Ana içeriğe geç
Sözlük

korkusu ile cümle

korkusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.אני צריכה להיות ברורה, אני לא מעודדת כשלון, אני דוחה
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.عليّ أن أكون واضحة الآن، أنا لا اشجع الفشل، أنا في الواقع أحاول أن أحبط
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.私が勧めているのは 失敗することではなく 失敗への恐怖を なくすということです
Size bilim adamları ve mühendislerin imkansıza meydan okudukları ve hata yapma korkusunu reddetikleriDARPAという魔法のような場所のことです そこでは科学者や技術者が 失敗への恐怖をはねのけ
Size bilim adamları ve mühendislerin imkansıza meydan okudukları ve hata yapma korkusunu reddetikleri저는 여러분께 불가능을 거역하고, 실패를 두려워 하지 않는 과학자와 엔지니어들이 일하는
Size bilim adamları ve mühendislerin imkansıza meydan okudukları ve hata yapma korkusunu reddetikleriЯ хочу рассказать вам о волшебном месте под названием DARPA.
Size bilim adamları ve mühendislerin imkansıza meydan okudukları ve hata yapma korkusunu reddetikleriאני רוצה לספר לכם על מקום קסום שנקרא DARPA שבו מדענים ומהנדסים
Son derece korkusuzca.Cela semble absolument audacieux.
Son derece korkusuzca.Kelihatannya betul-betul nekad.
Son derece korkusuzca.뻔뻔해 보이기도 하고
Son derece korkusuzca.Pare absolut îndrăzneț.
Son derece korkusuzca.Parece un total atrevimiento..
Son derece korkusuzca.Sembra assolutamente audace.
Son derece korkusuzca.Sieht absolut unverfroren aus.
Son derece korkusuzca. Son derece aptalca.Vypadá to troufale, či přímo absurdně.
Son derece korkusuzca.Trông vô cùng táo bạo.
Son derece korkusuzca.Wygląda to zupełnie zuchwale.
Son derece korkusuzca.Zoiets lijkt gewoon brutaal.
Son derece korkusuzca.Выглядит абсолютно невероятно.
Son derece korkusuzca.Изглежда абсолютно дръзко.
Son derece korkusuzca.זה נראה מאוד אמיץ.
Son derece korkusuzca.يبدو الامر جريئاً للغايه
Son derece korkusuzca.馬鹿げているように思えます
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."Cậu không muốn nói điều gì đó thiếu suy nghĩ để rồi sau đó có thể được dùng để chống lại cậu."
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."곤란하게 할 수 있는 심기를 건드리는 말은 하고 싶지 않을거야."
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."Man will ja nichts Unbedachtes sagen, das gegen einen verwendet werden könnte."
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."Nimeni nu mai vrea să spună ceva neoficial care apoi să fie folosit împotriva lui."
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."Не би искал да кажеш нещо ни в клин, ни в ръкав, което би могло да се използва срещу теб.
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."Теперь не скажешь ничего, не подумав десять раз, - на случай, если это можно использовать против тебя".
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."לא היית רוצה להגיד משהו נמהר שיוכל לשמש נגדך."
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."لن ترغب في قول شيءٍ مثل الصفعة " قول قاس أو حاد " والتي قد تستخدم ضدك".
Sonradan aleyhime kullanilabilir korkusuyla dogaclama bir seyler soylemekten kaciniyorum."あとで自分に不利なように使われるかもしれないからね」 人のために働く医者がこう言うのです
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.A tak sa rušali. A strach Boží bol na mestách, ktoré boly vôkol nich, a nehonili synov Jakobových.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.Derpå brød de op; og en Guds Rædsel kom over alle Byerne rundt om, så de ikke forfulgte Jakobs Sønner.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.És elindulának. De Istennek rettentése vala a körûltök való városokon, és nem üldözék a Jákób fiait.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.I brali se odtud. (A byl strach Boží na městech, kteráž byla vůkol nich, a nehonili synů Jákobových.)
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.I wyszli stamtąd; a strach Boży padł na miasta, które były około nich, iż nie gonili synów Jakóbowych.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.그들이 발행하였으나 하나님이 그 사면 고을들로 크게 두려워하게 하신고로 야곱의 아들들을 추격하는 자가 없었더라
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.Nato se napotijo, in strah Božji je navdajal mesta, ki so bila okrog njih, da niso podili sinov Jakobovih.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.Så brøt de op, og en redsel fra Gud kom over byene rundt omkring dem, så de ikke forfulgte Jakobs sønner.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.И отправились они. И был ужас Божий на окрестных городах, и не преследовали сынов Иаковлевых.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.ויסעו ויהי חתת אלהים על הערים אשר סביבתיהם ולא רדפו אחרי בני יעקב׃
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.ثم رحلوا. وكان خوف الله على المدن التي حولهم. فلم يسعوا وراء بني يعقوب.
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.他 們 便 起 行 前 往 . 神 使 那 周 圍 城 邑 的 人 都 甚 驚 懼 、 就 不 追 趕 雅 各 的 眾 子 了
Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.他 們便 起行 前往 . 神使 那 周 圍 城邑 的 人 都 甚 驚懼 、 就 不 追趕 雅各 的 眾子了
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Aumenta el prejuicio de evaluación social, el miedo a esos prejuicios.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...De sociaal-evaluatieve oordelen verhogen de angst voor die sociaal-evaluatieve oordelen.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...De social-evaluative domme stiger, frygten for disse social-evaluative domme.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Die sozial einschätzenden Urteile nehmen zu, und die Angst vor diesen Urteilen.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Egyre több a szociális megítélés, és a félelem az ilyen fajta értékelő ítéletektől.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...I giudizi sociali aumentano, e anche la paura di questi giudizi.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Im więcej ocen społecznych, tym większy lęk przed nimi.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Judecata social-evaluativă crește, la fel și teama de acea judecată social-evaluativă.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...사회 평가 판단이 증가하면 할수록, 그 사회 평가 판단의 공포도 증가합니다
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...L'augmentation des jugements sociaux-évaluatifs, la crainte de ces jugements sociaux-évaluatifs.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Os juízos de avaliação social aumentam o medo desses juízos de avaliação social.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Penilaian sosial meningkat, kekhawatiran akan penilaian sosial meningkat.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sociálně-hodnotící posouzení umocňuje strach z těchto sociálně-hodnotících posouzení.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sociálno-hodnotiace úsudky vzrastajú, strach z týchto sociálno-hodnotiacich úsudkov.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Social utvärdering och bedömning ökar rädslan för social utvärdering och bedömning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
korkusu ile cümle - Sayfa 32 - korkusu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App