Yakup, ‹‹Korktum›› diye karşılık verdi, ‹‹Kızlarını zorla elimden alırsın diye düşündüm.雅各 回答 拉 班說 、 恐怕 你 把 你 的 女 兒從 我 奪去 、 所以 我 逃跑
Yani, hayatımda hiç bu kadar korktuğumu saymazsak. Bilirsin.I betragtning af, at jeg aldrig før har været så bange.
Yani, hayatımda hiç bu kadar korktuğumu saymazsak. Bilirsin.Když uvážím, že jsem se v životě takhle nebál.
Yani, hayatımda hiç bu kadar korktuğumu saymazsak. Bilirsin.Mengingat aku belum pernah setakut ini seumur hidupku.
Yani, hayatımda hiç bu kadar korktuğumu saymazsak. Bilirsin.Se pensi che non ho mai avuto cosė tanta paura in vita mia.
Yani, hayatımda hiç bu kadar korktuğumu saymazsak. Bilirsin.Wenn man bedenkt, daß ich noch nie soIchen Schiß hatte, dann...
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Att man undviker att göra saker för att man är rädd för att någon ska bedöma en.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Bahwa Anda tidak melakukan hal karena takut Anda akan dinilai buruk.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Dass man gewisse Dinge nicht tut, aus Angst davor, bewertet zu werden.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Dat je dingen niet doet, uit angst beoordeeld te worden.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Hogy nem kezdünk bele valamibe, mert tartunk tőle, hogy bírálni fogják.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Jeśli nic nie robimy, nie boimy się jej.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.어떤 일은 절대로 안한다거나 다른 사람들에게 어떤 비난을 들을까 두려워 하는 것들 말이죠.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Nechceme niečo urobiť, lebo sa bojíme, že nás budú súdiť.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.No hacemos cosas por miedo al qué dirán.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Nu îndrăznești să faci ceva ca să nu fi judecat.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Que não fazemos coisas porque temos medo de sermos julgados.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Que vous ne faites pas les choses d'après lesquelles vous avez peur d'être jugé.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Rằng mình không làm được, sợ mình sẽ bị đánh giá
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Ten, díky kterému neděláte věci, kterých se bojíte, protože byste byli souzeni.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Ότι δεν κάνετε πράγματα, φοβάστε ότι θα κριθείτε.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Вие не правите нищо, страхувате се, че ще бъдете оценени.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Інколи ми не робимо чогось, тому що боїмося чужого осуду.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.Мы не просто не делаем вещи, мы боимся, что нас раскритикуют.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.שאתם לא עושים דברים, אתם מפחדים מביקורת.
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.ألا تفعل أشياءً خوفاً من أن يُحكم عليك
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.即係你唔做嘢 喺驚被人判斷你
Yaparsanız yargılanacağınızdan korktuğunuz için yapmadığınız şeyleri.気の利いたクリエイティブなことを 言えないと 軽蔑されてしまうと—
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Ahogy öregszünk, és kétségbe esünk, kiborulunk, stb., a mentoraink azok, akik megnyugtatnak.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Als je ouder wordt, en je flipt, dan kalmeren de mentors ons.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Când îmbătrâneşti eşti panicat, indiferent, mentorii ne calmează.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Cuando te vas haciendo mayor y estas un poco enloquecido , o cualquier cosa, los mentores te calman.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Když je člověk starší a začne vyšilovat a podobně, tak právě mentoři nás uklidní.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.당신이 나이를 먹고 완전히 흥분하거나 하면 멘토는 우리를 진정하게 만듭니다. 당신이 나이를 먹고 완전히 흥분하거나 하면 멘토는 우리를 진정하게 만듭니다.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Når man bliver ældre, og man er går helt agurk, vejlederne får os til at være mere besindige.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Quando cominciamo ad invecchiare e in qualche modo ne siamo spaventati, i mentori ci tranquillizzano.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Quand vous grandissez, par exemple, et que cela vous effraie, les mentors nous rassurent.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Wenn man älter wird und etwas durchgeknallt oder so, dann beruhigen einen die Mentoren.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.W miarę upływu czasu, kiedy zaczynamy wariować, mentorzy nas uspokajają.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Когато старееш и си стресиран, каквото и да е, менторите ни успокояват.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.Когда мы становимся старше и выходим из себя, или нечто подобное, наставники помогают нам успокоиться.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.כשמתבגרים, ונבהלים מכך, וכל זה, המורים הרוחניים מרגיעים אותנו.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.عندما نتقدم بالعمر، و نبدأ بالخوف، المرشدون الروحيون يهدئون من روعنا.
Yaşlandığınızda ve korktuğunuzda, neyse, akıl hocaları sizi sakinleştirir.メンター達は私達を冷静にさせてくれます。 私は、メンター達にとても感謝をしています。きっと皆さんも同じでしょう。
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Ainda assim, ela se assustou quando ela se virou.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Alligevel blev hun forskrækket, da hun vendte sig om.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Ändå var hon rädd när hon vände sig om.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Cu toate acestea, ea a fost speriat cand a avansat în jurul valorii.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Dennoch war sie erschrocken, als sie sich umdrehte.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Eppure, era spaventata quando lei si voltò.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Kljub temu pa je bila prestrašena, ko se je obrnila.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.그녀가 돌아보니 여전히 그녀는 두려워하게되었다.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Mégis, ő megijedt, amikor megfordult.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Mimo to, była przerażona, kiedy odwróciła się.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Namun, ia takut ketika ia berbalik.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Napriek tomu, ona bola vydesená, keď sa otočila.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Pourtant, elle avait peur quand elle se retourna.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Přesto, ona byla vyděšená, když se otočila.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Silti hän pelästyi kun hän kääntyi ympäri.
Yine de, arkasını döndüğünde diye korktum.Sin embargo, ella se asustó cuando se dio vuelta.