Yeni teklifte ise tasarım ve pazarlama konularında özerklik korunmaktaydı.وهذا ليس مفهومًا جديدًا ولكنه طريقة تفكير جديدة في مجال الإعلان والتسويق.
Aynı zamanda, insan haklarının korunmasını ve kadının güçlendirilmesini de destekler.كما يشجع على حماية حق إنسان وتطوير المرأة.
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri.مراكز السيطرة على الأمراض والوقاية.
Bu korunun doğal güzelliklerini görmek için burada bir mola vermektedirler.نذهب الآن إلي هذه الأرض الجميلة للتمتع بملامحها الطبيعية.
Şadlinski ilk zamanlar Nahçıvan sınırlarının korunmasında görev aldı.أندرزاغر كان في الأصل مسؤولاً عن حماية حدود خراسان.
Aşılama virüs enfeksiyonlarından korunmada etkili ve ucuz bir seçenektir.التطعيم هو وسيلة رخيصة وفعالة للوقاية من عدوى الفيروسات.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.ينبغي حفظ الحقن في الثلاجة، وحمايتها من الضوء.
Mihail gene de siyasal nedenlerle birliğin korunması için mücadeleyi sürdürdü.سرعان ما أجبرت جيني على القتال من أجل حياتها.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.كان وجود أسطولًا ضخمًا أمرًا ضروريًا من أجل هزيمة اليابان.
Maalesef kullanıcıların bu tür arka kapılardan korunmak için yapabileceği şeyler sınırlıdır.يمكن للمشغلين بعد ذلك اختيار ما الذي سيتاح من هذه التطبيقات للمستخدمين النهائيين في الكتالوجات الخاصة بهم.
Ayrıca İspanyolcada sonradan değişmiş kelimelerin orijinal halleri korunur.في النظام الإسباني، أبقي على تهجئة الكلمات ذات الأصل الإسباني.
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi harp zamanında sivillerin korunmasına ilişkin sözleşme.اتفاقية جنيف الرابعة لعام 1949 بشأن حماية المدنيين في وقت الحرب.
Bazen hayvanat bahçeleri, nesli tehlikedeki türlerin korunmasına yardımcı olur.وأحيانًا تحذِّر الحيوانات الأخرى الظباء من الخطر.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.الحفاظ على الأمن والسلام وتعزيز حقوق الإنسان.
Potasyumla çalışırken dikkatli olunmalı, cilt ve gözler korunmalıdır.يجب العناية لتجنب ملامسة النسيج السوي و العينين.
Kütphanenin içi kitapların korunması için sedirden yapılmış raflı klasik bir tasarıma sahiptir.تصميم المكتبة هو التصميم الكلاسيكي مع رفوف مصنوعة من الأرز لحماية الكتب.
Takvanın üç mertebesi vardır: Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.الناس ثلاثة: مؤمن مخلص، ومنافق مداهن، وكافر جاحد.
Elyazması adını, yüzyıllar boyu korunmuş olduğu Kells manastırından almıştır.أخذت المخطوطة اسمها من دير كلز والواقع في بلدة كيلز الإيرلندية، الذي كان موطنا لكتاب كيلز لعدة قرون.
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.Todos os animais têm o direito à atenção, aos cuidados e à proteção do homem.
Takvanın üç mertebesi vardır: Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.Alcorão 3:130 “Ó crentes, temei a Deus e abandonai o que ainda vos resta se sois crentes!”
Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmaktadır.Os direitos do animal devem ser defendidos pela lei como os direitos do homem.
Korunma, sineklerin ısırmasından sakınmakla mümkündür.A prevenção é evitar ser mordido por moscas.
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.As pinturas são as obras artísticas búlgaras mais preservadas do período Helenista.
Sekiz ilin tüm isimleri halen bir şekilde ya da başka bir yerde korunmaktadır.Os nomes das oito províncias ainda são preservados hoje, de uma forma ou de outra.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.A grande força militar do Japão era considerada como essencial para a defesa do império.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Também é o mais bem preservado.
Korunmaya muhtaçtır.Significa proteção.
Ayrıca leyleklerin ruhlarının insan olduğuna inanıldığı için de korunurlardı.Foram também protegidas porque acreditava-se que tinham almas humanas.
Charlie Aaron'un mutlaka kötülükten korunmak için vaftiz olması gerektiğini düşünür, ve bebeği çalar.Charlie acredita que Aaron deve ser batizado (ser salvo deste perigo) e rouba o bebê.
Skara Brae - Kuzey Avrupa'nın en iyi korunmuş Neolitik köyünü oluşturan sekiz evden oluşan bir küme.Skara Brae - aglomerado de 10 casas, sendo a vila Neolítica mais bem preservada do Norte da Europa.
Bir tankın etkisini belirleyen üç geleneksel etmen vardır: Tankın ateş gücü, hareketliliği ve korunması.Os três tradicionais factores que determinam a eficácia de um tanque é: poder de fogo, mobilidade e proteção.
