Ana içeriğe geç
Sözlük

korun ile cümle

korun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aşılama ile korunma sağlanır.Man müsse es der Selbstheilung überlassen.
Aynı yıl, tarihi ve kültürel miras olarak korunmaya alınmıştır.Gleichzeitig wurde sein Atelier offiziell als schutzwürdiges geschichtliches und kulturelles Erbe eingestuft.
Bu harita günümüzde Venedik’te San Marcos Kütüphanesi'nde korunmaktadır.Eine Anzahl seiner Handschriften wird heute in der Bibliothek von San Marco in Venedig verwahrt.
Eğer akabindeki yarı hamlede onu alan taşı da almak mümkünse bu taş korunmuştur.Falls sie von dem neuen Feld aus über andere Steine springen kann, muss sie das auch tun.
Blister, tablet veya kapsüllerin korunmasını sağlayan bir ambalaj çeşididir.Eine weit verbreitete Anwendung von Blistern ist die Verpackung von Tabletten und Kapseln.
Dosyalar şifre ile korunabilir.Dateinamen können mit verschlüsselt werden.
İyi korunan eser günümüzde Dresden'deki Gemäldegalerie müzesinde sergileniyor.Ein Teil seiner Werke wird heute im Kupferstichkabinett in Dresden verwahrt.
Bu kalelerin yapılma amacı haçlıların saldırılarından korunmak olmuştur.Die Festung sollte zum Schutz vor Angriffen der Berber dienen.
5114 imzası altında korunmaktadır.Sie ist 1134 schriftlich bezeugt.
Bu mektup bugüne kadar korunmuştur.Diese Adresse blieb bis heute erhalten.
Sanat departmanı ofisi sürekli korundu.Die Arbeit des Kunstvereins wurde nachhaltig beeinträchtigt.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Durch ihren trockenen Lebensraum bedingt können sie aber längere Zeit ohne Essen und Trinken auskommen.
Yerel yönetim göçmen kuşların korunmasını sağlamaya çalışmaktadır.Die Vogelschutzrichtlinie untersagt das Fangen wildlebender Vögel.
Bu hastalıklardan korunmak için ona bazı adaklarda bulunulurdu.In einigen Folgen musste er sich krankheitsbedingt vertreten lassen.
En eski ve en iyi korunmuş freskler San Bartolo’daki fresklerdir.Die am meisten geachteten und ältesten Konservatorien stehen in Istanbul.
Aynı zamanda, insan haklarının korunmasını ve kadının güçlendirilmesini de destekler.Außerdem wolle sie für die Stärkung der Frauenrechte kämpfen.
Bütün hayvanlar soğuktan korunmak için güneye göç ederler.Alle Tiere helfen bei der Verteidigung der Kolonie.
1908 yılından beri orman korunmaktadır ve 1993 yılında Ulusal Doğa Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Das Gebiet war bereits seit 1948 geschützt und wurde 1984 zum Landschaftsschutzgebiet erklärt.
Bunların yalnızca taş temel duvarları korunmuştur.Von ihr sind nur noch die Grundmauern geblieben.
Ancak Pers egemenliği döneminde de kentin özerkliği korundu.Auch während der Verpfändung behielt die Stadt ihren Reichtum.
Lokomotif korunmuş olup bugün Londra'daki Science Museum'da gösterilmektedir.Die Maschine ist erhalten und steht im Londoner Science Museum.
Kliniğe başvuranlara, düşük ücretle korunma araç gereçleri verildi.Im Schutzpockenhauptinstitut wurden die niederen Wartenummern für die Impfung offen verkauft.
Bu yasa enerjinin korunumunun bir sonucudur.Dieses Recht ist grundlegender Teil der Wirkung eines Schutzrechtes.
Operasyonun yöntemine bağlı olarak, hassasiyet mümkün olduğunca korunmaya çalışılmaktadır.Er wird so gewählt, dass die Sensitivität des Detektors möglichst gut ausgenutzt wird.
Eşiyle birlikte 1945 yılının başlarında, Kızıl Ordu'dan korunmak için Aşağı Saksonya'ya kaçtı.Vor der Roten Armee floh sie bei Kriegsende 1945 zu ihrer Schwester nach Roßla im Harz.
Kimi sarnıçlar daha küçük ikinci bir sarnıçla ya da bir filtreyle korunur.Seltener sind die Laubblätter zu einer Ranke oder zu einem grasartigen Phyllodium reduziert.
