SuitB, hem gizli hem de gizli olmayan ulusal güvenlik sistemlerini ve bilgilerini korumayı amaçlamıştır.O suite é pretende proteger sistemas classificados e não-classificados e informação da segurança nacional.
Protego Totalum: Bir bölgeyi davetsiz misafirlerden korumayı sağlar.Tharax - Um submundano que protege a entrada para o Submundo.
Kutsal metinleri korumayı sadece görevleri olarak görmüyorlardı.Encaravam seu trabalho como uma missão sagrada.
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.Tegen minimale kosten maximaal voordeel verlangen.
Helms hepsine karşı kemerini korumayı başardı.Helms kon zijn kampioenschap behouden.
Jon, Ramsay'i suçlar ve Davos, Stark kuvvetini Jon'u korumayı emreder.Jon blir rasande och anfaller, och i samma stund beordrar Davos trupperna att skydda honom.
Cena, bu maçta kemerini korumayı başardı.Hon lyckades försvara guldet genom att vinna detta lopp.
Duvarlar sadece gizliliği değil, ayrıca güneşe karşı korumayı da sağlamak üzere tasarlandı.Стіни не тільки забезпечують конфіденційність, але захищені від сонця.
Birçok eseri tazeliğini korumayı başarmıştır.Багато зробив для безпеки доріг.
Argeleb'in oğlu Arveleg, istilacıları püskürttü ve Fırtına Tepeleri'ni uzun yıllar korumayı başardı.Його син Арвелеґ відбив напад ворогів та протягом багатьох років захищав Грозогори.
Savaş sırasında, Almanlardan aldığı destek ile bu konumunu korumayı başardı.În perioada războiului, el și-a păstrat această poziție datorită sprijinului primit din partea germanilor.
Türkiye, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başarmıştı.Finlanda a reușit să-și salveze independența la sfârșitul celui de-al doilea război mondial.
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.Magas védekezéssel elérhető a minimális veszteség.
Etkinlikte de kemeri korumayı başardılar.Har også beskyttelseskjørt over beltene.
Britanya Virjin Adaları, Cayman Adaları ve Montserrat da Britanya ile olan bağlarını korumayı seçti.Kepulauan Virgin Inggris, Kepulauan Cayman dan Montserrat juga memilih untuk tetap bersama Inggris.
Güzelyurt köyünün gelenekleri yüzyıllar boyunca değerlerini korumayı başarabilmiştir.Kayu yang baik bisa menyimpan aromanya selama berabad-abad.
Kevlar yelekler gövdedeki hayati organları korumayı amaçlar.Vách tế bào có tác dụng bảo vệ các nội chất sống bên trong của cơ thể thực vật.
Buna rağmen öğle boyunca savaşan Memlükler, ertesi güne kadar saflarını korumayı başarmışlardır.Hai ngày sau, những kẻ tấn công quấy phá lẻ tẻ khiến lực lượng CAP bận bịu suốt xế trưa cho đến chiều tối.
Zane'e çok güzel yemek yapmayı, güçsüzleri korumayı öğretmiştir.イヤーンにまずい料理を出して相手を苦しませるように指示された。
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.최확값은 최소제곱법으로 구한다.
2006 yazında ,genç kızların kendilerini korumayı öğrendiği bir programın tanıtımında yer aldı.2009년 10월, 스파이스 걸스는 그들의 음악을 배경으로 자신들의 역할을 하는 여성 배우를 캐스팅하는 뮤지컬 영화에 대한 제안을 받았다.
Golan’ın asıl amacı taşımakta olduğu mürettebat ve yolculara en iyi korumayı sağlamaktır.משימתו העיקרית של הגולן היא לספק הגנה מרבית ומיטבית לנוסעים ואנשי הצוות.
Bern konvansiyonu, Paris konvansiyonunu izinden gelip uluslararası korumayı sanat eserlerine getirmiştir.התערוכה בחנה את זיקתה של קריית האמנים בצפת לאסכולת פריז.
Prusyalı piyadelerin hiç bitmeyen saldırısına rağmen 2. Tümen'in askerleri konumlarını korumayı başardı.Въпреки безспирните атаки от страна на пруската пехота, войниците от Втора дивизия удържат своите позиции.
