koruma ile cümle
koruma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şifre çalma koruması ve gerçek zamanlı sezgisel yöntemler de planlandı.Program zawiera również system ochrony w czasie rzeczywistym oraz funkcję automatycznych aktualizacji.
Ayrıca Alman Hayvanları Koruma Yasası'nı model alarak, Hayvan Hakları Yasa Tasarısı'nı hazırladı.Inne kraje poszły za przykładem angielskim i również zaczęły wprowadzać w życie ustawy dotyczące zwierząt.
Batı Avrupa'da koruma tedbirlerine rağmen leylek nadir görülen bir kuş türü olmaya devam etmektedir.W Europie Zachodniej bocian pozostaje rzadkim ptakiem mimo działań ochronnych.
Hetman'ın baş koruması.Był kandydatem na urząd hetmana.
Bir süre sonra Michael’ın koruması Fabrizio Michael'a ihanet eder ve arabasına bir bomba yerleştirir.Fabrizio, ochroniarz Michaela, podłożył bombę w samochodzie, którym miał pojechać Michael.
Koruma için hiçbir önlem alınmamıştır.Nie prowadzi się działań ochronnych.
Kanada, Meksika ve ABD'de yasa ile koruma altına alınmıştır.W Kanadzie, Meksyku i Stanach Zjednoczonych jest objęty ochroną gatunkową.
Bu korumanın etkisi çok iyi bilinmektedir.Zapewne Zbawiciel zna ją bardzo dobrze.
1983 yılına kadar bu konumunu korumaya çalıştı.Pracował na tym stanowisku do 1983.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Nie chronią przed chorobami przenoszonymi drogą płciową.
İsrail Hava Savunma Kuvvetleri, İsrail'i havadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Chronić mieszkańców Izraela i zwalczać wszelkie formy terroryzmu, które zagrażają codziennemu życiu.
Resmî olarak verilen sebepse Polonya'yı Rus tehdidinden korumaktı.Państwo polskie formalnie przestało być rosyjskim protektoratem.
Ancak zırhlıyı koruma görevindeki muhripler tarafından bu saldırı atlatıldı.Zamach udaremnili pozostali członkowie ochrony.
Korumaları da öldürür.Odprawił też ochroniarzy.
Korumak fiilinden gelir.Szatałow jego następcą?.
Köprü, UNESCO'nun koruması altındadır.Została objęta patronatem UNESCO.
Açık parola korumalı Microsoft Office belgeleri.Wtyczka do obsługi OpenDocument dla Microsoft Office. .
1973'ten beri Anıt Koruma Yasası ile korunmaktadır.Od 1973 nazwa jest prawnie chroniona.
Kesin koruma sağlamaz.Nie jest chroniony.
Fas Hava Kuvvetleri, Fas'ı havadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Bariera (ang. Barier) – Aura chroniąca przed wszelkimi atakami.
1122’de I. Alfonso hudutu koruma amaçlı Belchite Kardeşlik Derneği’ni kurmuştur.W 1122 roku Alfons I Waleczny założył Bractwo Belchite w celu obrony granicy.
Fakat ikisi de kendi ve aile şerefini korumak için birbirlerinden ayrı yaşamaya karar verirler.Postanawiają sobie wzajemnie pomóc uporządkować swoje życie.
İşlevi sapı ve elleri korumaktır.Wymaga jednak dobrej koordynacji pracy rąk i nóg.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.Języki te, razem z duńskim, są chronione przez Europejską kartę języków regionalnych lub mniejszościowych.
9 kapsamında koruma altına alınmıştır.Utworzono 9 obszarów chronionych.
Gizlilik uzantıları kullanıcıyı aktivitesinin izlenmesinden korumaz.Kolejność pomieszczeń zdradza dbałość o komfort ich użytkowników.
Koruma alanının %90'lık kısmı Umman tarafından kaldırıldı için, UNESCO alanı listeden çıkardı.Telefon, na 90 procentach powierzchni, chroni obudowa z nierdzewnej stali.
Savaştan sonra Pinkerton tren korumasına ağırlık verir.Po wojnie Carrington rozpoczął karierę polityczną.
1928 yılından beri köy statüsünü korumaktadır.Pracowała czynnie od 1928 roku w ochronie przyrody.
Bu askerlerin görevi kral sarayını korumaktı.Ich przeznaczeniem było utrzymanie dworu króla.
Gecenin koruma prens sorar, ama ödeme olarak sunduğu tek şey bir gül olduğunu.Hon ber prinsen om skydd för natten, men det enda hon har att erbjuda som betalning är en ros.
Posta arabasında tüfekli iki koruma, bankanın kasiyeri ve muhasebecisi ve para vardı.Inuti diligensen fanns pengarna, två vakter med gevär, bankens kassör och revisor.
