ABD'yi korumak için 14 uçak kaldı.14 Amerikaanse vliegtuigen werden neergehaald.
Vücudu soğuktan korumak için de yenir.Verder geeft de kous bescherming tegen de kou.
2006’da sarayın birer parçası olan mobilyalar ve nesneler de koruma altında alınmıştır.In 2006 werden de meubelen en voorwerpen die deel uitmaken van het gebouw beschermd.
Ama oklarını kendini korumak için kullandığı doğrudur.Deze soorten gebruiken het dus om zich te beschermen.
Her kulede ayrı bir radar istasyonu ve korumalı bir radar bulunmaktaydı.In elke afdelingsstaf werd nog een radartoestel in reserve gehouden.
Mallarını korumaya çalışan 12 Yahudi öldürüldü ve birçoğu yaralandı.Enkele Joden die hun bezittingen trachtten te verdedigen werden gedood.
Korumaları da öldürür.Ze vermoorden de bewakers.
Merlin'in asıl görevi Arthur'u korumaktır.Zo zorgde Merlijn voor Arthurs veiligheid.
Kesin koruma sağlamaz.Veiligheid niet gegarandeerd.
Bu kendilerini Kuzey tilkisi gibi avcılarından korumalarına yardımcı olur.Groene uniformen helpen hen zich als jagers aan de omgeving aan te passen.
1998 yılından itibaren koruma altına alınmıştır.Het orgel is beschermd sinds 1998.
Rohan'ı korumaları için de geride 4000 asker bırakmıştı.Er bleven slechts 4.000 soldaten achter om Helena te beschermen.
Clark Gölü Ulusal Parkı ve Koruma Bölgesi, güneybatı Alaska'da bulunan bir ABD millî parkıdır.Lake Clark National Park and Preserve is een nationaal park in de Amerikaanse staat Alaska.
0.17.20 - Mahkûm koruması vurulur.19.18 uur: Het sein Brand Meester wordt gegeven.
Bu sarayın korumaları sayısı çok azdı.Van dit paleis is relatief weinig bewaard gebleven.
Müdahaleler hayatı korumak için yapılmalı.Er is gehandeld tot bescherming van het eigen leven.
Vakıf halkın sanatı takdir etmesini desteklemek ve Moore'un heykellerini korumak için kurulmuştu.De stichting werd opgezet ter promotie van de schone kunsten en om het beeldhouwwerk van Moore te conserveren.
Bu, kaba kuvvet saldırılarına karşı ek bir koruma sağlamaz ancak diğer saldırıları zorlaştırabilir.Hoewel deze aanvallen extra energie vereisen zijn ze niet sterker dan andere speciale aanvallen.
Horadrim iblis yakalamaktaki başarısını ruhtaşlarının saklandığı yeri korumakta gösteremez.Een snelle zegenwens zou demonen ervan weerhouden de ziel te vangen.
Kurada Haymitch'in adı çıkar fakat Katniss'i korumak için Peeta, Haymitch'in yerine gönüllü olur.Haymitch wordt ook getrokken, maar Peeta biedt zich aan als vrijwilliger, om Katniss te beschermen.
Hasan yaralandıysa da, yakın korumaları bu saldırıyı püskürtmeyi başardı.Hoewel Johnston gewond raakte, slaagden zijn manschappen erin om de aanval te stuiten.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Dan verlaat het jong het nest en wordt nog eens negen maanden door de ouders bewaakt en gevoederd.
Gemiler, Alman kıyılarını düşman saldırılarından korumak amacıyla tasarlanmışlardı.De schepen waren bedoeld om de Duitse kust te beschermen tegen marineaanvallen.
Gerçekten bu katedral şehir halkını Akdeniz korsanlarından korumak maksadı ile tasarlanıp yapılmıştır.San Fernando fort, dat werd gebouwd door de Spaanse veroveraars om de stad te beschermen tegen piraten.
1986 yılında koruma altına alınmıştır.Ook de hoeve werd in 1986 beschermd.
Göçebe halkın kültürünü korumak.Ter behoud van de Tibetaanse cultuur.
Bu askerlerin görevi kral sarayını korumaktı.Het kasteel was bedoeld om de stad Rey te bewaken.
Kale halen koruma altında değildir.Het station werd niet bewaakt.
Henüz çok genç olduğu için onu korumamız gerekiyor.Ze werd afgewezen omdat ze te jong was.
Bu koruma yöntemi, savaş gemilerinde de sıkça uygulanmıştır.Op deze schepen wordt ook veelvuldig gebruikgemaakt van de boegspriet.
