Evet, korktun değil mi?Ja, U was bang was U niet?
Evet, korktun değil mi?응... 놀랬지?
Evet, korktun değil mi?Nee, bist du erschrocken?
Evet, korktun değil mi?Nie. Bál si sa, však?
Evet, korktun değil mi?Oui, tu as dû avoir peur, hein ?
Evet, korktun değil mi?Sì. Ti sei spaventato, non è vero?
Evet, korktun değil mi?Ναι, φοβήθηκες έτσι δεν είναι;
Evet, korktun değil mi?Испугалась, да?
Evet, korktun değil mi?О,ти найстина ли се уплаши?
Evet, korktun değil mi?פחדת אהה?
Evet, korktun değil mi?كنت خائفاً صحيح ؟
Evet, korktun değil mi?当たり前だ!
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Dar problema este că ieşim dintr-o decadă în care ne era frică să o atingem.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.De az a probléma, hogy épp lábalunk ki egy olyan évtizedből, amelyben féltünk ezekhez hozzányúlni.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.그런데 문제는 우리가 이것을 건드리는 것을 두려워 했던 십년의 세월에서 나오고 있다는 것입니다.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Maar het probleem is dat we uit een decennium komen waarin we die niet durfden aanraken.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Ma il problema è che usciamo da un decennio nel quale abbiamo avuto paura di toccarla.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Mais le problème est que nous sortons d'une décennie où nous avons eu peur de la toucher.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Mas o problema é que estamos a sair de uma década em que tínhamos medo de lhe tocar.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Nhưng vấn đề là chúng ta đã mất một thập kỷ sợ chạm vào nó.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Pero el problema es que estamos saliendo de una década en la que teníamos miedo de tocarla.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Problem polega na tym, że zostawiamy za sobą dekadę, w której baliśmy się ich dotknąć.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Αλλά το πρόβλημα είναι ότι βγαίνουμε από μια δεκαετία όπου φοβόμασταν να το αγγίξουμε.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Но проблема в том, что всё прошлое десятилетие мы боялись с этим связываться.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Но проблемът е, че излизаме от десетилетие, в което ни беше страх да ги докоснем.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.אבל הבעיה היא שאנחנו יוצאים עכשיו מתוך עשור שבו פחדנו לגעת בזה.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.لكن المشكلة اننا قادمون من عقد من الزمان كان لدينا تخوف من لمسها
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.恐れて使用しなかっただけなのです 私は きたるべき数年間で
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Er was niet echt een risico, maar de mensen waren bang.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Es gab kein reales Risiko, aber die Leute fürchteten sich.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Il n'y avait pas vraiment de risque réel, mais les gens étaient terrifiés.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Không có bất kỳ rủi ro thực sự nhưng mọi người đã sợ hãi
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.실제적인 위험은 없지만 사람들은 무서워했지요.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Não existia nenhum risco real, mas as pessoas estavam assustadas.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Nebolo to žiadne reálne riziko, ale ľudia boli vydesení.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Nebylo to žádné skutečné riziko, ale lidé byli vyděšeni.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Nem volt igazi rizikó, de az emberek meg voltak rémülve.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Nie było prawdziwego zagrożenia, ale ludzie się bali.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.No había riesgo real, pero la gente estaba asustada.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Non c'era alcun rischio reale, ma la gente era spaventata.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Nu exista un risc real, dar oamenii erau speriați.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Tidak ada risiko yang nyata, tapi orang-orang ketakutan.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Δεν υπήρχε πραγματικός κίνδυνος, αλλά ο κόσμος φοβόταν.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.При тях не съществуваше реален риск, но хората бяха уплашени.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.Реальной опасности не было, но люди были напуганы.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.לא כל היה סיכון אמיתי, אבל אנשים חששו.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.لم يكن هناك أي خطر حقيقي، لكن الناس كان خائفين.
Gerçek bir risk hiç olmadı ama insanlar korktular.こういった経緯で
Gerçekten arabada bana teorisinin çok radikal olmasından korktuğunu fısıldadı.Vlastně mi i pošeptal, svou obavu, že jeho teorie může být vzata jako příliš radikální.
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""Comoara pe care o cauți se află în peștera în care te temi să intri. "
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""dans la grotte où vous craignez d'entrer se trouve le trésor que vous recherchez."
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""In de grot waar je niet in durft, ligt de schat die je zoekt."
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""In der Höhle, die zu betreten dir Angst macht, liegt der Schatz, den du suchst."
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""Jeskyně, do které se bojíte vstoupit, skrývá poklad, po kterém toužíte."
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""당신이 들어가기 무서워하는 동굴 속에 당신이 찾는 보물이 있다."
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""Nella caverna dove avete paura di entrare si trova il tesoro che state cercando".
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""Trong nơi chứa đầy nỗi sợ hãi cũng là nơi chứa kho báu mà bạn kiếm tìm"
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""W jaskini, do której boisz się wejść, leży skarb, którego szukasz".
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""Στη σπηλιά που φοβάστε να μπείτε, βρίσκεται ο θησαυρός που ψάχνετε".
"girmesinden korktuğunuz mağarada, aradığınız hazine yatar""В печері, в яку ви боїтеся увійти, лежать скарби, які ви шукаєте".