korkuya ile cümle
korkuya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.Một thiên_sứ của Chúa đến gần họ , và sự vinh_hiển của Chúa chói_lòa xung_quanh , họ rất sợ_hãi .
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.Og se, en Herrens Engel stod for dem, og Herrens Herlighed skinnede om dem, og de frygtede såre
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.Og se, en Herrens engel stod for dem, og Herrens herlighet lyste om dem, og de blev meget forferdet.
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.Вдруг предстал им Ангел Господень, и слава Господня осияла их; и убоялись страхом великим.
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.И на същото място имаше овчари, които живееха в полето, и пазеха нощна стража около стадото си.
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.І ось ангел Господень став коло них, і слава Господня осияла їх; і полякались страхом великим.
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.והנה מלאך יהוה נצב עליהם וכבוד יהוה הופיע עליהם מסביב וייראו יראה גדולה׃
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.واذا ملاك الرب وقف بهم ومجد الرب اضاء حولهم فخافوا خوفا عظيما.
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.有 主 的 使 者 站 在 他 們 旁 邊 、 主 的 榮 光 四 面 照 著 他 們 . 牧 羊 的 人 就 甚 懼 怕
Rabbin bir meleği onlara göründü ve Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar.有主 的 使者 站在 他 們旁邊 、 主 的 榮光 四 面 照著 他 們 . 牧羊 的 人 就 甚 懼怕
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Varenda en i ert land har drabbats av våldet, blodspillan, smärtan, skräcken, alla.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Iedereen in je land is geraakt door het geweld, het bloedvergieten, de pijn, de horror, iedereen.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Každý ve vaší zemi byl dotčen tímto násilím, krveprolitím, bolestí, hrůzou, každý.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Każdy w twoim kraju został dotknięty przemocą, przelewem krwi, bólem, koszmarem - każdy.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Každý z Vašej krajiny bol poznačený násilím, krviprelievaním, bolesťou, hororom, každý.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.여러분 나라의 모든 사람들은 이 폭력에 영향을 받아서 피를 흘리고, 고통을 받고.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Mindenkinek kijutott az erőszakból, a vérontásból, a fájdalomból, a horrorból. Mindenkinek.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Mọi người trong đất nước bạn đều bị chà xát bởi bạo lực, máu, và vế thương, nỗi sợ hãi, mọi người.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Toda a gente no vosso país foi tocada por esta violência, o sangue derramado, a dor, o horror, toda a gente.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Toți din țara ta au fost atinși de violență, vărsare de sânge, durere, oroare. Toți.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Οι πάντες στην πατρίδα σας έχουν έρθει σε επαφή με τη βία, την αιματοχυσία, τον πόνο, τον τρόμο. Οι πάντες.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Всички в твоята страна са били докоснати от насилието, кръвопролитието, болката, ужаса, всички!
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.Насилие коснулось каждого человека в вашей стране, кровопролития, боли, и ужаса не избежал никто.
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.האלימות נגעה בכולם במדינה שלכם, שפיכות הדמים, הכאב,
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.كل واحد فى بلدك قد تأثر وأحس بالعنف ، سفك الدماء ، الإحساس بالألم ،
Ülkenizde herkes şiddete maruz kaldı, katliama, acıya, korkuya, herkes.暴力にさらされています 虐殺や 苦痛をうけたり 皆が恐怖に怯えています
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Ale oni, celí naľakaní a prestrašení, domnievali sa, že vidia ducha.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.A oni przelęknąwszy się i przestraszeni będąc, mniemali, iż ducha widzieli.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Då blevo de förfärade och uppfylldes av fruktan och trodde att det var en ande de sågo.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Da forskrækkedes de og betoges af Frygt og mente, at de så en Ånd.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Entonces ellos, aterrorizados y asombrados, pensaban que veían un espíritu
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.In oni se uplaše in vsi prestrašeni mislijo, da vidijo duha.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.저희가 놀라고 무서워하여 그 보는 것을 영으로 생각하는지라
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Mas eles, espantados e atemorizados, pensavam que viam algum espírito.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Megrémülvén pedig és félvén, azt hivék, hogy valami lelket látnak.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Men de blev forferdet og fulle av frykt, og trodde at de så en ånd.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Mereka terkejut dan ketakutan, karena menyangka mereka melihat hantu
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Nhưng môn đồ đều sửng sốt rụng rời, tưởng thấy thần.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Nhưng môn_đồ đều sửng_sốt rụng_rời , tưởng thấy thần .
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Niin heidät valtasi säikähdys ja pelko, ja he luulivat näkevänsä hengen.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Oni pak zhrozivše se a přestrašeni byvše, domnívali se, že by ducha viděli.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Plini de frică şi de spaimă, ei credeau că văd un duh.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Saisis de frayeur et d`épouvante, ils croyaient voir un esprit.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Sie erschraken aber und fürchteten sich, meinten, sie sähen einen Geist.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Stupiti e spaventati credevano di vedere un fantasma
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Ze schrokken allemaal en dachten dat Hij een geest was.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Εκεινοι δε εκπλαγεντες και εμφοβοι γενομενοι ενομιζον οτι εβλεπον πνευμα.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.А те се стреснаха и се уплашиха, като мислеха, че виждат дух.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Вони ж, полякавшись і перестрашившись, думали, що духа бачять.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.Они, смутившись и испугавшись, подумали, что видят духа.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.והמה חתו ונבעתו ויחשבו כי רוח ראו׃
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.فجزعوا وخافوا وظنوا انهم نظروا روحا.
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.他 們 卻 驚 慌 害 怕 、 以 為 所 看 見 的 是 魂
Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.他 們卻驚 慌 害怕 、 以 為所 看見 的 是魂
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.Bisogna creare questo collegamento, evitando pressioni psicologiche, ma in modo che possano capire.
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.Dat moet, hopelijk op een niet met angst geassocieerde manier, maar wel zo dat ze het begrijpen.
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.Es necesario conectarla a sus vidas, no de una manera basada en el miedo, pero si una que puedan entender.
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.개인별 정보를 그들의 생활과 연결시킬 때는 공포심을 유발하기보다 사람들을 이해시키는 방법을 취해야 합니다.
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.Musíte je propojit s jeho životem, ideálně ho však nevystrašit, ale předložit informace tak, aby je chápal.
Yaşamları ile bağdaitırmanız lazım, ve bunu korkuya dayalı olarak değil, anlayabilecekleri şekilde yapmalı.Össze kell, hogy kapcsoljuk az életükkel, és remélhetően nem a félelem alapú úton, de úgy, hogy megértsék.
İlgili Sayfalar