Antlaşma ile Osmanlı, Ermeni konularını zulüm ve şiddetten korumayı üstlendi.В договора, османска Турция се ангажира да защитава своите арменски граждани от потисничество и насилие.
Eser sahiplerinin yasal çıkarlarını en etkin şekilde korumayı amaçlar.Mimoriadne odolné sú objekty pre ochranu najvyššieho vedenia štátu.
Etkinlikte de kemeri korumayı başardılar.Ženy používajú v zápase aj prsný chránič.
Britanya Virjin Adaları, Cayman Adaları ve Montserrat da Britanya ile olan bağlarını korumayı seçti.Briti Neitsisaared, Kaimanisaared ja Montserrat otsustasid jääda Suurbritanniaga seotuks.
Fransa 16. yüzyılın din savaşlarına rağmen toprak bütünlüğünü korumayı başardı.Tema ajal suutis Prantsusmaa võita Saja-aastase sõja ning kindlustada territoriaalse ühtsuse.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Aber Japan, im Gegensatz zu Indien und China, behielt seine nationale Souveränität.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Ale Japonia, w przeciwieństwie do Indii i Chin zachowała swoją suwerenność państwową.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Ale Japonsko si, na rozdiel od Indie a Číny, udržalo svoju národnú suverenitu.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Avšak Japonsko, na rozdíl od Indie a Číny, si zachovalo svou národní suverenitu.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Dar Japonia, spre deosebire de India şi China, şi-a menţinut suveranitatea naţională.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Maar Japan, in tegenstelling tot India en China, behield zijn nationale soevereiniteit.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Ma il Giappone, al contrario di India e Cina, mantenne la sovranità nazionale.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Mais le Japon, à l'inverse de l'Inde et de la Chine, a maintenu sa souveraineté nationale.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Mas o Japão, em contraste com a Índia e a China, manteve a sua soberania nacional.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Mégis Japán, Indiával és Kínával ellentétben megőrizte nemzeti szuverenitását.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Men i modsætning til Indien og Kina, så beholdt Japan sin nationale suverænitet.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Men Japan, i motsats till Indien och Kina behöll sitt eget styre.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Mutta Japani, toisin kuin Intia ja Kiina, säilytti kansallisen itsemääräämisoikeutensa.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Nhưng Nhật Bản, ngược lại với Ấn Độ và Trung Quốc đã duy trì được chủ quyền đất nước.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Pero, Japón, en contraste con India y China mantuvo su soberanía nacional.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Tapi, Jepang, berbeda dengan India dan Cina, mempertahankan kedaulatan nasionalnya.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Αλλά, η Ιαπωνία, σε αντίθεση με την Ινδία και την Κίνα διατήρησε την εθνική της κυριαρχία.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Но Япония, в контраст с Индия и Китай, поддържала националния си суверенитет.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Но Япония, в отличие от Индии и Китая, защитила свою национальную независимость.
Ama, Japonya, Hindistan ve Çin'e nazaran ULUSAL EGEMENLİĞİNİ korumayı başarabildi.Та Японія, на відміну від Індії та Китаю, зберегла національний суверенітет.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Aber, alles ist egal, wenn wir es nicht schaffen, die Meere zu schützen.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Ale to wszystko będzie bez znaczenia, jeśli nie ochronimy oceanu.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Ale všetko bude nanič, ak neochránime oceány.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Dar, nimic altceva nu va conta dacă nu reuşim să protejăm oceanul.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.De semmi sem fog számítani akkor, ha nem tudjuk megvédeni az óceánokat.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.하지만, 바다를 지키는 일보다 더 중요한 일은 없습니다.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Maar niets van dit alles doet er nog toe, als we er niet in slagen de oceaan te beschermen.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Mais rien de tout cela n'aura d'importance si nous échouons à protéger les océans.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Ma sarà tutto inutile se non riusciremo a proteggere l'oceano.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Mas nada mais importa se falharmos na proteção do oceano.
Ancak, hiçbirinin anlamı olmayacak eğer okyanusu korumayı başaramazsak.Men inget betyder något om vi inte klarar av att skydda våra hav.