Hiçbir şey seni korkutuyor gibi görünmüyor.Sembra che niente ti spaventi.
Turnenin başlangıcında Michael Stipe "Radiohead o kadar iyi ki, beni korkutuyor" demiştir.Presentandoli, Michael Stipe disse: «I Radiohead sono così bravi che mi fanno paura».
Otobüs beni korkutuyor.Автобус пугает меня.
Bu beni biraz korkutuyor.Dat maakt me een beetje bang.
Bu sizi korkutuyor mu?Це вас лякає?
Bu seni korkutuyor mu?Це тебе лякає?
Turnenin başlangıcında Michael Stipe "Radiohead o kadar iyi ki, beni korkutuyor" demiştir.Az egyik fellépésükön Michael Stipe azt mondta, hogy "A Radiohead annyira jó, hogy engem is megijeszt."
Turnenin başlangıcında Michael Stipe "Radiohead o kadar iyi ki, beni korkutuyor" demiştir.Michael Stipe esitteli lämmittely-yhtyeen sanoen: ”Radiohead on niin hyvä, että he pelottavat minua”.
Üvey anne sert mi sertmiş, çocukları hep dövüyor korkutuyormuş.ケンカに強く、女子からも恐れられ、常に一匹狼。
Turnenin başlangıcında Michael Stipe "Radiohead o kadar iyi ki, beni korkutuyor" demiştir.介紹他們的開場時,麥可·史戴普說「電台司令真的很棒,他們嚇到我了。
"Terreo" fiilinin anlamı "korkutuyorum"dur.-phobia的意思是"恐懼"(fear)。
Üvey anne sert mi sertmiş, çocukları hep dövüyor korkutuyormuş.擁有成熟大姊身材,氣勢強悍,打架也很強,經常欺負甘悟。
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:제가 자랄 때인 1980년대 그런 데이타는 부모들을 놀라게 했습니다.
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:Dans les années 80, quand je grandissais, ces chiffres terrifiaient les parents :
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:Dorastałem w latach 80., kiedy rodziców przerażały takie dane:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:Durante la mia infanzia, negli anni '80, quei dati erano terrificanti per i genitori:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:En los ochentas cuando estaba creciendo, esos datos aterrorizaban a los padres:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:În anii 1980 când creşteam, datele îi terifiau pe părinţi:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:В 1980-х, когда я рос, родителей приводили в ужас эти данные:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:כשגדלתי בשנות ה-80, הנתונים האלה הפחידו את ההורים:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:في عام 1980 عندما كنت أكبر، هذه البيانات كانت مرعبة للآباء:
1980lerde büyürken, bu bilgiler aileleri korkutuyordu:ドラッグに関するデータは 子どもを持つ親を怖がらせました 高校3年生の1%がヘロインを 吸った経験があります
Adam: Sanırım, politika beni herşeyden daha çok korkutuyor.Am meisten Angst habe ich vor der Politik.
Adam: Sanırım, politika beni herşeyden daha çok korkutuyor.Je pense que la politique m'effraie plus qu'autre chose.
Adam: Sanırım, politika beni herşeyden daha çok korkutuyor.남자: 제일 무서운 것은 정치 같아요.
Adam: Sanırım, politika beni herşeyden daha çok korkutuyor.الرجل: أظن أن السياسيين يخيفونني أكثر من أي شيء آخر.
Adam: Sanırım, politika beni herşeyden daha çok korkutuyor.また戦争が起こるのではと 心配しておる
Bak bana, içtenlikle. Seni korkutuyor muyum?Uită-te la mine, sincer, te sperii ?
Bak şuna. Bu seni korkutuyor mu?Macht Ihnen das Angst?
Bak şuna. Bu seni korkutuyor mu?Uită-te la mâna mea.
Başkalarının çocuklarının... ...sorumluluğu beni korkutuyor.J'y ai bien réfléchi, mais je ne veux plus garder les enfants des autres.
Bazen beni korkutuyor.Τα πάντα είναι πιθανά.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Akkor álmokkal rettentesz meg engem és látásokkal háborítasz meg engem;
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.atunci mă înspăimînţi prin visuri, mă îngrozeşti prin vedenii.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Bấy giờ Chúa dùng chiêm bao làm cho tôi hoảng kinh, Lấy dị tượng khiến cho tôi sợ hãi.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Bấy_giờ Chúa dùng chiêm_bao làm cho tôi hoảng kinh , Lấy dị tượng khiến cho tôi sợ_hãi .
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.C`est alors que tu m`effraies par des songes, Que tu m`épouvantes par des visions.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.da ængster du mig med Drømme, skræmmer mig op ved Syner,
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.då förfärar du mig genom drömmar, och med syner förskräcker du mig.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.da skremmer du mig med drømmer og forferder mig med syner.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.então me espantas com sonhos, e com visões me atemorizas;
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.entonces me aterras con sueños y me turbas con visiones
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.주께서 꿈으로 나를 놀래시고 이상으로 나를 두렵게 하시나이다
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.niin sinä kauhistutat minua unilla ja peljästytät minua näyillä.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.so erschrecktest du mich mit Träumen und machtest mir Grauen durch Gesichte,
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.tedaj me strašiš s sanjami in s prikaznimi me spravljaš v trepet,
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Tedy mię straszysz przez sny, i przez widzenia trwożysz mną.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Tedy mne strašíš sny, a viděními děsíš mne,
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Tetapi Kautakuti aku dengan impian; Kaudatangkan mimpi buruk dan khayalan
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.tu allora mi spaventi con sogni e con fantasmi tu mi atterrisci
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.vtedy ma strašíš snami a desíš ma videniami,
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.τοτε με φοβιζεις με ονειρα και με καταπληττεις με ορασεις
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.Тогава ме плашиш със сънища, И ме ужасяваш с видения;
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.ты страшишь меня снами и видениями пугаешь меня;
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.וחתתני בחלמות ומחזינות תבעתני׃
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.تريعني بالاحلام وترهبني برؤى
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.你 就 用 夢 驚 駭 我 、 用 異 象 恐 嚇 我
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.你 就 用 夢驚駭 我 、 用異 象 恐嚇我
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve"'너 이러는거 무서워', 라고 말하며 레벨과 발은"
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve"Mă sperii", a spus unul dintre ei.