Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur.Łączenie się w pary odbywa się w marcu w kryjówkach, zarówno za dnia, jak i w nocą.
Nazi arşivlerinde 2252 Sovyet siyasi komiserin idamına ilişkin raporlar korunmuştur.W niemieckich archiwach zachowały się raporty na temat egzekucji 2252 radzieckich oficerów politycznych.
Fakat diğer şehirlere bakıldığında doğa korunmuş ve ona özen gösterilmiştir.W przeciwieństwie do innych narodowych pomników przyroda jest chroniona.
Kemer Raw'da ve 205 Live programında korunmaya başladı.Funkcjonuje on w brandzie Raw i jest broniony w programach Raw oraz 205 Live.
Bu mektup bugüne kadar korunmuştur.List jest do dziś przechowywany.
20 yılı aşkın süredir restore edilerek korunmaktadır.Przez dwadzieścia lat dawaliście mi powody do zadowolenia.
Yine de kullanıcı tam olarak korunmuş değildir.Niestety nadal nie są one należycie chronione.
Ayrıca leyleklerin ruhlarının insan olduğuna inanıldığı için de korunurlardı.Bociany były także chronione ze względu na przekonanie, że ich dusze były niegdyś ludźmi.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.Zasada lewostronnego ruchu drogowego została zachowana w dużej części byłego imperium.
Tanrısal bir güç tarafından korunur.Energa zawierzona Bożej Opatrzności.
Evi bir müze olarak korunmaktadır.Dom służy również jako muzeum.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Z tych powodów gatunek jest opisany jako najmniejszej troski.
Genelde iyi korunmuşlardır.Zwykle są dobrze wysłane.
Alpler'in %15'i Karpatlar gibi (Retezat Doğal Parkı) parklar ve korunaklı bölge olarak muhafaza altındadır.Około 15% powierzchni archipelagu podlega ochronie (w formie rezerwatu przyrody).
Tür tamamen korunuma altındadır.Objęte jest całkowitą ochroną.
Korunmaya muhtaçtır.Pomimo to wymaga on ochrony.
Çin'de korunduğu bölgelerde yasadışı olarak da avlanmaktadır.W Chinach na obszarach objętych ochroną dochodzi do kłusownictwa.
Ama önemli eserlerin çoğu korunmuştur.Jego znaczna część jest chroniona.
Çift taraflı olarak yarım yuvarlak kuleler ile korunan bu kapı bir sivri tuğla kemerin içinde açılmıştır.Na tle murów miasta przy bramie, siedzi postać spowita w płaszcz, do której zbliżają się dwie inne.
Bu, savaş boyunca, her ne pahasına olursa olsun, kentin korunacağı anlamına geliyordu.Wszyscy za wszelką cenę bronią swojego miasta.
Bu harita hâlâ korunmaktadır.Ten mechanizm ochronny nadal funkcjonuje.
Dünyanın en iyi korunmuş lahitlerinden biridir.Jest to najlepiej strzeżony teren na świecie.
Astreoidler de korunmaya yardımcı olabilir.Kolce te mogły służyć do obrony.
O yüzden korunak yapılmalıydı.Trzeba było ich bronić.
Kullanıcıların internet deneyimleri böylece ağ ve trafik analizine karşı korunmuş olmaktadır.Tor chroni tożsamość użytkowników oraz ich działalność w sieci przed analizą ruchu.
Bu olgu günümüze dek korunmuştur.Do dzisiejszego dnia zachowało się ok.
Daha sonradan aynı tasarım korunarak logoda kısmi bir değişiklik yapılmıştır.Poza innymi drobnymi modyfikacjami ogólny projekt loga pozostał taki sam.
5114 imzası altında korunmaktadır.Została ona konsekrowana w 1144.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.Suworowowi podporządkowano także wojska austriackie.
Hassas cihazlar nakliyat, kullanım ve saklama süresince korunmalıdır.Karta charakterystyki musi być zawsze dostępna podczas ich transportu, używania i przechowywania.
İlde 3 tane bölgesel doğa parkı ve 3 korunan doğa rezervi bulunmaktadır.Na terenie Parku znajduje się 28 rezerwatów przyrody oraz 3 rezerwaty ścisłe.
