky si tak zřejmě snaží pomoci v boji proti CroV.
Zübare, bölgedeki 18. ve 19. yüzyıl yerleşimlerinin en kapsamlı ve en iyi korunmuş örneklerinden biridir.Je jedním z největších a nejlépe zachovaných obchodních měst z 18. a 19.století v zálivu.
Ekran Corning Gorilla Glass 3 ile korunuyor.Displej je chráněn sklem Gorilla Glass 3.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Dokáže ji také velmi dobře chránit.
Mısırlılar, ölenin sonraki yaşamı için, ölü bedenin iyi korunması gerektiğini düşünüyorlardı.Za podmínku posmrtného života egypťané považovali uchování těla.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Pokorný: Jak se Honza učil bát, režie M.
Korunacak bölge tanımlanır.Vyžaduje chráněnou polohu.
O yüzden korunak yapılmalıydı.Zřejmě je měly chránit.
Avrupa Birliği insan haklarının korunması konusunda etkin bir görev üstlenmiştir.Takovéto shromáždění požívá lidskoprávní ochrany.