Statükoyu koruma genellikle büyük bir değişime karşı çıkılmasıyla gerçekleşir.De rest van het gezin verzet zich tegen die plotse verandering.
Pek çok kez çocuklara fiziksel bir koruma sağlar.De kinderen werden regelmatig fysiek mishandeld.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın.Ze moet haar lichaam verlaten om haar taak te kunnen volbrengen.
Sevdiği insanlara yakın davranır ve onları korumasına alır.Desondanks geeft hij om degenen die belangrijk voor hem zijn en zal hij ze beschermen.
Bu birleşmeye karşın bölgesel özelliklerini hala korumaktadır.Hierdoor blijft het unieke karakter van deze wijk behouden.
Sadece Diana'nın koruma görevlisi, Trevor Rees-Jones hayatta kaldı.Trevor Rees-Jones, Al-Fayeds bodyguard, overleefde het ongeluk.
Türkiye'de insan hakları, çeşitli uluslararası hukuk anlaşmaları ile koruma altına alınmıştır.Het recht op privacy wordt in verschillende internationale verdragen gegarandeerd.
Genel kas güçlendirme egzersizleri kas gücünü korumak ve kas erimesini azaltmak için yardımcı olacaktır.Noodhulp kan bijdragen aan het redden van mensenlevens en het verlichten van menselijk leed.
Koruma amacıyla, hamamlar 2014 yılından beri ziyaretçilere kapalıdır. ^Vanaf 2014 werd het fort deels opengesteld voor bezoekers.
Steve McQueen, Muhammed Ali ve Diana Ross'un korumalığını yaptı.Hij beschermde sterren als Muhammad Ali, Michael Jackson en Diana Ross.
Gelişmiş veri koruma.Verbeterde vrijetraptechniek.
Bu sayede kendini korumuş olur.Ze moeten zichzelf zien te redden.
Bu suçluluk duygusundan dolayı Ichigo, sevdiklerini korumak için daha fazla güç elde etmeye karar verir.Haar dood zorgt ervoor dat Ichigo er alles aan doet om degene die hij lief heeft te beschermen.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Om de geheime aard ervan te rechtvaardigen wordt nationale veiligheid ingeroepen.
Saklama ve koruma.Beveiliging en bewaking.
Kale, 13. yüzyılın sonlarında Oslo'yu korumak amacıyla inşa edilmiştir.Het kasteel werd vermoedelijk in het begin van de twaalfde eeuw gebouwd ter verdediging van Tartous.
Sonuç olarak, Doğayı Koruma Uluslararası Birliği (IUCN) bu türü yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.Door de internationale natuurbeschermingsorganisatie IUCN wordt de soort beschouwd als 'bedreigd'.
Sürü koruma köpeği olarak kullanılabilmektedir.Bijna alle honden kunnen worden ingezet als waakhond.
Böylece hastalıklardan ve yeni doğan bebekleri nazardan korumak amaçlanırdı.Hierdoor zijn zij en haar nakomelingen beschermd tegen predatoren.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Ze besloot om alleen nog maar eigen werk te gaan spelen, en geen covers meer te doen.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği.Ze is de directeur-generaal van de International Union for Conservation of Nature and Natural Resources.
Olası bir geri çekilmeyi korumak için hazırlık yapılacaktı.Het moest mogelijk zijn om een dreigende aanval te voorkomen.
Kullanım sırasında Nitril eldivenler giyilmelidir, lateks eldivenler yeterli koruma sağlamaz.In een laboratorium zullen dus latex handschoenen geen bescherming bieden tegen dit extreem krachtige vergif.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Het noodlot bepaalde haar leven.
Parkın kuruluş amacı, bölgede bulunan önemli arkeolojik ve paleontolojik alanları korumaktır.Doel is het waardevolle geologische en archeologische erfgoed in deze regio te beschermen.
Begonvilleri rüzgardan korumak gerekir.De hazelaar is voor de bestuiving afhankelijk van de wind.
Yavrular bir sene ailenin koruması altında kalıp, sonra ayrılır.De eigenaren van het huis zijn een week na de aankomst van de ouders verdwenen, ondergedoken.
Ağaçları korumakla ve bekçiliğini yapmakla görevlidir.Ze hadden de plicht de bossen te onderhouden en toezicht te houden op het gebruik.