Örnek olarak, kuşlar özel bir korunma sistemine sahiptir.Les oiseaux, par exemple, ont un système particulier de protection.
Düzenleme korunmalı.L'aménagement doit être protégé.
Tatoeba, yok olma tehlikesinde olan dillerin korunmasında katkıda bulunabilir mi?Tatoeba peut-il contribuer à la sauvegarde des langues en danger ?
1958de, Philip Morrison antikütle çekiminin enerjinin korunumuna aykırı olacağını iddia etti.En 1958, Philip Morrison soutint que l'antigravité violait le principe de conservation de l'énergie.
Tür tamamen korunuma altındadır.L'espèce est intégralement protégée.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Ainsi, ils sont mieux protégés.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.La grande force militaire du Japon est considérée comme essentielle à la défense de l'empire.
Kitap bugün Yale Üniversitesi'nde korunmaktadır.Elle est actuellement conservée à l'université Yale.
Challenger II, dünyadaki en ağır ve en iyi korunan tanklardan biridir.Le Challenger 2 est considéré comme un des chars les mieux protégés au monde.
Bu uç diziler çok iyi korunmuşlardır.Mais si les chefs sont trop bien protégés ?
Bu gangsterler, Lansky ve Siegel tarafından korunuyordu.Ils ont été recruté avec l'aide de Lansky et Siegel.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Il faut faire attention aux moustiques.
Bu harita hâlâ korunmaktadır.Cet emblème est protégé.
Bazen, Klasik Latince bir kelime Halk Latincesi ile beraber korunmuştur.Parfois, un mot latin classique est gardé avec son équivalent du latin populaire.
Günümüzde müze gemisi olarak Yokosuka şehrinde Mikasa Parkı'nda korunmaktadır.Il est aujourd'hui utilisé comme navire musée de la Marine à Yokosuka.
Ancak bunlardan yedi tanesi korunabilmiştir.Sept d'entre elles seulement atteignent la côte.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Pour ces raisons, l'espèce est évaluée comme espèce de « préoccupation mineure ».
Bütün hayvanlar soğuktan korunmak için güneye göç ederler.Un troupeau d'animaux de toutes sortes se déplace vers le sud pour échapper au froid.
Korunmaya muhtaçtır.A protéger absolument.
Musée des Arts et Métiers (Paris) bilimsel alet ve buluşların korunması üzerinde duruluyor.Le Musée des arts et métiers (Paris) est spécialisé dans le patrimoine des instruments scientifiques.
Ülkede devletin güvence verdiği bir sosyal korunma sistemi bulunmamaktadır.En Israël il n'existe pas de système de sécurité sociale comme celui que l'on trouve en France.
Amerika'da yer alan en iyi korunmuş kalelerden birisidir.C'est un des ensembles fortifiés les mieux préservé des Amériques.
1805 - William Hyde Wollaston,Perküsyon Gücünde enerjinin korunumu savunur.1806 – William Hyde Wollaston argumente la conservation de l'énergie.
Ama önemli eserlerin çoğu korunmuştur.La majeure partie du Pallars est protégée.
Bu mektup bugüne kadar korunmuştur.Cette statue a été conservée jusqu'à aujourd'hui.
Genç bireyler, yetişkin erkek bireyler tarafından korunur.Les jeunes peuvent être gardés avec les adultes.
İlçe'nin yüzde 50'sinden fazlası korunacak tabiat sahasıdır.Il est fréquent que la droite dépasse les 50 % dès le premier tour.
Genelde iyi korunmuşlardır.Ils sont généralement sûrs.
Yine de trafik, yükseklik gibi çevresel tehlikelerden korunmaları gerekir.La protection contre les contacts directs doit être assurée, quel que soit le niveau de tension.
Ülke sanayisi korunmuş olur.Protéger l'industrie nationale.
Koruma alanı, 6 km2 korunan alan ve 5.4 km2'lik bir tampon bölgeyi kapsamaktadır.La réserve comprend 6 km2 de terres protégées ainsi qu'une zone tampon de 5,4 km2.
Bu gömütlerde kötü korunmuş kadın kemikleri vardır.Dans ces tombes les ossements étaient bien conservés.
Helena - Kontes tarafından korunmakta olan bir asıl kadın.C'est ce qu'avait pu faire la pieuse comtesse.
Dambulla, Sri Lanka'daki en büyük ve en iyi korunmuş mağara tapınağı kompleksidir.Il s'agit du plus important et du mieux préservé des complexes de grottes du Sri Lanka.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
korun ile cümle - Sayfa 19 - korun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App