Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Korunmaya ihtiyacın var.Hai bisogno di protezione.
Her jeneratör için korunmuş bir akım vardır.C'è una corrente conservata per ogni generatore.
Ancak bunlardan yedi tanesi korunabilmiştir.Sette di loro (gli unici mai comparsi) sono asserviti al Signore dell'Ombra.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Il Brucello lo deve proteggere.
Bu yasa enerjinin korunumunun bir sonucudur.Egli è il protettore dei beni della terra.
Ayrıca bunun korunması için çok sayıda askeri kuvvete ihtiyaç vardı.Egli aveva inoltre una grande famiglia da proteggere.
Korunmaya muhtaçtır.Incantesimo di protezione.
Gezme ve yazma arasında, kariyeri edebi bir figür olarak korundu.Tra scrivere e viaggiare, la sua carriera letteraria era assicurata.
Korunmakta ve yiprandikca restore edilmektedir."Restauro e conservazione.
Tanrısal bir güç tarafından korunur.È protetta da una divinità.
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.I dipinti sono il capolavoro bulgaro meglio conservato del periodo ellenistico.
O zamanlarda, birçok diğer tasarım lisanslı, patentle korunmakta ya da devlet sırrı olarak saklanmaktaydı.All'epoca molti altri sistemi di cifratura erano proprietari, coperti da brevetto o da segreti governativi.
Geleneksel tasarım yeni unsurlar eklenmek suretiyle korunmuştur.Il design tradizionale è stato preservato aggiungendo nuovi elementi dello stesso stile.
2007'den beri artık aktif olarak korunmuyor.Non è più attiva dal 2007.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Le anse sono frequentemente zigrinate.
Mayıs onu çok tatlı ve naif olarak tanımlıyor, çok masum ve korunaklı.È dolce e ingenua, molto innocente e protettiva.
Aynı zamanda dünyanın en iyi korunmuş zigguratlarından biridir.È tra le ziggurat sumere meglio conservate.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.Il loro compito è quello di proteggere la pace e la giustizia sulla Terra.
Bu olgu günümüze dek korunmuştur.Queste dediche si sono conservate fino ai giorni nostri.
Şato Avrupa'nın en iyi korunmuş Rönesans su şatosudur.Si tratta probabilmente del castello in stile rinascimentale meglio conservato d'Europa.
Ayrıca, zaman aşımı ile iyi korunsa bile kendiliğinden bozulma söz konusu olabilmektedir.E così lontano da casa, forse, trova anche l'amore.
Portre şu an Huntington Kütüphanesi, San Marino, Kaliforniya'da korunmaktadır.È conservato presso la Huntington Library di San Marino, California.
Tarihi şehir merkezi, Orta Avrupa'nın en iyi korunmuş şehir merkezlerinden biridir.Si tratta di uno dei nuclei medievali meglio conservati in tutta Europa.
Genelde iyi korunmuşlardır.Solitamente sono piuttosto ben curati.
Ancak içinde bulundukları orman hükûmet tarafından korunma altına alınmaktadır.Si salvarono solo quelli, tra loro, che si rifugiarono tra gli Inca di Manco.
Númenorean gemileri normalde Valar'ın kudretinin yardımıyla da denizden korunurdu.Il Coastal Command sorvolò il Golfo il più frequentemente possibile aiutato dall'USAAF.
Tüm on bir odasında ve yan odalarında çok iyi korunmuş kabartmalar bulunmaktadır.Molto bene conservato, all'interno contiene undici camere funerarie.
Günümüzde müze gemisi olarak Yokosuka şehrinde Mikasa Parkı'nda korunmaktadır.Attualmente è conservata come nave museo a Yokosuka.
Günümüze kadar korunmuş olan gemi Oslo'daki Fram Müzesi 'nde sergilenmektedir.È attualmente conservata nel Museo Fram di Oslo.
Gelecekte Tanrı'nın (İsrail'in) düşmanlarının yargılanması ve İsrail'in haklarının korunması (3:1–21).Cercate prima il regno di Dio e la sua giustizia (6, 33).
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Per questi motivi la specie è classificata come "a rischio minimo".