Bunun yanında insanlar formlarını korumak için kendileri de spor yaparlardı.Zij brengen de mens dus enige nut.
Ana madde: Türkiye'de hayvan hakları Türkiye'de hayvan hakları 2004 yılında yasa ile koruma altına alınmıştır.Voor varkens is het mestproductierecht in 2005 vervangen door varkensrechten.
Tarihî kent merkezi, 1969 yılında "kentsel koruma alanı" ilan edildi.In de ‘Nota Openbaar Vervoer 1969’ presenteert de gemeente de oplossing van de problemen.
TKP'nin ismi ve amblemi koruma altına alındı.Product en naam werden door een patent beschermd.
Giriş kapısı aslını korumuştur.De deksteen van de ingang is bewaard gebleven.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Hierbij wordt gecontroleerd of er geen sprake is van een seksueel overdraagbare aandoening (SOA).
Bu kilise günümüzde halen dayanıklılığını korumaktadır.De kerk is tegenwoordig nog steeds in die vorm te bewonderen.
Bakanlığın görevlerinden birisi de Fransız kimliğini korumaktır.Het MNR wil de Franse identiteit beschermen.
Tom Mary'yi korumalıydı.Tom had Maria moeten beschermen.
Şimdi onu korumak zorundasın.Je moet haar nu beschermen.
Tom'u korumalısın.Je moet Tom beschermen.
Onların seni korumaları gerekiyordu.Ze hadden je moeten beschermen.
1784 yılında, 17 yaşındayken Godoy, Madrid'e taşındı ve kraliyet korumalarına katıldı.W 1784, w wieku 17 lat, Godoy przeniósł się do Madrytu i wstąpił do straży królewskiej.
Bu tank kuvvetleri, bizim korumasız sol kanadımızı ezmeğe çalıştılar.Te jednostki pancerne parły bezlitośnie na naszą niechronioną lewą flankę.
Bu konum bugün de güncelliğini korumaktadır.Dziś pozostał po nim jedynie wał (pozostałość po murze obronnym).
1908 yılından beri orman korunmaktadır ve 1993 yılında Ulusal Doğa Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Las jest obszarem chronionym od 1903, a w 1993 stał się narodowym pomnikiem przyrody.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Dziś wciąż służy temu samemu celowi.
Kimyasal engeller de enfeksiyona karşı koruma yaparlar.Przed infekcją chronią również bariery chemiczne.
Koruma köpeği olarak görev yapar.Służy właścicielce jako pies ochronny.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.Robot musi chronić samego siebie, o ile tylko nie stoi to w sprzeczności z Pierwszym lub Drugim Prawem.
Kızını korumak için kendini feda etmiştir.Poświęcił życie, aby chronić swoją córkę.
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.Opieka i wychowanie we współczesnej rodzinie.
Korumaları yaralandı.Ranny został ochroniarz.
Prenses Ami'nin korumalarından biridir.Jest jednym ze strażników Księżniczki Ami.
Serpuhov, 1339 yılında Moskova'nın güneyini korumak amacıyla kurulmuştur.Założone w 1339 w celu ochrony południowego przedpola Moskwy.
Ayrıca, Lando Calrissian sarayda yardımcı koruma olarak kalmaktadır.W pałacu znajduje się także już Lando Calrissian jako najemnik.
Big Show, daha sonra Carlito Caribbean Cool ve koruması Matt Morgan ile anlaşmaya vardı.Po WrestleManii zaczął rywalizację z Carlito Caribbean Cool i jego ochroniarzem Mattem Morganem.
Ekvador ve Guyana’da tür herhangi bir koruma altında değildir.Gatunkowi nie przysługuje ochrona prawna w Ekwadorze i Gujanie.
Kendilerini korumak için Türk rehineleri aldılar.Dla zabezpieczenia zabrano z sobą tureckich niewolników.
Logan kızı korumasına alır.Logan ma mu zapewnić policyjną ochronę.
1989 yılında kentsel sit alanı ilan edilmiş olup koruma altına alınmıştır.Wrak odkryto w 1989 roku i objęto ochroną.
İngiltere'de dedesi II. Henry'nin korumasında büyüdü.Wychował się na dworze dziadka Henryka II.