Arka bahçedeki korkuluk kasırga sırasında devrildi.The scarecrow in the backyard fell over during the hurricane.
Ben kuşları korkutup kaçıramam. Ben bir korkuluk değilim.I cannot scare the birds away. I am not a scarecrow.
Tom korkuluktan aşağı kaydı.Tom slid down the banister.
Tom korkulukta kendini desteklemek zorunda kaldı.Tom had to support himself on the railing.
Korkuluk çöktü ve birkaç kişi yere düştü.The balustrade gave way and several people fell to the ground.
Tom korkuluk üzerine eğildi.Tom leaned over the banister.
Sonra korkuluk yol verdi.Then the railing gave way.
Metalik korkuluklar sonradan eklenmiştir.The metallic parapets were attached subsequently.
Evinden koşarak bir köprüye doğru koşar ve köprünün korkuluklarına varır, sıçrayıp arkasına geçer.Passers-by, cross the bridge and cross it back.
Dikdörtgen planlı yapının bir kapısı ve pirinç korkuluklu iki penceresi vardır.The extension has a door and two casement windows.
Korkuluk ile çenesini düzeyi, yöneticisi, son bir kez arkasına baktı.His chin level with the banister, the manager looked back for the last time.
Jerry Schatzberg tarafından KorkulukScarecrow by Jerry Schatzberg
Birinci ve ikinci katlar arasında bir teras bir korkuluk ile çevriliydi.A terrace between the first and second floors was surrounded by a balustrade.
Alanda korkuluk bulunmaz ve tehlikeli olabilecek ıslak, kaygan kayalarla çevrilidir.The area is unfenced and surrounded by wet, slippery rocks which can be dangerous.
Korkuluk mantık hatası aşağıdaki tartışma modelinde ortaya çıkar:The straw man fallacy occurs in the following pattern of argument:
Dış korseler otsu olup, dar bir korkuluk sınırı vardır. [1]The external bracts are herbaceous, with a narrow scariety margin.[1]
İçeride, ferforje korkuluklu bir merdiven, neo-barok bir stile sahiptir.Inside, a preserved staircase with a wrought iron balustrade boasts a neo-baroque decoration.[1]
Rüştü'nün kullandığı araba köprü korkuluklarına çarptı.Das Pferd der Braut stolpert jedoch, als sie über die Brücke reitet.
Yapıtın bir başka tarihi eseri ise Korkuluk Zinciri'dir.Todo el acontecer de la Historia humana es una cadena de causa-efecto.
Son olarak da iki yana, hayvanların denizden ürkmesini önlemek için korkuluklar yapılmıştır.Dei cinque caccia della RAF danneggiati, due di essi furono poi rottamati.
Bu arada yolda karşılaştığı bir korkuluk da ona eşlik eder.Questa passione per le corde lo accompagna tuttora.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.كاشفة القناع عن احكام الرضاع.
Nolan, Korkuluk rolünü vermeden öne Murhpy'yi Batman rolü için de düşündü.قرر نولان عدم منح مورفي دور باتمان، قبل أن يعطيه دور الفزاعة.
Küpeşte borda (gemi yanı) kaplamasının güverteden yukarıya doğru uzatılarak oluşturduğu korkuluktur.A matriz varia de grossa (grânulos e areia) até fina (silte a argila).
Köprüye 1990 yılında yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır. ^In 1990 is de brug uitgegraven, zodat deze weer zichtbaar werd.
Frollo ve arkasında Quasimodo onun ölümünü seyrederler Notre-Dame Kilisesi'nin korkuluklarından.Frollo i Quasimodo przyglądają się egzekucji z dachu Notre Dame.
Oymalı, ahşap korkulukları olan merdivenle bodrum katına inilmektedir.Całość wieńczy dzwonnica, na którą prowadzą drewniane schody.
Rüştü'nün kullandığı araba köprü korkuluklarına çarptı.Prowadzony przez Mroza samochód uderzył w filar Mostu Poniatowskiego.
