korkunç ile cümle
korkunç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Birinci Aşama korkunç şeyler yapan insanlar yaratır.Етап Едно създава хора, който правят ужасни неша.
Birinci Aşama korkunç şeyler yapan insanlar yaratır.Уровень Один порождает людей, делающих ужасные вещи.
Birinci Aşama korkunç şeyler yapan insanlar yaratır.שלב אחד יוצר אנשים שעושים דברים נוראיים.
Birinci Aşama korkunç şeyler yapan insanlar yaratır.المرحلة الأولى تنتج الأشخاص الذين يفعلون أشياء فظيعة.
Birinci Aşama korkunç şeyler yapan insanlar yaratır.ひどいことをします (人生は最悪) バージニア工大の乱射犯です
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralanan몇 주 전에, 저는 유튜브에서 동영상을 하나 봤습니다. 여성 하원의원인 가브리엘 기포드의 영상이었는데
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralananPár hete láttam egy videót a YouTube-on Gabrielle Giffords képviselőnőről.
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralananPřed několika týdny jsem viděl na YouTube video ze začátku rekonvalescence členky Kongresu
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralananלפני כמה שבועות צפיתי בסרטון ב"יו-טיוב" על חברת הקונגרס גבריאל גיפורדס
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralananقبل بضعة اسابيع رأيت فيديو على اليوتيوب لعضوة الكونجرس غابرييل جيفوردز
Birkaç hafta önce YouTube'da korkunç kurşunlardan biriyle yaralananガブリエル・ギフォーズ下院議員が 銃で撃たれた 頭のひどい怪我からの
Bir nedeni var. Korkunç bir neden.Der er en årsag, og den er forfærdelig.
Bir nedeni var. Korkunç bir neden.On olemassa kaamea syy.
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.Cierpią na tym pacjenci.
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.책임감을 갖게 된다면, 이런 인식은 더 보편화 될 것입니다. 그러나 당장 환자들이 받는 해는 큽니다.
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.lo troviamo più accettabile, ma l'effetto sui pazienti è schiacciante.
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.מממנים של התעשיה, עורכי כתבי-עת, משום-מה זה יותר מקובל עלינו, אך ההשפעה על החולים היא הרסנית.
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.وقطاع الصناعة، ومحرري المجلات، لسبب ما نتقبلها بشكل أكبر لكن الأثر على المرضى واضح
Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç.支援する企業や 学術誌の編集者までにわたって 希薄に広がり 許容されがちです しかし 患者に及ぼされた影響こそが 逃れようもない証拠です 影響は今まさに生じていることなのです
Bir şey geliyor. Korkunç bir şey.Se avecina algo terrible.
-Bir tane bulduğunu bile farketmedim. Bu korkunç değil mi? ...Я даже не заметила, где ты её взяла.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.Die scene in Brussel die je beschrijft, vind ik als burger doodeng.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.E quella scena a Bruxelles che ha descritto, ai miei occhi, come cittadino, è terrificante.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.Essa cena, em Bruxelas que descreveu, para mim, enquanto cidadão, é aterradora.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.특히 제게 설명해주신 그 브뤼셀에서의 장면은 국민의 한 사람으로서, 저를 매우 두렵게 만들었습니다.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.Scena z Brukseli jest dla mnie, jako obywatela, przerażająca.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.והסצנה בבריסל שתיארת, עבורי, כאזרח, היא מפחידה.
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.و ذلك المشهد في بروكسل الذي وصفته لي كمواطن لهو امر مرعب حقاً
Bir vatandaş olarak, bana göre, Brüksel'deki anlattığın o sahne korkunç.一市民として恐怖すら感じました 決定を下した後 どんなお気持ちでしたか?
Bir zamanlar... Korkunç bir şekilde yalnız olan Gabrielle Chanel, sonuna kadar provalarını kendi idare etti.옛날 옛적에 평생 지독한 외로움에 시달렸던
Bir zamanlar... Korkunç bir şekilde yalnız olan Gabrielle Chanel, sonuna kadar provalarını kendi idare etti....كان يا ما كان غابرييال شانيل وحيدة للغاية
Biz dünyada ne zaman maddi yokluğun olduğunu görsek, buralarda korkunç şeylerin yaşandığını görürüz.Desculpem...
Biz dünyada ne zaman maddi yokluğun olduğunu görsek, buralarda korkunç şeylerin yaşandığını görürüz.세계에 자원부족이 일어나는 곳 어디든
Biz dünyada ne zaman maddi yokluğun olduğunu görsek, buralarda korkunç şeylerin yaşandığını görürüz.Ovunque nel mondo esiste scarsità materiale, vediamo cose terribili.
Biz dünyada ne zaman maddi yokluğun olduğunu görsek, buralarda korkunç şeylerin yaşandığını görürüz.Waar er materiële schaarste is in de wereld, daar zien we verschrikkingen.
Biz dünyada ne zaman maddi yokluğun olduğunu görsek, buralarda korkunç şeylerin yaşandığını görürüz.Wszędzie tam, gdzie istnieje materialny niedobór na świecie, widzimy okropne rzeczy.
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konuda우리는이 끔찍한 생각을 가지고 있었어 어떤 종류의 방법 중 하나는 그녀와 얘기해야 할 수도 있습니다 그것에 대해
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konudalucille hasta que ella no invitarle a discutir otra vez y ella no quiere ir a su casa
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konudalyssnare
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konudaהיינו לנו איזה רעיון נורא של איזה דרך אחת יכולה להיות לדבר איתה על זה
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konudaكنا جود فكرة رهيبة من نوع يمكن للمرء أن يكون وسيلة لللحديث معها حول هذا الموضوع
Biz korkunç bir fikre sahip oldum çeşit tek yolu onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz Bu konudaへの1つの方法は、彼女に話をする必要があるかもしれません それについて 通常はかなり良い午後です
Boşanma, ne korkunç!Hvor forfærdeligt! kvinde:
Boşanma, ne korkunç!Jak strašné! žena:
Boşanma, ne korkunç!Okropne! kobieta:
Boşanma, ne korkunç!Vad hemskt! kvinna:
Boşanma, ne korkunç!Wat erg! vrouw:
Boşanma, ne korkunç!Wie schrecklich!
Boşanma, ne korkunç!Είναι απαίσιο! γυναίκα:
Boşanma, ne korkunç!Это ужасно! женщина:
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımMusiałam straszliwie zgrzeszyć w poprzednim życiu, żeby zasłużyć na to cierpienie.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımAku pasti telah melakukan dosa yang begitu besar dalam hidupku sebelumnya untuk disiksa seperti ini
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımChắc ta kiếp trước phải phạm tội ác kinh khủng nên giờ mới phải chịu đau khổ thế này.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDebo haber cometido un gran pecado en otra vida para merecer tanto sufrimiento.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDevo aver commesso un peccato tremendo in una vita precedente per meritare tante pene.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDevo ter cometido um terrível pecado numa vida anterior para merecer tal sofrimento.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımIch muß eine Schreckliche Sünde im vorerigen Leben begangen haben, um solche Leiden zu verdienen.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJag måste gjort något fruktansvärt i ett tidigare liv för att förtjäna detta.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJ'ai dû commettre un terrible péché dans une précédente vie pour mériter tant de souffrances!
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJá jsem musela v minulém životě spáchat strašlivý hřích, že musím snášet takové utrpení.