Lupin'in en çok korktuğu şey en iyi arkadaşlarını animagus olduğu için kaybetmekti.Miley ha paura di perdere i suoi migliori amici per colpa di Joanie...
Bulut onları sarınca korktular.Ed è lì che la nebbia li sorprende, intrappolandoli.
Başarısız olmaktan korktuğunu söyledi.Она сказала, что боится потерпеть неудачу.
Onu gördüğümde korktum.Я испугался, когда увидел это.
Gerçekten korktum.Я реально испугался.
Korktuğunu biliyorum.Я знаю, что ты напуган.
Tom neden korktu?Почему Том был напуган?
Yüksekliklerden korktuğunu biliyorum.Я знаю, что ты боишься высоты.
Uçmaktan korktuğunu biliyorum.Я знаю, что ты боишься летать.
Kapıyı açtığında nasıl korktum!Как же я испугался, когда открыл дверь!
Hayvanları öldürmekten korktum.Я боюсь убивать животных.
Hayvanlar gök gürültüsünden korktular.Животные были напуганы громом.
Hepimiz korktuk.Мы все были напуганы.
Korktuğunu görebiliyorum.Я вижу, что ты напуган.
Korktuğunu anlıyorum.Я понимаю, что ты испуган.
Ayıdan bile korkma, utanç içine düşmekten korktuğun kadar.Не бойся медведя, бойся стыда.
Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum."И сказал: так скажи сынам Израилевым: Сущий послал меня к вам.
Kamo'nun tutuklanmasından sonra Lenin tutuklanmaktan korktu ve eşiyle birlikte Finlandiya'dan ayrıldı.Узнав об аресте Камо и опасаясь собственного ареста, Ленин вместе с женой бежал из Финляндии.
Bu olaydan ötürü denizciler RAB'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Корабельщики в ужасе бросили жребий, чтобы узнать, за чьи грехи они навлекли на себя гнев Божий.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Воистину, души шейхов довольны тобой и не бойся того, что люди будут отвергать твои задания.
"Korktuğum için dışarı çıkamıyorum.Bu bendenizi affedip canımı bağışlayacağınızı ümit ediyorum".Прошу у вас прощения, мне кажется, меня вы уже простили».
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.То есть вешали бы сами?» ответил — «сам бы не вешал, но тех, кто вешает, поддержал бы».
Sarhoşken ağzından bildiklerini kaçırmaktan korktuğundan içkiyi bırakacaktır.При этом оно лишает разума того, кто его выпил.
Daha sonraki yıllarda Madonna, performans sırasında aslında korktuğunu belirtti.بعدها بسنوات أوضحت مادونا أنها كانت تخاف أثناء جلسات الأداء.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.أصبحت باردة وخائفة بشكل فضيع.
Toplum, dünyaları için senden korktu; sense dininden dolayı onlardan korktun.إن القوم خافوك على دنياهم، وخفتهم على دينك.
Kamo'nun tutuklanmasından sonra Lenin tutuklanmaktan korktu ve eşiyle birlikte Finlandiya'dan ayrıldı.بعد سماع خبر القبض على كامو، خشي لينين أن يُقبض عليه هو أيضاً، فهرب من فنلندا مع زوجته.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.فاترك في أيديهم ما خافوك عليه، واهرب منهم بما خفتهم عليه; فما أحوجهم إلى ما منعتهم، وأغناك عما منعوك!
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.لقد صدم الشعب من الدمار وحوله إلى أفعال.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.فكانت صحبتهما واحدة، ورحلتهما إلى المشرق واحدة، وسماعهما واحد.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.كلما مررنا بكل زهرة كانت تخبرني:” أقتلها ، أقطفها لو أردت ذلك “.
Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum."Mais disse: Assim dirás aos filhos de Israel: SEREI-me enviou a vósoutros.
Daha sonraki yıllarda Madonna, performans sırasında aslında korktuğunu belirtti.Nos últimos anos, Madonna comentou que ela ficou realmente aterrorizada com o desempenho.
Rory, ona "Drusilla ile Spike'a rastlamaktan mı korktuğunu" sorar.Rory questiona se ela tem medo de correr de Drusilla e Spike.
Konuyla ilgili olarak "Ondan gerçekten korktuğum zamanlar oldu."Houve momentos em que eu genuinamente fiquei com medo de Jim .
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.O povo estava chocado com a devastação e entraram em ação.
Bu ıssız dünyada korktular.Aprisionem esse mundo em medo!
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Eu fiquei sem palavras e com medo de perdê-lo e eu não estaria lá.
Mavi Sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur.Barba Azul era um rico aristocrata, assustador por ser muito feio, com uma horrível barba azul.
Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum.Estava congelando e estávamos com muito frio.
Sonları korktukları gibi oldu.É o que faz eles serem tão assustadores.
Casper : 12 yaşında sevimli, sevecen, ancak herkesin korktuğu bir hayalettir.Marty: Marty é um garoto de 12 anos, um menino otimista e extrovertido que encanta a todos.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.O que mais me impressionou foi o seu olhar.
Çünkü yetkililer onun iltica talebinde bulunmasından korktular.Tudo isso porque alegavam a sua natureza assustadora.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Temem o que os oráculos lhes predizem.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Maar zij van wie gij opstandigheid vreest vermaand haar en vermijdt haar op de rustplaatsen en slaat haar.
Bu olaydan ötürü denizciler RAB'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar.De duivel was op zijn beurt bang voor God en dus stelde hij zich in dienst van God.
Bu ıssız dünyada korktular.Te zoeken in deze angstige eeuw.
Konuyla ilgili olarak "Ondan gerçekten korktuğum zamanlar oldu.Als vrouw was je werkelijk bang voor hem".
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Ze besloot om hem niets te vertellen uit angst hem te verliezen.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Hij had over de misbruiken en twisten onder hen gehoord.
1964'te en korktuğu şekilde; bir trafik kazasıyla yaşamını yitirdi.In 1964 kwam hij om het leven bij een eenzijdig verkeersongeval.
Bedeni, anayurduna gömülmedi ve yerli halk ruhundan korktuğu için adı gelecek nesillerde kullanılmadı.Het lichaam van Mata werd niet begraven in zijn geboorteplaats, daar de lokale bevolking zijn geest vreesde.
Korktuğunda aynı bir tavşan gibi zıplayarak kaçar.Bij lage snelheden bewogen ze zoals een konijn.
Nazilerin eline düşmekten korktu.Hij was op de vlucht voor de nazi's.
Şu anda en çok korktuğum şeylerden biri; saçlarımın dökülmeye başlaması.Iets waar ik me nu het meest zorgen om maak, is dat mijn haar aan het uitvallen is.
İşte korktuğum şey bu.Dit is waar ik bang voor ben.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Teraz poznałem, że boisz się Boga, bo nie odmówiłeś Mi nawet twego jedynego syna.
Korktuğunda aynı bir tavşan gibi zıplayarak kaçar.Poruszają się skokami, jak zając.
Yürüyüşleri şişe fırlatan ve bağıran kalabalıklarla yüz yüze geldi ve bir isyana neden olmaktan korktular.Moje książki przyjęto wśród zbyt wielu krzyków czy nienawiści, by mogły wywołać jakiś skutek.