korkunç ile cümle
korkunç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sami korkunç düşünceler hayal ediyordu.Sami fantisized on horrible thoughts.
Tom korkunca bunu hep yapar.Tom always does that when he's scared.
Bu plan korkunçtu.That plan was horrible.
Boston'da korkunç bir tecrübe yaşadım.I had a terrible experience in Boston.
Sami ve Leyla'nın mutlu evliliği korkunç bir gerçeği gizliyordu.Sami and Layla's happy marriage was concealing a terrifying truth.
O korkunç yere asla geri dönmeyeceğim.I will never go back to that horrible place.
Sami, Leyla'yı korkunç bir şekilde özlüyordu.Sami missed Layla terribly.
Sami korkunç bir şey yaptı.Sami has done something terrible.
Trafik korkunçtu.The traffic was terrible.
Savaş ne korkunç bir şey!What a horrible thing war is!
Tom korkunç bir dövüşçüdür.Tom is a terrible fighter.
Sami korkunç bir ölümle öldü.Sami died a horrible death.
İçeride kalalım. Dışarısı korkunç soğuk.Let's stay inside. Outside it's terribly cold.
Sami'nin uyuşturucuyla korkunç bir sorunu vardı.Sami had a horrible problem with drugs.
Sami bu kadar korkunç şekilde ölmeyi hak etmedi.Sami didn't deserve to die in this appalling way.
Sami korkunç hissediyordu.Sami felt horrible.
Sami altı tane korkunç cinayet işledi.Sami committed six horrific murders.
Sami korkunç bir halde bulundu.Sami was found in a terrible state.
Sami korkunç bir şeyin olacağını biliyordu.Sami knew that something terrible would happen.
Sami kendini korkunç suçlu hissediyordu.Sami felt terribly guilty.
Sami, korkunç bir uçak kazasının tek kurtulanıydı.Sami was the sole survivor of a terrifying plane crash.
Sami korkunç şeyler söyledi.Sami said horrible things.
Sami, korkunç bir sahne tarif etti.Sami described a horrid scene.
O giyim mağazası korkunçtu.That clothing store was ghastly.
Sami korkunç trajik bir şekilde öldü.Sami died in a terrible tragic way.
Sami korkunç koşullarda can verdi.Sami perished in terrible circumstances.
Sami'nin korkunç gözleri vardı.Sami had scary eyes.
Beni neden bu korkunç suşi mekanına götürdün?Why did you take me to this horrible sushi place?
Sami'nin çığlıklarını duymak korkunçtu.Sami's screams were horrible to hear.
Sami korkunç bir gerçekle yüz yüze geldi.Sami came face to face with a terrifying truth.
Sami de korkunç kokuyu fark etti.Sami noticed the horrible smell, too.
Sami o korkunç kayıptan kurtarmaya çalışıyordu.Sami was trying to recover from that terrible loss.
Sami'nin yeni alışkanlıkları onu korkunç bir kadere götürdü.Sami's new habits led him to a terrible fate.
Sami'nin aklına geçmişindeki korkunç bir an takıldı.Sami is haunted by a terrible moment in his past.
Tom filmin korkunç kısımları sırasında gözlerini kapadı.Tom closed his eyes during the scary parts of the movie.
Tom birçok korkunç şey yaptı.Tom has done a lot of terrible things.
Tom korkunç düzeyde utangaçtır.Tom is terribly shy.
Tom, Mary'nin korkunç sırrını keşfetti.Tom discovered Mary's terrible secret.
Tom korkunç bir hata yaptı.Tom made a terrible mistake.
Tom korkunç bir yalancı, değil mi?Tom is a terrible liar, isn't he?
Bu korkunç ses ne?What's that horrible sound?
Dün öğleden sonra Park Caddesi'nde korkunç bir kaza oldu.There was a horrible accident on Park Street yesterday afternoon.
Sen korkunç bir öğretmensin.You're a horrible teacher.
Tom, Boston'daki insanların korkunç sürücüler olduğunu söylüyor.Tom says people in Boston are terrible drivers.
Sami'yi korkunç hikâyeler ilgilendirmez.Sami isn't into scary stories.
Tom, Mary'ye korkunç tavsiyeler verdi.Tom gave Mary terrible advice.
Korkunç bir suçun kurbanı.She's the victim of a terrible crime.
Tom bana kendisiyle ilgili korkunç gerçeği söyledi.Tom told me the awful truth about himself.
Tom'un başına gelenler korkunçtu.What happened to Tom is horrible.
Bu korkunç olaylar onu ruhen sarsmıştı.These terrible events shook his soul.
Bu korkunç bir deneyim oldu.It was a horrible experience.
Sınavda korkunç bir hata yaptım.I made an awful mistake in the exam.
Karl o korkunç kahkahayı tekrar duydu.Karl heard that horrific laughing again.
Karl o korkunç gülüşü tekrar işitti.Karl heard that horrific laughing again.
Lukas korkunç bir şey yaşandığı konusunda Rima'yı uyardı.Lukas warned Rima that something terrible had happened.
Korkunç şarkılar söylemeyi severler (Hobbit'te olduğu gibi).They like to sing horrible songs (as in The Hobbit).
Yarışan ve daha iyi birini arayanlar korkunç bir hata yapar.Those who seek to compete and better one another are making a terrible mistake.
Gecenin bir yaratığı olmalıyım, kara, korkunç..." der.I must be a creature of the night, black, terrible ..."
Kendi korkunç kaderlerini kabullenmişlerdir (Radames: Morir!They accept their terrible fate (Radamès: "Morir!
Hag Countess korkunç bir gece büyücüsüydü.The Hag Countess was a gruesome night hag.