Kadın çok korktuğu için kıpırdamadan durur.Spytałem ją, czy nie czuje się w jakimś stopniu zastraszona.
Nazilerin eline düşmekten korktu.Zginęła później z rąk nazistów.
Korktukları zaman veya heyecanlandıklarında havlarlar.Na ogół tylko gdy się przestraszy lub rozgniewa.
Ballard bu konuda şöyle söylüyordu; ...korktuğum başıma gelmişti.Grossman napisał do mnie, że jednak miałem rację.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu vet jag att du fruktar Gud, nu när du inte har vägrat mig din ende son," (1 Mos.
Ayrıca kappaların ateşten ve özellikle büyük yangınlardan çok korktukları bilinmektedir.Flertalet husdjur är rädda för fyrverkerier och framförallt dess ljud.
"Korktuğum için dışarı çıkamıyorum.Bu bendenizi affedip canımı bağışlayacağınızı ümit ediyorum".Jag känner inget annat än kärlek och förlåtelse för dig och jag hoppas att du kan förlåta mig.'
Bu olaydan ötürü denizciler RAB'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar.De offrade åt alla och att Ares (Mars) var deras högste gud, åt vilken de offrade människor.
Bu ıssız dünyada korktular.Det ger sej Vad gjorde du i det dära rummet...
Bu olayın onu hala takip ettiğini, ondan korktuğunu ve herkesin onunla ilgili soru sorduğunu söyler.Hon berättar om allt som hänt, och han tycker synd om henne, så hon följer med honom hem.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.Коли їх живосилом піднімали: «Висимо, сину?» — «Висимо, тату».
Bu hanım efendinin korktuğu yere de Heregelinin korktuğu yer denilmiştir.Майстер називає Незнайомця Паном і боїться його.
Ross, Mark ve Rachel'ın arasında bir şeyler olmasından korktuğu için onu kıskanmaktadır.Рейчел переживає через те, що між її сестрою і Россом з'являються якісь почуття.
Sonları korktukları gibi oldu.Останні були невдовзі страчені.
Nazilerin eline düşmekten korktu.Це насторожило нацистів.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.A ty, jejichž neposlušnosti se obáváte, varujte a vykažte jim místa na spaní a bijte je!
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Nakonec však byli uklidnění jejich rabínem, který jim připomněl zmíněné verše.
Diyarbakır, sen karanlığın girmeye korktuğu şehirsin.Lidé zde žijící se bojí tmy.
Kadın çok korktuğu için kıpırdamadan durur.Jelikož byla velice vyděšená, vůbec se nehýbala.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.Těm to ale změnili tak, že místo zastřelení měli být oběšeni. „Ty,“ povídá jeden druhému, „je to dobrý.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Přišla další zima a byla velmi, velmi chladná.
Diyarbakır, sen karanlığın girmeye korktuğu şehirsin.Este singul membru al echipei care se teme de întuneric.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Îi era teamă și frig.
Teyzesi çok korktu ve tuvalete girdi.Fata cea mare se sperie și se întoarce la palat.
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Csak hallgattam, és féltem, hogy el fogom őt veszíteni és nem leszek ott mellette.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Nagyon fáradt volt, és melege volt.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.Ásás közben szellemek jönnek: „Melyiket akasszuk fel?” - kérdik, és mind elmenekül.
Yıl sonunda ailelerden gelecek baskılardan korktuğu için istifa etmiştir.Fiai már a következő év elején tiltakoznak birtokügyi intézkedése ellen.
Çocuk karanlıktan korktu.A gyerek fél a sötétben.
Melisande mağaraya girmekten korktuğunu bildirir.Hän varoitti Jacobia menemästä luolaan.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Tämän jälkeen tuli jonkin aikaa kylmää, ja lämpeni äkkiä.
Temizlik takıntısı olduğu ve uçmaktan korktuğu bilinmektedir.Pettyfer pelkää nimittäin lentämistä.
Mavi Sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur.Ritari Siniparta on rikas aatelinen, jolla on sininen parta.
