Çünkü korkuları yüreklerinde hala tazeydi.知至而後意誠 Quando la loro mente fu sincera, i loro cuori furono corretti.
Bu kovulabilmesi korkularına neden oldu.Questo le causerà il licenziamento.
Yani arzular ve korkular çatışır.È lì che mistero e terrore lo attendono.
Spesifik korkular sınıfındandır.Appartiene alla classe Fear.
Bütün misafirler korkularından büyük bir acelelikle ziyafetten ayrılırlar ve ziyafet birden son bulur.Gli ospiti sono seduti a tavola e tutti si godono la festa, ad un certo punto il vino finisce.
Korkuların ve yaşananların ciddiye alınmaması ise ailevi ilişkilerin zedelenmesine dahi yol açabilmektedir.Il senso di vergogna e colpa può anche impedire alla donna di raccontare ad altri l'accaduto.
Kendi korkuları tarafından yönetilirdi.Им руководили его собственные страхи.
Korkular içindeki İbrahim’in cinsel gücünü kazanmasını sağlarlar.Примеры прощения своим обидчикам мы видим в лице Авраама (Быт.
Karakoldan sağ-salim çıkmak için, burada korkularını yenmelidir.Чтобы вырваться живым из этого «участка», он должен оставить в нём свои страхи.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.بمعنى ترك الشيء خوفاً من اللوم.
Bu Rus rublesinde düşüşe ve bir Rus mali krizi korkularına yol açmıştır.Isso levou ao declínio do rublo russo e provocou temores de uma crise financeira na Rússia.
Yani arzular ve korkular çatışır.Estes desejos e medos conduzem à actividade.
Herkes bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çeşitli korkulara kapılabilir.Elke dag neemt ieder mens beslissingen, bewust dan wel onbewust.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.Dit blijkt vooral op te gaan voor expressies van angst.
Kendilerini onlarla kirletme korkuları vardı.Obawiał się ich sfałszowania.
Fotoğrafçı burada, çocukluğundan kalma korkularının olduğunu fark eder.Ten numer jest uświadomieniem sobie, że jestem tak bardzo dziecinny.
Roland çocuğu korkularından arındırmaya çalışır.Scary chce przestraszyć roboty.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.För andra betydelser, se Temir.
Roland çocuğu korkularından arındırmaya çalışır.Leonore försöker lindra sin oro.
Korkularına ve ve korkuların varlığının sebebine odaklanır.В грі існують бажання та страхи персонажів.
Hastalar sürekli kaşınmak isterler ve bit olduğunu söyleyerek korkularını ifade ederler.Pacient je vyzván, aby si přál paradoxně právě to, čeho se bojí.
Bu Rus rublesinde düşüşe ve bir Rus mali krizi korkularına yol açmıştır.Způsobila paniku na finančních trzích a kolaps ruské měny, Rublu.
Gandi en önemli mücadelenin kendi iblislerini, korkularını ve güvensizliklerini yenmek olduğunu belirtmiştir.Gandhi a declarat că cea mai importantă luptă de purtat este cu propriii demoni, temeri și nesiguranțe.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.Dar, înainte de toate, de frică.
Bu kovulabilmesi korkularına neden oldu.Acest lucru ar fi culminat cu concedierea ei.
Yeni ödül sistemi Dilekler, önceki oyun The Sims 2'deki İstekler ve Korkular bölümüyle değiştirilmiştir.Myös uutena ominaisuutena pelissä on onnellisuuspisteet, jotka korvasivat The Sims 2:n toiveet ja pelot.
Bu Rus rublesinde düşüşe ve bir Rus mali krizi korkularına yol açmıştır.Pakottaneet ovat vaikuttaneet Venäjän ruplan kurssin romahdukseen ja Venäjän talouskriisin syntymiseen.
Roland çocuğu korkularından arındırmaya çalışır.Margit etsii poikaansa epätoivoisesti.
Geçmişten gelen korkuları vardır.Τα άφθονα σχήματα του παρελθόντος.