Fountains Manastırı, İngiltere'nin en büyük ve en iyi korunmuş Sistersiyen manastırlarından biridir.L'abbazia di Fountains è una delle più grandi e meglio conservate dell'Inghilterra.
Telif hakların korunması temel insan haklarından biridir.Le cure palliative sono un diritto fondamentale dell'essere umano.
Finlandiya’daki mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa ile korunmaktadır.I diritti umani in Finlandia sono tutelati dalla Costituzione.
Resmi olarak tarihi anıt kapsamına alınarak, kanunla korunmaktadır.È considerato un monumento storico e come tale è protetto dalla legge.
Halkın, radyasyonla çalışanların ve çevrenin radyasyondan korunmasını sağlamak.Il suo scopo è quello di proteggere le persone e l'ambiente dai pericoli delle radiazioni.
Kapı günümüzde iyi korunmuş bir durumdadır.La porta oggi è in cattivo stato.
Bu güne kadar korunan en eski kağıt duvar kağıdı 1509'a dayanıyor.La più antica attestazione del culto risale al 1509.
Kitap bugün Yale Üniversitesi'nde korunmaktadır.La collezione è attualmente detenuta dall' Università di Yale.
Avzum açsam, öpkem körünir.Pugno chiuso, mano fasciata.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.È anche uno dei meglio preservati.
Nesli korunmaya çalışılmaktadır.Il protezionismo deve essere evitato.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Altre misure preventive comprendono il lavaggio delle mani e la corretta e completa cottura dei cibi.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Altre tre sottospecie potrebbero essere riconosciute a breve.
Enerjinin korunumu ve doğrusal momentum sadece bir fotonun oluşturulmasını yasaklar.Inoltre la conservazione dell'energia e dell'impulso impedisce la creazione di un singolo fotone.
Savcılık soruşturmasında, iddiaya göre pedofil rahiplerin korunduğu itiraf edildi.L'inchiesta si concluse quando il vescovo ammise di aver protetto i sacerdoti abusatori.
Hastalıktan korunma yolları arasında sigarayı bırakma ve sağlıklı beslenme sayılabilir.La prevenzione comprende smettere di fumare e una dieta sana.
Dünyanın en iyi korunmuş lahitlerinden biridir.È uno dei rilievi meglio conservati dell'insieme.
Aile Planlaması, Gençlerin kötü alışkanlıklarından korunması ve ev ekonomisi konuları işlenmektedir.Ma le giovani generazioni minano la felicità della famiglia e del negozio.
Bu şekilde kafanın soğuktan azami biçimde korunması amaçlanır.Lascia invece che al tuo sangue fumante io scaldi un poco le mani.
Daha sonra ise Ziyârîler tarafından korunmaya başlandı.Sono state, comunque, preservate dai mistici.
Dünyanın en iyi korunmuş tapınaklarından biridir.Rimane tuttora uno dei templi egizi meglio conservati.
Parkın korunması ve bakımı Patrimônio Histórico e Artístico Nacional tarafından yapılır.Tutela il paesaggio e il patrimonio storico e artistico della nazione".
Daha sonrasında 1982 Anayasası'nda da biraz daha daraltılarak korundu.Anche il diritto di sciopero venne meno nella Costituzione del 1982.
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri.Centri per la prevenzione e il controllo delle malattie.
Ne var ki tahta çıktığı zamanki otoritesi Moğollar tarafından korunan başkent Tiflis’in dışında geçersizdir.Ciononostante, l'autorità di Giorgio V non si estese oltre la capitale Tbilisi, protetta dai mongoli.
Bu sistem Çin'i yöneten son imparatorluk hanedanı olan Qing Hanedanına kadar hemen hemen aynen korundu.Il sistema rimase invariato sino alla dinastia Qing (清朝), l'ultima dinastia imperiale a governare la Cina.
Böylece kişinin hastalığa karşı korunması sağlanır.Cosa del tutto proibita a chi soffre di questa malattia.
Çeşitli teknik korunmalar var, mesela hafıza korunması.Vi sono differenti modalità per ottenere la protezione della memoria.
Derneğin ana misyonu, yerel mal üretimcilerin korunması ve desteklenmesidir.La missione principale dell'Associazione è quello di "tutelare e promuovere i produttori nazionali."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
korun ile cümle - Sayfa 22 - korun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App