Bu hastalık onu rahatsız etse de o korumasız bir şekilde fahişelerle yatmaya devam etti.Daarin verontschuldigt hij zich omdat hij met een prostitué geslapen heeft.
Bu hat üzerinde de koruyucu devrelerin bulundurulması koruma sağlayacaktır.Ook moet men opletten voor het verlies van eiwitten langs deze weg.
Sırtındaki kabuğu ataklara karşı önemli koruma sağlar.De giftige stekels op de rug dienen als bescherming tegen mogelijke aanvallers.
Charlie Bewley, Demetri: Bir Volturi koruması.Demetri (Charlie Bewley) Demetri hoort ook bij de Volturi-wacht.
Sıfır-gün koruması, sıfır gün kullanımlarına karşı koruma sağlama yeteneğidir.Zero-day-bescherming geeft de mogelijkheid om zich te beschermen tegen zero-day-exploits.
Mağaralar, bir doğa koruma alanı içinde yer almaktadır.Deze grotten liggen in een natuurgebied.
Sağlamlığını günümüzde de korumaktadır.Die zijn heden ten dage beschermd.
Dağlarda bazıları UNESCO koruması altında 15 millî park bulunmaktadır.Het gebied telt vijftien natuurreservaten, waarvan sommige onder de bescherming van de Unesco vallen.
2011 yılında Kongre Kütüphanesi'nde korumaya alındı.Ze werd in 2001 door de Library of Congress aangekocht.
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.Tegen minimale kosten maximaal voordeel verlangen.
Helms hepsine karşı kemerini korumayı başardı.Helms kon zijn kampioenschap behouden.
Gene de vali, elinde bulundurduğu gücü korumuştur.Opnieuw herstelde de koning er zijn gezag.
Christian, burada kendisine Sidney'de koruma olarak eşlik etmesini ister.Hij vraagt haar met hem mee te gaan naar Sydney als bodyguard.
Kovada Gölü, Ulusal Park olarak koruma altında alınmıştır.De bergketen wordt als nationaal park beschermd.
Yoksa sağlığını koruması için gerekli önlemleri alır ve hayatını mı korursunuz ?"Hierdoor staat ze voor een keuze: kiest ze voor haar eigen leven of beschermt ze haar zus?
Ama birçok korumacıya göre bu sayı fazlasıyla iyimser bir rakamdır.Volgens vele fans had dit nummer met een goede promotie aanzienlijk hoger kunnen eindigen.
Helenizme geçmesinden sonra ömrünü bu geleneği korumaya ve yeniden kurmaya adamıştı.Zijn broer, die hem dus opvolgde, zette deze traditie van bouwen en reconstrueren voort.
Ancak Gordon ve ekibi onu korumaya alır.Lee en Carter krijgen de opdracht haar te beschermen.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.Een robot moet zichzelf beschermen, zover als dat niet in strijd is met de eerste en tweede wet.
Leibniz Almanca konuşan Avrupa’yı korumak için Louis’in dikkatinin dağıtılması gerektiğini önerdi.Leibniz stelde voor om Duitstalig Europa te beschermen door Lodewijk als volgt af te leiden.
Başlangıçta başlığın koruma işlevi vardı.Aanvankelijk hadden hoofddeksels een beschermende functie.
Bu tankın tasarlanmasının asıl amacı olası bir Japon işgalinde Avustralya topraklarını korumaktı.Het was vooral bedoeld als garantie voor Australië tegen eventuele nieuwe Japanse agressie.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Het behoudt tot op de dag van vandaag dezelfde authenticiteit.
Koruma amaçlı giysiler modadan uzak olmak zorunda değildir.De bescherming van het masker is niet eeuwig.
Çankaya'da Atatürk'ün koruma memurluğunu yapmıştır.Met hun families zoeken ze bescherming bij Chovanski.
Hepsinin amacı Wadden Denizi'ndeki doğal yaşamı korumaktır.Dat eiland zou in de eerste plaats de natuur in de Waddenzee moeten versterken.
Bu sevgiyi kendimiz ve çocuklarımız için korumalıyız."Zelfs die last laten jullie aan ons, kinderen, over”.
Para has para özelliğini korumalıdır.Er moet geld in om de waarde te bepalen.
Fakat aıl istediği kendisini korumaktı.Mogelijk wilde De Ligt het zelf houden.
Yine İskenderköy, Kırk Kilise arasındaki yolda koruma altına alındı.De gereformeerde pastorie staat enkele huizen verder aan de Kerkstraat 40.