Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Pravdou ale je, že zvířata vystupují proto, že se bojí trestu.
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Prawda jest jednak taka, że zwierzęta robią to wszystko w obawie przed karą
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Tetapi kenyataannya adalah hewan Bahwa Melakukan Hukuman karena mereka takut.
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Toda v resnici, te živali nastopajo, zato ker se bojijo kazni.
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Αλλά η αλήθεια είναι ότι τα ζώα το κάνουν επειδή φοβούνται την τιμωρία. <i>- Πάμε, πάμε!</i>
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.Но правда - это животные выступите, потому что они боятся наказания.
Ama gerçek şu ki cezadan korktukları için oynuyorlar.אך האמת היא שחיות מופיעות מכיוון שהן פוחדות להענש.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Ale ciebie wybawię onegoż dnia, mówi Pan, i nie będziesz podany w rękę mężów, których się ty oblicza boisz.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Ale ťa vytrhnem toho dňa, hovorí Hospodin, a nebudeš vydaný do ruky mužov, ktorých tvári sa bojíš.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Ale vysvobodím tě v ten den, dí Hospodin, aniž budeš vydán v ruku mužů těch, jejichž oblíčeje se lekáš.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.A ti, porém, eu livrarei naquele dia, diz o Senhor, e não serás entregue na mão dos homens a quem temes.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Dar pe tine te voi izbăvi în ziua aceea, zice Domnul, şi nu vei fi dat în mînile oamenilor de cari temi.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.És azon a napon megszabadítlak téged, azt mondja az Úr, és nem adatol amaz emberek kezébe, a kiktõl félsz.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.나 여호와가 말하노라 내가 그날에 너를 구원하리니 네가 그 두려워하는 사람들의 손에 붙이우지 아니하리라
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Maar u zal Ik redden. U zult niet worden gedood door hen, voor wie u zo bang bent.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Men jeg vil redde dig på den dag, sier Herren, og du skal ikke bli overgitt i de menns hånd som du gruer for.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.Tetapi Aku, TUHAN, akan melindungimu. Engkau tidak akan diserahkan kepada orang-orang yang kautakuti
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.но тебя Я избавлю в тот день, говорит Господь, и не будешь предан в руки людей, которых ты боишься.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.והצלתיך ביום ההוא נאם יהוה ולא תנתן ביד האנשים אשר אתה יגור מפניהם׃
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.ولكنني انقذك في ذلك اليوم يقول الرب فلا تسلم ليد الناس الذين انت خائف منهم.
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.耶 和 華 說 、 到 那 日 我 必 拯 救 你 . 你 必 不 至 交 在 你 所 怕 的 人 手 中
Ama o gün seni kurtaracağım diyor RAB. Korktuğun adamların eline teslim edilmeyeceksin.耶和華 說 、 到 那日 我 必 拯救 你 . 你 必不 至交 在 你 所 怕 的 人 手中
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale hľadiac na silný vietor začal sa báť a počnúc sa noriť skríkol a povedal: Pane, zachráň ma!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale vida vítr tuhý, bál se. A počav tonouti, zkřikl, řka: Pane, pomoz mi.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale widząc wiatr gwałtowny, zląkł się; a gdy począł tonąć, zakrzyknął, mówiąc: Panie, ratuj mię!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.De látva a nagy szelet, megrémüle; és a mikor kezd vala merülni, kiálta, mondván: Uram, tarts meg engem!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Er sah aber einen starken Wind; da erschrak er und hob an zu sinken, schrie und sprach: HERR, hilf mir!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.바람을 보고 무서워 빠져 가는지라 소리질러 가로되 주여 나를 구원하소서 하니
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ko pa vidi, da je veter močan, se uplaši, in ko se začne potapljati, zavpije, rekoč: Gospod, otmi me!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ma per la violenza del vento, s'impaurì e, cominciando ad affondare, gridò: «Signore, salvami!»