Yani arzular ve korkular çatışır.Spændinger og konflikter er uundgåelige.
Kendilerini onlarla kirletme korkuları vardı.De var bare for redde til å stå frem.
Metin Taşlarının anlamı ve etkileri ile ilgili korkular resmi olarak görmezden gelinmiştir.Hensikten og meningen med steinmonumentene er kun blitt delvis forstått.
Bu kovulabilmesi korkularına neden oldu.Tak heran kalau ia dipecat.
Korkular içindeki İbrahim’in cinsel gücünü kazanmasını sağlarlar.(Tetapi mereka tidak mau makan), karena itu Ibrahim merasa takut terhadap mereka.
Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır?Kapitalisme adalah penghisapan manusia oleh manusia.
Gizlilik koşulları müşterilerin korkularını hafifletmek için Microsoft tarafından hızla güncellendi.Các điều khoản riêng tư nhanh chóng được Microsoft cập nhật để làm dịu đi sự lo sợ của người dùng.
Wittgenstein’in çeşitli korkuları ve depresyonları uğraşarak saatler harcadı.Ông đã dành nhiều thời gian giúp đỡ Wittgenstein vượt qua nhiều nỗi ám ảnh và sự thất vọng thường xuyên.
Geçmişten gelen korkuları vardır.過去のトラウマから変わっていく気持ちを恐れている。
Gizlilik koşulları müşterilerin korkularını hafifletmek için Microsoft tarafından hızla güncellendi.顧客の不安を和らげるため、プライバシーの規約はすぐにマイクロソフトにより更新された。
Çünkü korkuları yüreklerinde hala tazeydi.男は暗い恐怖に包まれながらも、死体にまたがっていた。
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.그리하여 주민들은 공포에 사로잡힌다.
Bu kovulabilmesi korkularına neden oldu.Затова опитите да го уволнят не престават.
Onun sosyal korkuları liseye başlamasıyla son erdi.Njegovo zapletanje s socializmom se je začelo na univerzi.
Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır?Kas Jumalale on kohane inimeste predestinatsioon?
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.50 años hablando sobre esperanzas y miedos y... ...promesas de un mundo mejor y de repente pensé:
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.50년동안 이것은 희망과 두려움이었고 그리고 더 나은 세계에의 약속이었습니다.
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.Seit 50 Jahren geht es um Hoffnungen und Ängste und Versprechungen der besseren Welt.
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.Все эти 50 лет пропитаны надеждами и страхами, и обещанием лучшего мира.
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.במשך 50 שנה, זה היה בעניין של תקוות וחששות והבטחות של עולם טוב יותר. וזה גרם לי לחשוב,
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.ولمدة خمسين سنة كان هناك الكثير من التطلعات والتردد ووعود بعالم أفضل ، مما جعلني أفكر،
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Chcem zdôrazniť, že výška predstavuje intenzitu istého strachu tak, ako je hlásená v médiách.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Chiều cao của đồ thị là mức độ của nỗi sợ hãi được ghi lại qua các phương tiện truyền thông.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.De a csúcsok magassága az bizonyos félelmek intenzitása, amikről a média beszámol.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.De hoogte hier, wil ik aangeven, is de intensiteit van sommige angsten, zoals ze in de media is weergegeven.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.여기서 세로축은 언론에 의해 알려진 일종의 공포를 의미합니다.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Ma l'altezza qui, voglio evidenziarla, è l'intensità di certe paure, come riportato dai media.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Mas quero esclarecer que a altura é a intensidade dos medos, noticiados nos "media".
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Men jag vill poängtera att höjden här, är intensiteten av särskilda rädslor, så som de rapporterats i media.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Ta výška tady, to bych chtěl zdůraznit, je intenzita daného strachu tak, jak ho popisují média.
Ama burada üzerinde durmak istediğim, yükseklik, bazı belli korkuların şiddeti, medyada verildiği gibi.Wysokość, chciałbym to zaznaczyć, jest intensywnością pewnych lęków, raportowanych w mediach.