Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Het dient ter bescherming van de onvolgroeide sporangia.
Genç bireyler, yetişkin erkek bireyler tarafından korunur.Veel kinderen komen, begeleid door volwassenen.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Daarnaast zorgt het woud zelf ook voor regen.
Bu harita hâlâ korunmaktadır.Ook deze map is verborgen.
Çünkü diskin toplam açısal momentumu korunur.Hierdoor had Discovery de tijdelijke eerste plaats verspeeld.
El yazması Viyana’daki millî kütüphanede korunmaktadır.Het handschrift wordt in de Österreichische Nationalbibliothek te Wenen bewaard.
Mülkiyet hakları iyi korunmuştur ve sözleşmeye dayalı antlaşmalar kesinlikle uygulanmaktadır.In de precontractuele gaan de eisen van redelijkheid en billijkheid gelden.
Bu mektuplar, Fransa'da özel bir koleksiyonda korunmaktadır.Het werk bevindt zich thans in een particuliere collectie te Frankrijk.
Tüm başarısızlıklarına rağmen Hitler tarafından korundu.Ondanks al deze bedenkingen steunde hij Hitlers oorlogen uiteindelijk volledig.
Bu durum, sunucu dosyasının korunmasını da güçleştirmiştir.Ook heeft het zich belast met het behoud van de oudste archieven.
Hitler, Providence tarafından korunuyordu.Hitler bezette het Sudetenland.
Kadınlar, güneşten korunmak amacıyla şemsiye kullanır.Ze gebruiken de lichamen van mensen als bescherming tegen de zon.
Ekran Corning Gorilla Glass 3 ile korunuyor.Het scherm is gemaakt van Corning Gorilla Glass.
Bu güne kadar korunan en eski kağıt duvar kağıdı 1509'a dayanıyor.De oudst bewaard gebleven vermelding van het kasteel stamt uit 1509.
Neredeyse tamamen, şu anda korunmakta olduğu Sibirya ile sınırlanmıştır.Zij hebben hun huidige bestaan dus te danken aan Sixtus die ze beschermde in een tijd van spolia.
Üç türü korunma durumu açısından önem arz etmektedir.Als reden voor bescherming werden drie elementen aangehaald.
Ancak içinde bulundukları orman hükûmet tarafından korunma altına alınmaktadır.Een lepralijder (melaatse) zal pas offeren wanneer hij/zij gewassen is.
Kapı günümüzde iyi korunmuş bir durumdadır.Heden ten dage is deze deur dichtgemetseld.
Smith’in kendi koleksiyonu da Dernek tarafından korunmaktadır.Tevens wordt de plantencollectie van Smith zelf beheerd.
Yüzyıllar boyu değişmeden korunabilmiştir.Hij is door de eeuwen heen onveranderd gebleven.
Köpekbalığından korunma kafesi Rescue DiverBeschermd dorpsgezicht Kasteelboerderij Zwingelput Wegkruis
Böyle bir kuvvet korunumlu olarak adlandırılır.Deze laatste wordt als veilig beschouwd.
Mezarlar koloniyal zamanda hala daha korunmuş durumdayken insanlar Chincorro-Kültürü esnasında gömülmüşlerdir.De graslanden in De Kleibosch, waarin de adderwortel voorkomt, worden begraasd door Groninger blaarkoppen.
Buna karşın, bazı özel kraliyet odaları hala bu özel muhafızlarca korunmaktadır.Dit is echter een afzonderlijk korps van koninklijke lijfwachten.
2007'den beri artık aktif olarak korunmuyor.Sinds 1997 is hij niet meer live opgetreden.
Dünyanın en iyi korunmuş lahitlerinden biridir.Het is een van de best bewaarde dansen in de wereld.
Bunlardan ilki kütlenin korunumu yasası, Antoine Lavoisier tarafından 1789 yılında formüle edilmiştir.De wet van behoud van massa werd in 1789 door Antoine Lavoisier geformuleerd.
MÜYAP, müzik endüstrisi adına üyelerinin haklarının korunmasında çaba harcamaktadır...Van oorsprong probeert ze muziekproducenten juridische bescherming te bieden.
Böylece enlemesine kararlılık korunmuş olur ve araç boylamasına hareketine devam eder.Het te begeleiden voertuig is afhankelijk van hem en volgt zijn bevelen op.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Bovendien was het veiliger.
Dosyalar şifre ile korunabilir.Slagzinnen kunnen auteursrechtelijk beschermd zijn.