Buradaki korkulukların bulunduğu mahale merdivenden çıkılan yerde de 1321 (1903) tarihi yazılıdır.Údajně zde byl nalezen náhrobní kámen s letopočtem 1303.
Yapıtın bir başka tarihi eseri ise Korkuluk Zinciri'dir.IV Povestea vieții e un cerc Cap.
Korkuluklar gibi öldürücü olmayan yöntemlerle kuşları kaçırmak yalnızca geçici olarak etkili olabilmektedir.A nem halálos technológiák, mint például a madárijesztők csak ideiglenes eredménnyel jártak.
Etrafındaki korkuluk duvarları yılların tahribatıyla harap olmuştur.Spesielt murene er skadet av flomvann i årenes løp.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.Selalu memakai topeng bertanduk untuk menutupi identitasnya.
Bu arada yolda karşılaştığı bir korkuluk da ona eşlik eder.Peperangan yang dia ikut juga didalamnya.
22:8 Çatına korkuluk koy Deut.지붕에 난간을 만들어야 한다(신22:8a).
Dikdörtgen planlı yapının bir kapısı ve pirinç korkuluklu iki penceresi vardır.חזית המבנה כוללת שני מגדלים וביניהם חלון רוזטה.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.כמו כן, היא חובשת מסכה על מנת להסתיר את צלקותיה.
Metalik korkuluklar sonradan eklenmiştir.שימוש במתכת מאפיין תקופות מאוחרות יותר.
Metalik korkuluklar sonradan eklenmiştir.Metalinės: Vėliau atsirado metalinės juostos.
Revak sütunları arasında beyaz mermerden yapılmış şebekeli korkuluklar yer alır.Tarp žiedynstiebių iš augalo kyšo plonas žalias kryžius.
Aynı gece korkuluk hayatını değiştirmeye karar verdi.che non voleva più spaventare gli uccelli. Terrorizzato il padrone svegliò i vicini
Aynı gece korkuluk hayatını değiştirmeye karar verdi.Esa misma noche decidió cambiar su vida.
Bir gün korkuluk yasak bir şey yaptı. Kuşlara biraz tohum ikram etti.Un giorno lo spaventapasseri fece qualcosa di proibito:
Bir gün korkuluk yasak bir şey yaptı.Un día el espantapájaros hizo algo que estaba prohibido:
Duyduklarına şaşıran korkuluk kargaya kendisinin kötü biri olmadığını söyledi bir korkuluk olmasına rağmen...Ofendido, el espantapájaros le explicó que él no era malo a pesar de ser un espantapájaros.
Duyduklarına şaşıran korkuluk kargaya kendisinin kötü biri olmadığını söyledi bir korkuluk olmasına rağmen...Quella stessa notte decise di cambiare la sua vita. Svegliò il suo padrone e gli disse
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.A második ötletem a madárijesztő volt.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Dan ide kedua yang kudapat yaitu menggunakan orang-orangan sawah
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Druhá vec, ktorá mi napadla, bola použiť strašiaka.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.E a segunda ideia que tive foi de usar um espantalho.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.E una seconda idea che ho avuto è stata quella di usare uno spaventapasseri.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Iar cea de-a doua idee a fost să folosesc o sperietoare.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Ich hatte eine zweite Idee. Ich versuchte es mit einer Vogelscheuche.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.제가 생각해낸 두번째 아이디어는 허수아비를 이용하는 것이었습니다.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.La seconde idée que j'ai eu était d'utiliser un épouvantail.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Mijn tweede idee was om een vogelverschrikker te gebruiken.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Moim drugim pomysłem był strach na wróble.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Můj druhý nápad bylo používat strašáka.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Toinen ideani oli käyttää pelätintä.
İkinci fikrim bir korkuluk kullanmaktı.Una segunda idea fue usar un espantapájaros.