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.För att skydda Wollstonecraft anmälde Imlay henne som sin fru 1793, trots att de inte var gifta.
Bölge Ramsar Sözleşmesi ile korumaya alınmıştır.Den skyddas av Ramsarkonventionen.
Bu hükümler ancak pratikte devlet tarafından cezai kovuşturmaya karşı fazla koruma sağlamaz.Däremot ger dessa bestämmelser inte något signifikant skydd i praktiken mot åtal av staten.
Mısır panteonu, doğaüstü güçleri olan ve yardım ya da koruma için yakarılan tanrılardan oluşturuluyordu.De egyptiska gudarna ansågs ha övernaturliga krafter som frammanades för hjälp eller beskydd.
Güvenli koruma için, San Antonio, Teksas'ta Brooks Hava Kuvvetleri Üssü'nde küçük örnekler bulunmaktadır.För säkerhets skull finns också en mindre samling månsten i Brooks Air Force Base i San Antonio, Texas.
Bütün bina koruma altında.Sjukhusbyggnaden är skyddad.
Dilara Aliyeva, Azerbaycan Kadın Haklarını Koruma Derneği kurucularından ve yöneticilerinden biri olmuştur.Dilara Aliyeva grundade Azerbajdzjan Föreningen för skydd av kvinnors rättigheter.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.En robot måste skydda sin egen existens, såvida detta inte kommer i konflikt med första eller andra lagen.
Sözde nedeni, Amerika Birleşik Devletleri'nin yabancı ajanlarından kendisini korumaktı.Orsaken ska ha varit att "skydda" honom från amerikanska agenter.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Efter kläckningen får ungen vård, skydd och näring av föräldrarna i minst nio månader.
Birleşmiş Milletler'e Barışı koruma, kriz yönetimi ve insani yardım operasyonlarında destek vermek.Fredsbevarande, krishantering och humanitära insatser hjälpinsatser, till stöd för Förenta nationerna.
Anlaşmanın eski sürümlerine taraf olan ülkeler daha kısa koruma süreleri uygulayabilirler.Länder som var medlemmar under äldre revisioner av konventionen kan välja att ha kortare villkor.
Yine de her ne olursa olsun iyimser biridir ve dünyasını korumak için her şeyi yapabilir.Han påstår att han är en bra hjälte och gör allt vad han kan för att skydda någon.
Aynı zamanda ova bir doğa koruma alanıdır.Området är numera ett naturskyddsområde.
Alan, Orta Çağ sokak planının ve Reformasyon dönemi binalarının çoğunu korumaktadır.Old Town har bevarat sin medeltidsplan och flera reformationstidsbyggnader.
1899 yılında iktidardaki muhafazakarlar iktadrı korumak için seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyordu.1899 anklagades de styrande konservativa för att försöka behålla makten genom valfusk.
Çin'nde LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) bireyler, hukuki korumaya tabi değiller.HBT-personer (homosexuella, bisexuella och transpersoner) har praktiskt taget inget rättsskydd i Uganda.
Tanrılardan çocuklarını koruması için altın bir post yollamalarını diler.När han söker efter mat (rötter) finner han guld som har placerats där av gudarna för att hjälpa honom.
2002'de Hindistan'da Arunachal Pradesh'in doğusunda Namdapha Kaplan Koruma Alanı'nda da yaşadığı bulunmuştur.Tillfälligt har den påträffats i delstaten Arunachal Pradesh i Indien.
Gerçekten bu katedral şehir halkını Akdeniz korsanlarından korumak maksadı ile tasarlanıp yapılmıştır.Fortet San Fernando byggdes av spanska erövrare för att skydda staden från pirater.
Birincil önleme "sağlığa teşvik" ve "özel koruma"dan oluşur.Från ”skydd” till ”vård” och ”varsamt brukande”.
Daha yüksek bir rakam daha fazla koruma anlamına gelir.Ju högre siffra, desto bättre skydd.
Köyün güneyinde, Blanský Ormanı'nı Koruma Alanı yer almaktadır.Söder om byn ligger det skyddade landskapet Blanskýskogen.
1929 yılı öncesinde Adolf Hitler'in şoförü ve korumasıydı.Under 1920-talets andra hälft var han Adolf Hitlers chaufför och livvakt.
Sadece Diana'nın koruma görevlisi, Trevor Rees-Jones hayatta kaldı.Fayeds livvakt Trevor Rees-Jones var allvarligt skadad, men överlevde.
Bu doğa rezervi 1937 yılında koruma altına alınmıştır.Formationerna fick naturskydd 1937.
Korumaları da öldürür.Även hans livvakt dödades.
Hayvanat bahçesi yetkililerinin onu canlı tutmasının hayvan koruma mevzuatına aykırı olduğunu belirtti.Djurparken och dess dåvarande zoologiska chef åtalades för bristande säkerhetsarrangemang.