"Sabahın Köründe" şarkısı bu albümün ikinci ve son klibi oldu.In 1982 werd het nummer uitgebracht als de tweede en laatste single van dit album.
Bazı nakilleri korunmuş olmakla birlikte bu nakillerin kendisine isnadı tartışmalıdır.Dienaren van mensen Zij beschermen mensen en 'dragen hen op handen'.
Buna karşın MP1'in çizgileri korunmaktadır.Eerste toepassingen van MP3.
Bu işlem sayesinde tüpler gemi batıklarından korunmuş hale getirildi.Door deze verkoop is het schip gered van de schroothoop.
Umulur ki korunursunuz." 184.Hij heeft me ruggegraat gegeven." 1877.
Portre şu an Huntington Kütüphanesi, San Marino, Kaliforniya'da korunmaktadır.Dit bevindt zich momenteel in de Huntington Library in Californië.
Depremlerden de korunmak için ayarlı kütle sönümleyici kullanır.Het gebouw is op ingenieuze wijze beschermd tegen aardbevingen.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.De molen geniet geen bescherming.
Antlaşma esas olarak Uzakdoğuda mevcut statükonun korunmasını amaçlamaktadır.Dit is vooral om het westelijk deel in de huidige staat te behouden.
Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.Het oude gedeelte van de begraafplaats werd in 2002 als site beschermd.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Het dragen van een helm en beschermende kleding is dan ook verplicht.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.Tegenwoordig wordt het in de Nationale Bibliotheek in Madrid bewaard.
Maalesef kullanıcıların bu tür arka kapılardan korunmak için yapabileceği şeyler sınırlıdır.Deze directory's zijn bedoeld voor de gebruiker om deze soorten bestanden in te bewaren.
Buraların iyeler (koruyucu ruhlar) tarafından korunduğuna inanılır.Hovhaness was (toen) overtuigd dat dit werk tot een van zijn beste behoorde.
Ayrıca sınırlarının korunmasında da Makedonya'ya destek olmuştur.Libanon op diens vraag helpen met het beveiligen van haar grenzen.
CBLB502, radyoterapi sırasında hücrelerin korunması için geliştirilmekte olan bir ilaç.PRKAB2 is betrokken bij het onderhouden van de energiebalans in de cel.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Sommige nummers werden vaak gecoverd.
20 yılı aşkın süredir restore edilerek korunmaktadır.Ze wil hun oude liefdesaffaire van twintig jaar geleden opnieuw leven inblazen.
Estonya bilim tarihi mirasının korunmasında gönüllü olmuştur.Nauta doet onderzoek naar de geschiedenis van ons intellectueel erfgoed.
Daha sonra ise Ziyârîler tarafından korunmaya başlandı.Daarna werden ze gered van de draken.
Yeni teklifte ise tasarım ve pazarlama konularında özerklik korunmaktaydı.De nieuwe dochteronderneming hield haar autonomie op het gebied van design en marketing.
Karakter siperlerin arkasında durarak yoğun düşman ateşlerinden korunabilir.Het is mogelijk zich te beschermen tegen vijandelijke schoten door te schuilen achter een cactus.
Kuzey rüzgarlarına korunaklı, doğal ve derindir.Ten noorden ervan vindt men de uitgestrekte en ruige natuur.
Sonuç olarak orijinal mimari tarz bugüne kadar korundu.Van dit huis is de oorspronkelijke werfkelder tot op de dag van vandaag bewaard gebleven.
Bu kozmoloji anlayışı genel Yunan kozmoloji anlayışı içinde Orta Çağ boyunca korunmuştur.Daardoor had deze vertaling een sterke invloed op de middeleeuwse neoplatonistische kosmologie.
Yağmura karşı bir korunak aradı.Hij zocht beschutting tegen de regen.
Çok şükür ki, şehrin daha eski kısımları müttefiklerin bombalarından korundu.Gelukkig werden de oudere stadsdelen beschermd tegen bommen van bondgenoten.
Dört yıl içinde korunan alanlar iki katına çıktı, günümüzde ise ülkenin yüzde sekizlik bir kısmını kapladı.W ciągu czterech lat obszary chronione podwoiły się i obecnie stanowią osiem procent terytorium kraju.
1908 yılından beri orman korunmaktadır ve 1993 yılında Ulusal Doğa Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Las jest obszarem chronionym od 1903, a w 1993 stał się narodowym pomnikiem przyrody.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod