Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sistina Şapeli freskleri restorasyonu, 20. yüzyılın en önemli korunma ve restorasyonlarından biriydi.Restauracja fresków w Kaplicy Sykstyńskiej była jednym z najważniejszych tego typu działań w XX wieku.
Kasabada bulunan savunma kilisesinde Türklerin saldırısına karşı korunabildiler.Mieszkańcy wsi ustalili, że w razie napadu będą chronić się w kościele.
Finlandiya’daki mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa ile korunmaktadır.Niezależność sędziów jest zagwarantowana przez konstytucję.
Ancak bunlardan yedi tanesi korunabilmiştir.Seven Seconds - That What Follows (ang.).
Kadınlar, güneşten korunmak amacıyla şemsiye kullanır.Damerna fäller upp parasoller för att skydda sig mot solen.
Hac ve tapınım, kendileri için bir korunma olarak kabul edilirdi.Men Gud och Sweriges Allmoge hafwa warit min hjelp."
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.Målningarna är Bulgariens bäst bevarade konstnärliga mästerverk från den hellenistiska perioden.
Takvanın üç mertebesi vardır: Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.Till den tredje (och minsta) konjugationen hör verb av typen tro, tror, trodde, trott.
İlk anatomi tiyatrosu 1594 yılında Padova Üniversitesinde inşa edilmiş olup halen de korunmaktadır.Den första anatomiska teatern byggdes 1594 vid Universitetet i Padua.
Bu, enerjinin korunumu teorisine öncülük etti ve ısının işi neden yapabileceğini açıkladı.Detta ledde till teorin om energins bevarande och förklarade varför värme kan uträtta arbete.
Genelde iyi korunmuşlardır.I allmänhet är de väl konserverade.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Det enda effektiva sättet att förhindra förkylning är att fysiskt förebygga virusets spridning.
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi harp zamanında sivillerin korunmasına ilişkin sözleşme.Fjärde Genèvekonventionen handlar om civilbefolkningens skydd vid väpnade konflikter.
Su gücü üretimi için geliştirilen tesisler, 1978 yılından bu yana kültür anıtları olarak korunmaktadır.Anläggningarna som utvecklats under generationer har varit kultursminnesmärkta sedan 1978.
"Aile ve Ailenin Korunması".Underrätta familj och vänner”.
Dördüncü Hanedanlık'tan itibaren bazı iç organlar, özel toprak kavanozlarda korundu.Någon gång under fjärde dynastin började även vissa organ förvaras i särskilda kärl, kanoper.
Özgürlüğün ve mülkiyetin korunmasını özel sözleşmelerle sağlama taraftarıydılar.Han förespråkade att frihet och egendom skulle försvaras av privata institutioner.
Bu depolarda büyük küplerde korunurdu.I dessa byggnader förvarade spannmålen i stora vaser.
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Det skyddas för att bevara arten fjällskära.
Savunma hattının ileri kesimi üç sıra dikenli tel ve mayın tarlası bandıyla korundu.Den främre delen av slagfältet skyddades av tre linjer taggtråd och mina.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.Ayodhya erövras av muslimerna.
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Regler har också antagits för att bevara en god vattenkvalitet.
Güney surlarda iyi korunmuş üç kule bulunmaktadır.I Södra Ljunga finns tre bevarade prästgårdar.
Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası, Avrupa Birliği'nin topraklarının korunmasından NATO'yu sorumlu görür.Gränskontroll och bekämpning av illegal invandring tillhör Guardia Civils ansvarsområde.
1789 yılında Antoine Lavoisier kütlenin korunduğunu ifade etmiştir.1789 upptogs det av Antoine Lavoisier i dennes lista över kemikalier.
Bunlar açısal momentum korunumu itibarıyla birbirlerine dik vektörlerdir.De ska enligt lojalitetsprincipen samarbeta lojalt med varandra.
Kol ve bacak hareketleri, dik açı olabildiğince korunarak yapılır.Eld och rörelse samordnas för att åstadkomma största möjliga verkan.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Den rekommenderade sättet att förebygga anafylaxi är att undvika det som föranledde reaktionen.
