Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Egemen RAB böyle diyor.חרב יראתם וחרב אביא עליכם נאם אדני יהוה׃
Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Egemen RAB böyle diyor.قد فزعتم من السيف فالسيف اجلبه عليكم يقول السيد الرب.
Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Egemen RAB böyle diyor.你 們 怕 刀 劍 、 我 必 使 刀 劍 臨 到 你 們 . 這 是 主 耶 和 華 說 的
Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Egemen RAB böyle diyor.你 們怕 刀劍 、 我 必 使 刀 劍臨 到 你們.這是 主 耶和華 說的
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.As ilhas o viram, e temeram; os confins da terra tremeram; aproximaram-se, e vieram.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Các cù lao thấy và thất kinh; các đầu cùng đất đều run rẩy. Chúng nó đều đến gần và nhóm lại,
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Các cù_lao thấy và thất_kinh ; các đầu cùng đất đều run_rẩy . Chúng_nó đều đến gần và nhóm lại ,
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Da das die Inseln sahen, fürchteten sie sich, und die Enden der Erde erschraken; sie nahten und kamen herzu.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.De landen aan de overzijde van de zee kijken angstig toe. Verre landen sidderen en mobiliseren hun legers.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Fjerne Strande så det med Gru, den vide Jord følte Rædsel, de nærmede sig og kom.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.섬들이 보고 두려워하며 땅 끝이 무서워 떨며 함께 모여와서
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Las costas han visto y temen. Los confines de la tierra tiemblan; se congregan y acuden
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Látták a szigetek és megrémülének, a földnek végei reszkettek, közelegtek és egybegyûltek.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Le isole vedono e ne hanno timore; tremano le estremità della terra, insieme si avvicinano e vengono
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Merensaaret näkivät sen ja peljästyivät, maan ääret vapisivat. He lähestyivät, he tulivat,
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Øene ser det og frykter, jordens ender bever; de rykker frem og kommer.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Ostroavele văd lucrul acesta şi se tem, capetele pămîntului tremură: se apropie şi vin.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Otoki so to videli in so se bali, kraji zemlje so trepetali; bližali so se in se shajali.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Viděli ostrovové, a ulekli se, končiny země předěsily se, shromáždili se a sešli.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Vidia to ostrovy a boja sa konce zeme a trasú sa, blížia sa a prichádzajú.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Widziały wyspy, i ulękły się; kończyny ziemi zdumiały się; zgromadziły się, i zeszły się.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Αι νησοι ειδον και εφοβηθησαν τα περατα της γης ετρομαξαν, επλησιασαν και ηλθον.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Островите видяха и се уплашиха, Земните краища се разтрепераха, Приближиха се и дойдоха.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.Увидели острова и ужаснулись, концы земли затрепетали. Они сблизились и сошлись;
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.ראו איים וייראו קצות הארץ יחרדו קרבו ויאתיון׃
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.نظرت الجزائر فخافت. اطراف الارض ارتعدت. اقتربت وجاءت.
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.海 島 看 見 就 都 害 怕 、 地 極 也 都 戰 兢 、 就 近 前 來
Kıyı halkları bunu görüp korktu. Dünyanın dört bucağı titriyor. Yaklaşıyor, geliyorlar.海島 看 見 就 都 害怕 、 地極 也 都 戰兢 、 就近 前來
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Die Mädchen, zu meinem Erschrecken, wendeten den Blick ab.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Dziewczęta, ku mojemu przerażeniu, odwróciły wzrok.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Fetele, spre groaza mea, se fereau de privirea lor.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.그 소녀들은, 나의 공포에 그녀들의 시선을 비켜 돌렸다네.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Las chicas, para mi horror, apartaron la mirada.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Le ragazze, con mio orrore, distolsero lo sguardo.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Les jeunes filles à mon plus grand désarroi se sont détournées les yeux:
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Tot mijn verbijstering wendden de meisjes hun blik af.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Девочки, к моему ужасу, отводили глаза.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.Момичетата, за мой ужас, отклониха взора си.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.הנערות, למרבה הזוועה, הסבו את מבטן.
Kızlar da korktuğum gibi bakışlarını çevirdiler.الفتيات , الى رعبي اشاحوا ببصرهم
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.A kis csoport féltem, de kíváncsiak az emberek nőtt.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.De kleine groep van bang, maar nieuwsgierige mensen toegenomen.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Den lilla gruppen av rädda men nyfikna ökat.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Die kleine Gruppe von Angst, aber neugierige Menschen erhöht.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.El pequeño grupo de gente asustada, pero curioso mayor.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Hlouček zvědavých lidí bojí, ale větší.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Il piccolo gruppo di persone curiose paura, ma aumentato.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Kelompok kecil orang takut, tapi penasaran meningkat.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.무서워하지만 호기심 사람의 작은 그룹이 증가했습니다.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Le petit groupe de gens effrayés mais curieux augmenté.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Mała grupa ludzi boi, ale ciekawy wzrosła.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Mali skupina prestrašena, ampak radoveden people povečala.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Micului grup de persoane speriat, dar a crescut curios.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Na malú skupinku zvedavých ľudí bojí, ale väčšie.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Nhóm ít người sợ hãi nhưng tò mò muốn tăng.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.O pequeno grupo de pessoas com medo, mas curioso aumentado.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Pieni ryhmä peloissani mutta uteliaita lisääntynyt.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Η μικρή ομάδα φοβισμένη, αλλά περίεργους ανθρώπους αυξηθεί.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Малката група уплашен, но любопитни хора се е увеличил.
Korktu, ama meraklı insanların küçük bir grup arttı.Небольшая группа испугалась, но любопытных людей увеличилось.