Kilden (belki odunla sağlamlaştırılmış) duvarlarla korunur ve Roma büyük ihtimalle burada kurulmuştur.Cokół stanowi antyczne spolium, sprowadzony został z Rzymu, prawdopodobnie była to podstawa posągu.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Ochroną objęte są także gniazda mrówek.
Bulgaristan’da Osmanlı mimarîsinin tamamıyla korunmuş tek eseridir.W Mjanmie obejmuje ją ochrona całkowita.
Kadınlar, güneşten korunmak amacıyla şemsiye kullanır.Zawsze chodzi z parasolem, aby chronić siebie przed słońcem.
McGonagall tarafından Hogwarts'ın korunması için yapmıştır.McGonagal mobilizuje społeczność Hogwartu do walki.
Şato Avrupa'nın en iyi korunmuş Rönesans su şatosudur.Jest najlepiej zachowanym zamkiem na wodzie europejskiego renesansu.
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.IUCN przyznała gatunkowi status LC (Least Concern, czyli gatunku najmniejszej troski).
"Aile ve Ailenin Korunması".Żyła dla Ojczyzny i Rodziny”.
İlk anatomi tiyatrosu 1594 yılında Padova Üniversitesinde inşa edilmiş olup halen de korunmaktadır.Pierwszy teatr został wybudowany w Uniwersytecie w Padwie w 1594.
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Szczególnie ważne jest zachowanie dobrej jakości wody.
Tepelere yerleştirilmiş bir dizi muhafız tarafından korunmakta idi.Podczas niego udało zabezpieczyć się kilka wzgórz.
Buna ek olarak her Yahudi yerleşim birimi iyi eğitilmiş nöbetçilerle korunuyordu.Prócz tego cały kadłub był chroniony specjalną osłoną cieplną.
İskoç hukuk sistemi ve mahkemeleri korunacaktı.Bronił systemu federalnego oraz państwa prawa.
Bunların yalnızca taş temel duvarları korunmuştur.Służą one jedynie do przechowywania zbitych kamieni.
Korunmakta ve yiprandikca restore edilmektedir.Podlega ochronie i poddawany jest reintrodukcji.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.Ponadto został on wyposażony w radio i lodówkę.
Güneşten ya da yağmurdan korunma amaçlı işlevsel revaklara sundurma adı verilir.Ma za zadanie chronić przed deszczem i słońcem.
Eser İtalya'nın Bergamo kenti Accademia Carrara Müzesinde korunmaktadır.Accademia Carrara - muzeum sztuki w Bergamo we Włoszech.
Oyunun ortasında da şahın emin bir pozisyonda korunulmasının önemi vardır.Podczas gry w karty przekonuje się, że sługa miał rację.
Korunma için öncelikle hayvan hastalığı ortadan kaldırılmalıdır.W przypadku zaobserwowania objawów choroby należy jak najwcześniej rozpocząć ochronę chemiczna.
1973'ten beri Anıt Koruma Yasası ile korunmaktadır.Od 1973 nazwa jest prawnie chroniona.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.Odpowiada za utrzymanie pokoju i bezpieczeństwa na świecie.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Ad hoc zorganizowali oni obronę w domach od strony Kurnik.
Bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar.Taki system, według partii, chroniłby prawa i wolności.
Yapı, Türbedarlar sülalesinin bugünkü fertleri tarafından korunmaktadır.Dzisiaj shire'y są hodowane i utrzymywane przez miłośników rasy.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.Języki te, razem z duńskim, są chronione przez Europejską kartę języków regionalnych lub mniejszościowych.
Bu harita günümüzde Venedik’te San Marcos Kütüphanesi'nde korunmaktadır.Obecnie przechowywana jest w Bibliotece Marciana w Wenecji.
Mezarlığı halen daha korunmaktadır.Cmentarz jest dobrze zachowany.
Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilen vardır mutlaka.Szybko zdaje sobie sprawę, że w tym piekle ma nikłe szanse na przeżycie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
korun ile cümle - Sayfa 28 - korun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App