Böylece yeni biçim korunmuş olur.För andra betydelser, se Resguardo.
Avrupa Birliği insan haklarının korunması konusunda etkin bir görev üstlenmiştir.Europeiska unionen har stödjande befogenhet vad gäller civilskydd.
18 Ekim'de kabul edilen 1982 Anayasası'nda YÖK'ün kuruluş yasası korunmuş ve aynen Anayasa'da yer almıştır.Den 18 juli erbjöds Huddinge IK den därmed vakanta platsen, och tackade ja.
Düzenleyici dizilerin tespiti kısmen evrimsel korunmaya bakılarak yapılır.Deltagarna i studien är försäkrade eller på annat sätt är garanterade ekonomiskt skydd.
Saklı şehir yedi kapıyla korunurdu.Reviret var uppdelat i sju bevakningstrakter.
Enerji, enerjinin korunumu yasasına tabidir.Behörighet L med avseende på skydd mot buller.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Av dessa anledningar bedöms arten som livskraftig (Least Concern).
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevention sker genom att tillaga mat ordentligt och genom handtvätt före matlagning.
Amy ise çılgın Sunnydalelilerden korunabilmek için kendini bir sıçana dönüştürür.Angela har även stickat sig en tröja med instickad besvärjelse som ska skydda henne från galna kaniner.
Bu uç diziler çok iyi korunmuşlardır.Vallarna som omgav dessa är ännu välbevarade.
Bu kalelerin yapılma amacı haçlıların saldırılarından korunmak olmuştur.Försök görs att återinföra sälarna trots fiskarnas protester.
Genç hayvanlar korunurlar.Unga djur är ofläckade.
Korunmakta ve yiprandikca restore edilmektedir.Bevarat och renoverat.
Döneminde Hristiyan krallıklar ile yapılan barışlar korundu.Kristendomen hade precis anlänt till några av dessa kungadömen.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Locket skyddar också mot rovdjur.
Spartalılar düşmanlarına karşı korunmak amacıyla içişlerine dair kayıt tutulmasına engel olmuştur.Hennes jobb är att assistera spartanerna inifrån deras rustning.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Efter jakten äts bytet vid ett skyddat ställe.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Dessa är ofta skyddade av patent.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Skötselråden är enkla: inte mata den efter midnatt och att undvika solljus och vatten.
Operasyonun yöntemine bağlı olarak, hassasiyet mümkün olduğunca korunmaya çalışılmaktadır.De som bestämmer sig för att använda narkotika ska veta hur man gör det på ett så säkert sätt som möjligt.
Kemer Raw'da ve 205 Live programında korunmaya başladı.Нині захищається на бренді Raw і шоу 205 Live.
Dosyalar şifre ile korunabilir.Файли можна захистити за допомогою паролю.
Bu ağaçlar 1997 yılında "korunması gereken anıt ağaçlar" olarak tescil edilmiştir. ^ YolУ 1997 році усі ці дерева заповідані, охороняються як пам'ятки природи.
Sistina Şapeli freskleri restorasyonu, 20. yüzyılın en önemli korunma ve restorasyonlarından biriydi.Реставрація фресок Сікстинської капели — один з найбільших реставраційних проектів, проведених у XX столітті.
Korunmaya muhtaçtır.Потребує охорони.
Korunmakta ve yiprandikca restore edilmektedir.Заслуговує на відновлення та охорону.
Aynı hareketi kendisine saldıran balıklardan korunmak amacıyla da yapabilir.За його словами він зробив це, щоб врятувати спійману ними рибу.
İlde 3 tane bölgesel doğa parkı ve 3 korunan doğa rezervi bulunmaktadır.На острові створено 2 національних парки і 3 природні резервації.
Birçok besin dondurularak uzun süre bozulmadan korunabilir.Багато безхвостих можуть вижити після замерзання.
Almoravid mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir.Палац є одним з найкращих збережених прикладів мудехарської архітектури.
Korunan Alanlar.Заходи охорони.
Silah mürettebatı zırhlı koruyucular ile korunurlar.Магазини охороняють озброєні охоронці.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod