Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Gândirea de coşmar este că să sperii oamenii este cea mai simplă modalitate de a-i face să muncească.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Je desivé, že strašiť ľudí je najlepší spôsob ako ich donútiť pracovať.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.사람들을 겁주는 게 열심히 일하도록 하는 최선의 방법이라고 믿는 겁니다.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Le cauchemar c'est que effrayer les personnes est le meilleur moyen de les faire travailler.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Mareridtstanken er, at den bedste måde at få folk til at arbejde på, er ved at skræmme dem.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Noční můrou je představa, že strašit lidi je nejlepší způsob, jak je donutit pracovat.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.On painajaismainen ajatus, että ihmisten pelottelu on paras tapa saada heidät tekemään töitä.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Rémálomba illő gondolat, hogy az embereket ijesztgetéssel lehet a legjobban munkára fogni.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.To jest koszmarny pomysł że straszenie ludzi to najlepszy sposób zagonienia ich do pracy.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Ý nghĩ ác mộng rằng làm người khác lo sợ là cách tốt nhất để bắt họ làm việc thật tốt.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Кошмар заключается в том, что именно пугающие нас люди добиваются успеха.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Кошмарната мисъл е, че може да получиш най-доброто от хората, като ги плашиш.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Найжахливіша думка - це те, що залякування людей - найкращий спосіб змусити їх працювати.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.היא שלהפחיד אנשים זו הדרך הטובה ביותר להוציא מהם עבודה.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.الذي يخيف الناس اليوم .. هو الطريقة المثلى لحثهم على القيام باكبر قدر ممكن من الاعمال
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.そして また もっと悲惨な環境下で
Korkulukların işi karnını doyurmak isteyen zavallı kuşları korkutmaktır. Onlar değersiz ve kötü varlıklardır.Offeso, lo spaventapasseri gli spiegò che lui non era cattivo nonostante fosse uno spaventapasseri
korkutmak, takip etmek, gözlemekasustar, perseguir, vigilar;
korkutmak, takip etmek, gözlemekatt skrämma, följa eller observera någon
korkutmak, takip etmek, gözlemekd’être intimidé, suivi, observé
korkutmak, takip etmek, gözlemekpelottelu, seuraaminen, tarkkailu
korkutmak, takip etmek, gözlemekзапугивание, преследование, слежка,
korkutmak, takip etmek, gözlemekتخويف ومتابعة ومراقبة
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Abych se nezdál listy strašiti vás.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Abym się nie zdał, jakobym was straszył przez listy.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.aby sa nezdalo, jako keby som vás chcel strašiť listami.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.afin que je ne paraisse pas vouloir vous intimider par mes lettres.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.da se ne bo videlo, kakor da vas strašim z listi.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Das sage ich aber, daß ihr nicht euch dünken lasset, als hätte ich euch wollen schrecken mit Briefen.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.for at jeg ikke skal synes at ville skræmme eder ved mine Breve;
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.forat jeg ikke skal synes likesom å ville skremme eder med mine brev.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Hogy ne láttassam, mintha csak ijesztgetnélek a leveleim által.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Ik zeg dit omdat u niet moet denken, dat ik u bang wil maken met mijn brieven.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Jag vill icke att det skall se ut, som om jag med mina brev allenast tänkte skrämma eder.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.이는 내가 편지들로 너희를 놀라게 하려는 것 같이 생각지 않게 함이니
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Non sembri che io vi voglia spaventare con le lettere
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.para que eu não pareça como se quisera intimidar-vos por cartas.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.para que no parezca que quiero atemorizaros por cartas
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Saya tidak mau kalian merasa bahwa saya menakut-nakuti kalian dengan surat-surat saya
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.song tôi chẳng muốn làm bộ dọa anh em bằng thơ từ của tôi.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.song tôi chẳng muốn làm_bộ dọa anh_em bằng thơ_từ của tôi .
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Tämän minä sanon, ettei näyttäisi siltä, kuin peloittelisin teitä kirjeilläni.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Zic aşa, ca să nu se pară că vreau să vă înfricoşez prin epistolele mele.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.δια να μη φανω οτι θελω να σας εκφοβιζω δια των επιστολων.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.А който се хвали, с Господа да се хвали.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.Впрочем, да не покажется, что я устрашаю вас только посланиями.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.(Та) щоб не здаватись, наче б лякав вас посланнями, -
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.למען לא אראה כמאים אתכם על ידי האגרות׃
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.لئلا اظهر كاني اخيفكم بالرسائل.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.我 說 這 話 免 得 你 們 以 為 我 寫 信 是 要 威 嚇 你 們
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.我 說這話 免得 你 們以為 我 寫信 是 要 威嚇 你 們
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Ako to je, časti chrbta krajiny sú dosť vystrašiť jedného, vyzerajú tak kosti.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Aşa cum este, părţi ale ţării sale înapoi sunt suficiente pentru a înspăimânta, ei arata asa de osoase.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Comme il est, des parties de son arrière pays sont assez à faire peur, ils regardent si osseux.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Como é, partes de seu país de volta são o suficiente para assustar um, eles parecem tão óssea.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Così com'è, le parti del suo paese schiena sono abbastanza per spaventare, sembrano così ossea.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Jak to je, části zad země jsou dost vystrašit jednoho, vypadají tak kosti.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Jak to jest, części pleców kraju są wystarczające, by straszyć jeden, wyglądają tak koścista.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Karena, bagian negara kembali cukup untuk menakut-nakuti satu, mereka tampak begitu kurus.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Ker je, so deli hrbet državi dovolj, da prestrašijo eno, so videti tako koščene.