Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Chystali se použít jeden faktor:
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.E avrebbero usato una variabile: volevano spaventarli.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.E iban a utilizar una sola variable:
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.És különböző dolgokat használtak erre: Meg akarták ijeszteni őket.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Et ils allaient utiliser une variable:
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.E utilizaram uma variável:
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.I postanowili wykorzystać do tego jeden czynnik: strach.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.그래서 실험에 하나의 변수를 이용 하려 했습니다. 바로, 사람들에게 겁을 주기로 했습니다.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Sie wollten genau eine Variable benutzen. Sie würden ihnen Angst machen.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Și vor folosi o singură variabilă: doreau să-i sperie.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Ze wilden daarvoor gebruik maken van één variabele.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.И они собирались использовать одно средство: они хотели испугать их.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.Те щели да използват само една променлива:
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.והם החליטו להשתמש במשתנה אחד: הם רצו להפחיד אנשים.
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.وقرروا ان يستخدموا عاملاً واحد وهو التخويف
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.而佢哋利用咗一個變量﹕ 佢哋想要令人驚怕。
Bu nedenle tek bir değişkeni ele almışlar: insanları korkutmak istemişler.脅かしたのです。 歯磨きとフロスをしないと
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Ich verspreche, dass ich nichts dazu sage, außer, dass es Sie erschrecken soll.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Ik beloof dat ik er niets over zeg, behalve dan dat het jullie moet doen schrikken.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.I nie powiem o tym nic więcej, oprócz tego, że chcę was przestraszyć.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Je promets de ne pas en dire plus; ceci pourrait bien vous faire peur.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.여러분에게 겁을 줄 것이라는 사실 외에 다른 말씀은 드리지 않겠습니다.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Megígérem, hogy nem mondok róla semmit, mivel csak azért van itt, hogy megijessze Önöket.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Prometo não dizer nada sobre isto, exceto que é para vos assustar.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Prometo no decir nada a no ser que les asuste.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Prometto di non dire nulla, tranne che intendo spaventarvi.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Promit să nu spun nimic despre asta, doar că o să vă înspăimânte.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Saya berjanji untuk tidak mengatakan apapun mengenai ini, kecuali untuk menakut-nakuti Anda.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Sľubujem, že o tom nič nepoviem, len, že vás to má vystrašiť.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Tôi hứa sẽ không nói bất kì điều gì về nó, ngoại trừ nó dùng để hù họa bạn.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Υπόσχομαι να μην πω τίποτα γι" αυτό, το κάνω απλά για να σας τρομάξω.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Обещавам, че няма да говоря за него, само искам да ви уплаша.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Обещаю не говорить ничего такого, что напугало бы вас слишком сильно.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.Обіцяю, що нічого не розповідатиму. Тільки трохи вас налякаю.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.אני מבטיח לא לומר עליה דבר, אבל כדי להפחיד אתכם
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.أعدكم ألا أقول أي شيء حول هذا الموضوع ، ما عدا انه سيصيبكم بالرعب
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.皆さんを怖がらせるだけです ただ申し上げたいのは
Bzii böyle korkutmak zorunda mısın?- Toma.
Bzii böyle korkutmak zorunda mısın?Зачем так кричать? Вот.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.Když byl malý... Nemanja mě rád strašil.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.Keď bol malý... Nemanja ma rád ľakal.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.Quando era pių piccolo, Nemanja si divertiva a farmi prendere paura.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.Toen hij jonger was, hield Nemanja ervan om me te laten schrikken.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.To trzy, może trzy i pół tysiąca. - Chcecie trochę tortu? - Nie, dzięki.
Daha küçükken... ...Nemanja beni korkutmaya bayılırdı.Когато беше по-малък, Неманя много обичаше да ме плаши.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.Cunosc o femeie care și-a vândut casa pentru că nu voia să intimideze bărbatul care ar lua-o de soție.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.저는 집을 팔기로 결심한 한 여성을 압니다. 그녀의 예비신랑들을 위협하고 싶지 않았기 때문이죠.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.Знаю женщину, продавшую дом, чтобы не спугнуть потенциального жениха.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.أعرف امرأة قررت أن تبيع منزلها حتى لاتكون تهديداً للرجل الذي يمكن أن يتزوجها
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.結婚するであろう男性を 威圧しないようにする為です ナイジェリアの未婚女性で 会議に行く時に結婚指輪をして行く人を知っています
Fakirlerin yegane fonksiyonu da orta sınıfı korkutmak.I poveri sono lì a spaventare la merda della classe media.
Fakirlerin yegane fonksiyonu da orta sınıfı korkutmak. Sen en iyisi işine gitmeye devam et!Les pauvres sont là juste pour nettoyer la merde de la classe moyenne continuant à vouloir du travail
Fakirlerin yegane fonksiyonu da orta sınıfı korkutmak.Y la clase baja está ahí, solo para asustar a la clase media.
Fakirlerin yegane fonksiyonu da orta sınıfı korkutmak.Бедната класа е там само за да плаши средната класа.
Fiyat . . . Yeter Onu korkutmak mı istiyorsun? Kıyafetlerinle övünmeni dinleyecek havamda değilim şu an.가격은...
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.-att det bästa sättet att få nåt gjort är att skrämma människor.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Celakanya, menakut-takuti orang itu adalah cara terbaik membuat mereka berusaha keras.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.De nachtmerrie is de gedachte dat we mensen het best aan het werk krijgen door ze angst aan te jagen.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.È un incubo pensare che spaventare la gente sia il modo migliore per farla lavorare.
Kâbus düşünce şu, insanları korkutmak, onlardan iş çıkarmanın en iyi yolu.Existe a terrível ideia de que assustar as pessoas é a melhor forma de as motivar no trabalho.