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Mas, sentindo o vento, teve medo; e, começando a submergir, clamou: Senhor, salva-me.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Men da han så det hårde vær, blev han redd og begynte å synke; da ropte han: Herre, frels mig!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Mutta nähdessään, kuinka tuuli, hän peljästyi ja rupesi vajoamaan ja huusi sanoen: "Herra, auta minua".
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Pero al ver el viento fuerte, tuvo miedo y comenzó a hundirse. Entonces gritó diciendo: --¡Señor, sálvame
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Song khi thấy gió thổi, thì Phi -e-rơ sợ hãi, hòng sụp xuống nước, bèn la lên rằng: Chúa ơn, xin cứu lấy tôi!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Βλεπων ομως τον ανεμον δυνατον εφοβηθη, και αρχισας να καταποντιζηται, εκραξε λεγων Κυριε, σωσον με.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.като виждаше вятърът [силен], уплаши се и, като потъваше, извика, казвайки: Господи избави ме!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.но, видя сильный ветер, испугался и, начав утопать, закричал: Господи! спаси меня.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Та, бачивши сильний вітер, злякавсь, і, почавши тонути, кричав, говорячи: Господи, спаси мене.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.ויהי כראתו את הרוח כי חזקה היא ויירא ויחל לטבע ויצעק לאמר אדני הושיעני׃
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.ولكن لما رأى الريح شديدة خاف واذ ابتدأ يغرق صرخ قائلا يا رب نجني.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.只 因 見 風 甚 大 、 就 害 怕 . 將 要 沉 下 去 、 便 喊 著 說 、 主 阿 、 救 我
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.只因 見風 甚大 、 就 害怕 . 將要 沉 下去 、 便 喊 著說 、 主阿 、 救我
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Ðoạn , Giô-tham trốn , đi ẩn_náu tại Bê-rê , và ở đó , vì sợ A-bi-mê-léc , anh mình .
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Ðoạn, Giô-tham trốn, đi ẩn náu tại Bê-rê, và ở đó, vì sợ A-bi-mê-léc, anh mình.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.E partindo Jotão, fugiu e foi para Beer, e ali habitou, por medo de Abimeleque, seu irmão.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.És elfutott Jóthám, és elmenekült, és elment Beérbe az õ atyjafia, Abimélek elõl, és ott telepedett meg.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Iotam corse via, si mise in salvo e andò a stabilirsi a Beer, lontano da Abimèlech suo fratello
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Iotam s'a dat înlături, şi a luat -o la fugă; s'a dus la Beer unde a locuit departe de fratele său Abimelec.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Jotam huyó, se fugó y se fue a Beer, donde vivió, por causa de su hermano Abimelec
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Jotham se retira et prit la fuite; il s`en alla à Beer, où il demeura loin d`Abimélec, son frère.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.요담이 그 형제 아비멜렉을 두려워하여 달려 도망하여 브엘로 가서 거기 거하니라
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Nato se umakne Jotam in pobegne, in uide v Beer in se ondi nastani, boječ se Abimeleka, brata svojega.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Potom sa dal Jotám na útek a ujdúc prišiel do Béra a býval tam bojac sa Abimelecha, svojho brata.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Setelah itu Yotam melarikan diri lalu tinggal di Beer, karena ia takut kepada Abimelekh, saudaranya itu
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Sitten Jootam lähti pakoon ja pääsi pakenemaan Beeriin; hän asettui sinne suojaan veljeltään Abimelekilta.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Tedy uciekł Jotam, a uciekłszy poszedł do Beer, i mieszkał tam, bojąc się Abimelecha, brata swego.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Tedy utekl Jotam, a utíkaje, odšel do Beera, a zůstal tam, boje se Abimelecha bratra svého.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Toen vluchtte Jotham naar Beër, waar hij uit angst voor zijn halfbroer Abimélech bleef wonen.
Ardından Yotam kardeşi Avimelekten korktuğu için kaçtı, gidip Beere yerleşti.Und Jotham floh vor seinem Bruder Abimelech und entwich und ging gen Beer und wohnte daselbst.