Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sự đánh giá của xã hội làm tăng thêm nỗi lo sợ sự đánh giá đó.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Οι κρίσεις κοινωνικής αξιολόγησης αυξάνουν το φόβο του πώς θα κριθούμε.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Социално-изпитателните преценки се увеличават, страха от тези социално-изпитателни преценки.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Чем больше общественных оценок, тем больший страх перед ними.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...השיפוטים החברתיים המעריכים גוברים, הפחד מפני השיפוטים האלה.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...ففي مجتمع ليس متوازن نجد أن النظرة التقيمية الإجتماعية تتعاظم ، ويزداد الخوف من تلك النظرة التقيمية الإجتماعية
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...増加するのです 興味深いことに
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.El miedo de Sousa era que perdiéramos esa capacidad debido a estas, comillas, "máquinas infernales".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.O receio de Sousa era de que iríamos perder essa capacidade por causa destas "máquinas infernais".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa bał się, że stracimy tę zdolność z powodu tych "diabelskich urządzeń".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa hatte Angst davor, dass wir die Möglichkeit dazu durch diese, Zitat "Höllenmaschinen" verlieren.
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa pedig attól tartott, hogy e képességünket veszítjük el ezen - idézem - "pokoli masinák" miatt.
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa's vrees was het verlies van die capaciteit vanwege deze, ik citeer: "helse machines".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa temeva che avremmo perso questa abilità per colpa delle "macchine infernali".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousa var rädd för att vi skulle förlora den förmågan - på grund av dessa "helvetesmaskiner".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Sousova obava byla, že ztratíme tuto schopnost kvůli těmto, cituji, "ďábelským strojům." Ty nás o ni připraví.
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Teama lui Souza era că vom pierde acea abilitate din cauza acestor, citez, "mașini infernale".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Сауза боялся, что мы потеряем эту возможность из-за этих, цитирую, "дьявольских машин".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi. Elimizden alacaklardı.Страховете на Суза били, че ще загубим тази способност, заради "адските машини".
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi.Sousa의 두려움은 우리가 그러한 능력을 잃게 될 것이라는 것이었습니다. 소위 그 '지옥의 기계' 때문에 말이지요. 그것이 능력을 빼앗아갈 것이라구요. 그 자리에 대신 읽고-쓰기 문화의 반대인
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi.בגלל אותן, ציטוט, "מכונות שטן". הן יגזלו זאת מאיתנו, ובמקום זה יהיה לנו ההיפך מתרבות קריאה-כתיבה,
Sousa'nın korkusu, bu kapasiteyi bu "cehennemlik makineler" yüzünden kaybedeceğimizdi.いわゆる「いまいましい機械」のせいです そしてその代わりに「読み書き文化」とは対極的な 「読むだけ文化」とでもいうものが現われるのです
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Bal se je, da bo padel v vodo.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Byl hrůzou bez sebe, že bude shozen do vody.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Cậu bé khiếp đảm vì sợ rơi xuống nước.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Era îngrozit să nu-l aruncăm în apă.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Estaba paralizado por el miedo de caer al agua.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Estava petrificado por pensar que cairia na água.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Han var skrækslagen for at han ville blive smidt i vandet.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Ihm graute davor, ins Wasser gestoßen zu werden.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Il était pétrifié à l'idée d'être projeté dans l'eau.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Impietrito, temeva di cadere in acqua.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.그 아이는 겁에 질려 물로 떨어질 지경이었어요.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Meg volt rémülve, hogy beleesik a vízbe.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Versteend van angst dat hij in het water zou vallen.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Φοβήθηκε ότι θα έπεφτε στο νερό.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.Він завмер від страху, що може впасти у воду.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.От удара он мог упасть в воду, и потому был сам не свой от страха.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.То беше уплашено, че ще падне във водата.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.הוא היה מאובן מפחד שמא ייזרק למים.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.و تسمّر في مكانه خشية أن يُقذف في الماء.
Suya düşeceği korkusuyla taş kesilmişti.ヴォルタ湖に水没した木々によく漁網が絡みます
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Bien sûr, cela aide que la peur d'un échec public diminue quand le nombre d'idées ayant raté augmente.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Desigur ajuta faptul ca teama de esec public scade pe masura ce numarul de idei care au esuat creste.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.실패한 아이디어가 늘어날수록 실패에 대한 대중의 두려움도 줄어들겠죠.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Naturalmente, il fatto che la paura del fallimento diminuisca all'aumentare del numero di idee fallite aiuta.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Natürlich hilft es, dass die Angst vor öffentlich Fehlschlägen abnimmt, je mehr Ideen fehlschlagen.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Конечно помогает то, что боязнь публичной неудачи тем меньше, чем больше количество провалившихся идей.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.Разбира се, помага, че страхът от публичен провал намалява с увеличаването на броя провалени идеи.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.ברור שעוזר שהפחד מפני כשלון ציבורי קטן כשמספר הרעיונות שנכשלו עולה.
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.وبالطبع هذا يحد من مخاوف الفشل العام حيث أن العديد من الأفكار التي فشلت في إزدياد
Tabii ki işe yaramayan fikirlerin artmasıyla, halk önüne işe yaramayan fikir koyma korkusu azalıyor.社会に対する不安を 減らしたいと思います。 私は事業を興すのに夢中になっていました。
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Än mer, du gör gudsfruktan om intet och kommer med klagolåt inför Gud.
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Anobrž vyprazdňuješ i bázeň Boží, a modliteb k Bohu činiti se zbraňuješ.
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Ciertamente tú anulas la devoción y menoscabas la meditación delante de Dios
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Desuden nedbryder du Gudsfrygt og krænker den Stilhed, som tilkommer Gud.
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Du hast die Furcht fahren lassen und redest verächtlich vor Gott.
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Du nedbryter endog gudsfrykten og svekker andakten for Guds åsyn;
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.Itse jumalanpelonkin sinä teet tyhjäksi ja rikot hartauden Jumalaa rukoilevilta.
Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor, Tanrının huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.참으로 네가 하나님 경외하는 일을 폐하여 하나님 앞에 묵도하기를 그치게 하는구나