Konuyla ilgili olarak "Ondan gerçekten korktuğum zamanlar oldu.«Υπήρξαν στιγμές που πραγματικά τον φοβόμουν.
Daha sonraki yıllarda Madonna, performans sırasında aslında korktuğunu belirtti.Σε νεότερες συνεντεύξεις της, η Μαντόνα σχολίασε ότι ήταν πραγματικά τρομοκρατημένη από την απόδοσή της.
Herkes tarafından sevilen ve sayılan bir büyücü olan Dumbledore, Lord Voldemort'un korktuğu yegane büyücüdür.Ο Νταμπλντορ είναι ο μόνος μάγος που φοβάται ο Λόρδος Βόλντεμορτ.
Diyarbakır, sen karanlığın girmeye korktuğu şehirsin.Έδρα της κοινότητας ήταν η Σκοτεινή.
Bir kısmı da bu pespayelerden korktuğu için dualarını talep ederler".Ανέφεραν δε ότι φοβούνταν πολύ περισσότερο αυτόν από τους Βαστάρνες και ικέτευσαν για βοήθεια."
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu ved jeg, at du frygter Gud og end ikke vil nægte mig din eneste søn."
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Vejret var meget koldt, men stille.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.Passer rejste sig og sagde i forbifarten: “Det gælder om at hænge i!”
Esav'ın dört yüz adamla yola çıktığını öğrendi ve daha da çok korktu.Tsai slap væk med seks mindre djunker og 400 mand.
Doktor, Gallifrey'den sıkıldığı için değil korktuğu için kaçtığını itiraf etmiştir.Cornwallis nægtede at deltage af ren flovhed og hævdede, at han var syg.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."For nå vet jeg at du frykter Gud, siden du ikke har spart din eneste sønn for meg.»
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Dem, fra hvem dere frykter oppsetsighet, skal dere formane, gå ikke til sengs med dem, og gi dem stryk.
Kadın çok korktuğu için kıpırdamadan durur.Han griper til vold, ettersom hun ikke lar seg skremme bort.
Böyle bir ameliyatın sesine de zarar verebileceğinden korktuğunu da belirtmiştir.Han var også redd for at en operasjon kunne skade eller forandre stemmen hans.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Hevelsen er lettest å se foran øret.
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Aku hanya tidak bisa berkata dan Aku takut aku akan kehilangan dia dan Aku tidak berada di sana.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Janganlah hatimu iri kepada orang-orang yang berdosa, tetapi takutlah akan TUHAN senantiasa.
Benden korktuğunuz için yapıyorsunuz sadece." dedi ve gitti.Untuk apa pekerjaan ini terhenti oleh sebab aku meninggalkannya dan pergi kepada kamu!"
En çok korktuğu şey tavuk çorbasıdır.Yang terkenal adalah sop ayam Pak Min Klaten.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Apa yang aku lihat di garis depan sangat mengkhawatirkanku.
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.Bà yêu Bazarov, nhưng không thể thừa nhận vì sợ những cảm xúc bấn loạn có thể đến.
Teyzesi çok korktu ve tuvalete girdi.Xấu hổ quá, cậu chạy thẳng vào nhà vệ sinh.
Konuyla ilgili olarak "Ondan gerçekten korktuğum zamanlar oldu."Có nhiều lúc tôi thực sự phát sợ vì ông ấy.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.『妻をあなたの許に留め、アッラーフを畏れなさい。
Sonları korktukları gibi oldu.彼らは何かに怯えているようである。
Kamo'nun tutuklanmasından sonra Lenin tutuklanmaktan korktu ve eşiyle birlikte Finlandiya'dan ayrıldı.カモが逮捕された事を聞いたレーニンは、自分も逮捕されることを恐れ、妻を連れてフィンランドを脱出した。
Sifonun sesinden korktuğu için diğer köpekler gibi çimlere dışkılar.スナク星人は犬に似た種族を恐れているため、犬を苦手としている。