Tula, siperlerdeki asker ve sivillerden oluşan kararlı savunmacılar tarafından elde tutuldu ve korundu.Tula manteve tanto os soldados como os civis, protegidos por fortificações e defensores determinados.
Carlson'ın baskınından sonra, Japonlar hafifçe korunan Gilbertler'e takviye kuvvet göndermiştir.Após o assalto de Carlson, os japoneses enviaram reforços as Ilhas Gilbert, que estavam desguarnecidas.
Dosyalar şifre ile korunabilir.Os arquivos podem ser protegidos por senha.
Büyük evcil bir nüfusa ek olarak, küçük korunmasız vahşi bir yak nüfusu vardır.Além de uma grande população doméstica, há uma população pequena e vulnerável de iaques selvagens.
Frenik sinir torasik sırasında tespit edilmelidir cerrahi ve korunmuş.O nervo frênico deve ser identificado durante cirurgia torácica e preservado.
Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır.A maioria das pedras são guardadas em nitrogênio para mantê-las livres da umidade.
Kuzey rüzgârlarından iyi korunur.Funciona bem com vento de norte.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.A convenção de dirigir no lado esquerdo da estrada tem sido mantida em grande parte do antigo império.
O dönemde vücudu boyama hem bir çeşit süslenme hem de sihirlerden korunma şekli idi.O segredo reside, precisamente, na maneira de o amassar (à mão) e do seu cozimento (em forno de lenha).
Günümüzde Venedik' te bulunan Palazzo Ducale' de korunmaktadır.Estão conservados no Palácio Ducal de Veneza.
Kitap bugün Yale Üniversitesi'nde korunmaktadır.E é atualmente armazenado na Universidade de Yale.
Şehrin dört ana kapısı vardı ve bu kapılardan çıkan yollar sıkı bir şekilde korunuyordu.Esta sala tinha quatro entradas, cujas portas estavam decoradas com relevos.
Koruma alanı, 6 km2 korunan alan ve 5.4 km2'lik bir tampon bölgeyi kapsamaktadır.A reserva tem uma área de 6 km² de área protegida e uma zona tampão de 5.4 km².
1912 yılında Paris Komünü’nün başarısızlığının kaynağı olarak mülkiyetin korunmasını gördüğünü söylemiştir.Em 1912 ela argumentou que a falha da Comuna de Paris foi devido ao "repeito a propriedade ".
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri.Centros de Controle e Prevenção de Doenças.
Saray, İsveç Silahlı Kuvvetleri mensuplarından oluşan kraliyet muhafızları Högvakten tarafından korunmaktadır.O palácio é guardado pelos Högvakten, uma Guarda Real formada por membros das Forças Armadas Suecas.
Bu harita günümüzde Venedik’te San Marcos Kütüphanesi'nde korunmaktadır.O mapa encontra-se agora na Biblioteca de São Marcos, em Veneza.
Tümenin 2. alay komutanı Albay Kunio Nakagawa adanın korunması için hazırlıklara başladı.O Coronel Kunio Nakagawa, comandante do 2° Regimento da Divisão, liderou as preparações das defesas.
Günümüzde Vatikan Kütüphanesinde korunmaktadır.Hoje está preservado na Biblioteca Vaticana.
Lokomotif korunmuş olup bugün Londra'daki Science Museum'da gösterilmektedir.Ela foi preservada e agora está em exibição no Science Museum, em Londres.
Ancak bu açıklamadaki sıkıntı kütle-enerji korunumunun ilk ve son zaman çizgisi için ihlal edilmesidir.O problema desta explicação é que viola o princípio da conservação de massa e energia.
Zırhlı tren, zırh ile korunmuş trendir.Um Comboio (Trem) blindado é um comboio protegido com uma blindagem.
"Aile ve Ailenin Korunması"."Famílias e Vida Doméstica".
Bazen, Klasik Latince bir kelime Halk Latincesi ile beraber korunmuştur.Algumas vezes, uma palavra em latim clássico foi mantida ao lado de uma em latim vulgar.
Günümüzde müze gemisi olarak Yokosuka şehrinde Mikasa Parkı'nda korunmaktadır.O Navio encontra-se preservado como Navio-museu em Yokosuka.
Kemer Raw'da ve 205 Live programında korunmaya başladı.Ele atualmente trabalha para a WWE no programa 205 Live.
Yatak istirhati ve tuz alımı korunma ve tedavi için kullanışlı bir yol olarak görülmemiştir.Repouso na cama e ingestão de sal não se mostraram úteis para o tratamento ou prevenção.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi, çoğu canlıda konağın korunmasında baskın olan sistemdir.A imunidade inata é o sistema de defesa predominante na maior parte dos organismos.
Bu şekilde kafanın soğuktan azami biçimde korunması amaçlanır.Pode ter o objetivo de proteger seu usuário contra o frio.