Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››그러나 의를 위하여 고난을 받으면 복 있는 자니 저희의 두려워함을 두려워 말며 소동치 말고
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Men om I også måtte lide for Retfærdigheds Skyld, er I salige. Nærer ingen Frygt for dem, og forfærdes ikke;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh em phải vì sự công bình mà chịu khổ, ấy thật là có phước. Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh_em phải vì sự công_bình mà chịu khổ , ấy thật_là có phước . Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí ;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Αλλ' εαν και πασχητε δια την δικαιοσυνην, εισθε μακαριοι τον δε φοβον αυτων μη φοβηθητε μηδε ταραχθητε,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››за да живеете през останалото в тялото време, не вече по човешки страсти, а по Божията воля.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Но если и страдаете за правду, то вы блаженны; а страха их не бойтесь и не смущайтесь.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Тільки ж, коли б і страждали задля правди, блаженні ви; страху яс їх не бійтесь, анї трівожтесь;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››אבל אשריכם גם אם תענו למען הצדקה אך מוראם לא תיראו ולא תעריצו׃
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››ولكن وان تألمتم من اجل البر فطوباكم. واما خوفهم فلا تخافوه ولا تضطربوا
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們 就 是 為 義 受 苦 、 也 是 有 福 的 . 不 要 怕 人 的 威 嚇 、 也 不 要 驚 慌 . 〔 的 威 嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們就是 為義 受苦 、 也是 有福 的 . 不要 怕人 的 威嚇 、 也 不要 驚慌 . 〔 的 威嚇 或 作 所 怕 的
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Asistir en un parto es algo que incluso asusta a los adultos.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Assistir a um parto é algo que assusta até os adultos.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.At overvære en fødsel - - er noget, de voksne frygter.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Att närvara vid en födsel- -är nåt som även vuxna fruktar.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Być obecnym przy narodzinach dziecka to coś, co przeraża nawet dorosłych.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Harva aikuinenkaan osaa tyynesti auttaa synnytyksessä.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Partecipare a un parto è qualcosa che spaventa anche gli adulti.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Η γέννα είναι κάτι που τρομάζει ακόμη και τους ενήλικες.
Doğumda bulunmak yetişkinlerin bile korktuğu bir şeydir.Присутствуя при родах, даже взрослый может испытать шок.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.A stalo sa, keď sa baby bály Boha, že im učinil domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ấy vậy , vì bà_mụ có lòng kính sợ Ðức_Chúa_Trời , nên Ngài làm cho nhà họ được thạnh vượng .
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ấy vậy, vì bà mụ có lòng kính sợ Ðức Chúa Trời, nên Ngài làm cho nhà họ được thạnh vượng.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Eftersom hjälpkvinnorna fruktade Gud, lät han deras hus förkovras.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.E poiché le levatrici avevano temuto Dio, egli diede loro una numerosa famiglia
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.És lõn, hogy mivel a bábák félék az Istent: megépíté az õ házukat.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.I stało się, przeto że się bały one baby Boga, pobudował im domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ja koska kätilövaimot pelkäsivät Jumalaa, niin hän antoi heille runsaasti perhettä.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.산파는 하나님을 경외하였으므로 하나님이 그들의 집을 왕성케 하신지라
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Og fordi jordmødrene fryktet Gud, gav han dem avkom.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.og Gud gav Jordemødrene Afkom, fordi de frygtede ham.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Omdat de vroedvrouwen goed hadden gehandeld in de ogen van de HERE, gaf Hij hun zelf ook kinderen.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Parce que les sages-femmes avaient eu la crainte de Dieu, Dieu fit prospérer leurs maisons.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Pentrucă moaşele se temuseră de Dumnezeu, Dumnezeu le -a făcut case.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Stalo se pak proto, že se bály baby ty Boha, vzdělal jim domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Também aconteceu que, como as parteiras temeram a Deus, ele lhes estabeleceu as casas.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Und weil die Wehmütter Gott fürchteten, baute er ihnen Häuser.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Y sucedió que, porque las parteras tuvieron temor de Dios, él también les dio a ellas su propia familia
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Και επειδη αι μαιαι εφοβουντο τον Θεον, εκαμεν εις αυτας οικους.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.И понеже бабите се бояха от Бога, Той им направи домове.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.И так как повивальные бабки боялись Бога, то Он устроял домы их.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.ויהי כי יראו המילדת את האלהים ויעש להם בתים׃
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.وكان اذ خافت القابلتان الله انه صنع لهما بيوتا.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.收 生 婆 因 為 敬 畏 神 、 神 便 叫 他 們 成 立 家 室
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.收生婆 因 為敬 畏神 、 神便 叫 他 們 成立 家室
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Demasiado assustado para ficares em Xerxes... Até aposto.
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Du var for bange til at blive i Xerxes ... Garanteret ...
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Du var för rädd för att stanna i Xerxes... Säkert...
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Pelkäsit jäädä Xerxesiin. Takuulla.
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Te daba miedo quedarte en Xerxes... Estoy seguro.
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Troppa paura di restare a Xerxes. Ci scommetto.
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Φοβόσουν να μείνεις στο Ξέρξις... Σίγουρα!
Eminim, Xerxes'te kalamayacak kadar... ...korktun.Побоялся остаться в Ксерксесе... Ещё бы.
- En çok korktuđum ţey ise sürdürülemez olaný sürdürmek için büyük bir kampanya baţlatacađýmýz.권력자들이 진짜 실력 행사를 시작할테고 자원이 고갈되어 갈수록
Evet, korktun değil mi?Ahh, byl jsi vyděšený, že jo?
Evet, korktun değil mi?Byłeś przerażony, prawda?
Evet, korktun değil mi?Da, ai fost speriat..nu?
Evet, korktun değil mi?Dạ, bố bị hoảng phải không ạ?
Evet, korktun değil mi?Ja, du blev rädd eller hur?