korkmuş ile cümle
korkmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Το κορίτσι πανικοβλήθηκε και άρχισε να φωνάζει «βοήθεια».
Çocuklar korkmuş görünüyor.Τα παιδιά δείχνουν φοβισμένα.
Herkes korkmuştur.De er alle fredede.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Luke er tæt på at dø og skriger på hjælp.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.Juventus skulle dog ikke få ret meget glæde af dette.
Papa II. İnnocentius bile bu Alman imparatorunun dünya üzerinde üstünlük kurmak için isteklerindne korkmuştu.Selv pave Innocent III var skremt av den tyske keiserens krav på verdensherredømme.
Bu olayda ermenilerin gözü korkmuştur geri çekilmek zorunda kalmışlardır.De alliertes hærer ble så svekket at de måtte trekke seg tilbake.
Elflerin yapımı her şeyden nefret eden Gollum, Sting'den korkmuştu.Gollum, som rett og slett avskyr alt som er laget av alver, er svært redd for Brodd.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Ini menakutkan Suhaasini dan dia berteriak minta tolong.
Herkes korkmuştur.Semua orang panik.
Rick, gözle görülür bir şekilde şaşkın ve korkmuştur.Tom marah atas perlakuannya dan merasa dipermalukan.
Korkmuş gibi görünen kadın ısrarla Hannay'in evine gelmek ister.Kikan yang sangat ketakutan, terpaksa menuju rumah Doni.
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.Tapasya mulai menggoda dengannya tetapi dia menolaknya.
O gece Nero, akılsız, sessiz ve korkmuş bir haldeydi.Đêm đó, Nero thẫn thờ, câm lặng và khiếp đảm.
Herkes korkmuştur.Mọi người đều khiếp phục.
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.Scarlett đau khổ nhưng nhận lời.
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.Jim xin lỗi vì đã làm lũ trẻ sợ.
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.そこで、死の恐怖を超越するために修行に励む。
İnsanlar epey korkmuştu.彼らはとてもおびえている様子だった。
Nebukadnezar, gördüğü rüyadan, korkmuştu.黒澤明自身が見た夢を元にしている。
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.成敗生死不計,則天下尚有何事可畏。
Öyle şaşkındır ki şokla geri çekilip "Ondan ne istiyorsun?" diye soracak kadar korkmuştur.”王舆唯唯不前,周本说:“你害怕去吗?”王舆说:“公必不以舆为不武,我请攻此栅,为什么舍此别攻?”周本大喜说:“你也知道此为必争之地啊!”于是命之。
Elflerin yapımı her şeyden nefret eden Gollum, Sting'den korkmuştu.咕嚕(Gollum)討厭任何精靈製品,他很害怕刺針。
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.嚇壞了他的兒子就麻煩了。
Çocuklar korkmuşlar.百姓愈恐。
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.네다는 두렵긴 하지만, 승낙한다.
Öyle şaşkındır ki şokla geri çekilip "Ondan ne istiyorsun?" diye soracak kadar korkmuştur.진교 등은 당초 조인이 나가는 것을 보고 모두 두려워했는데 조인이 되돌아오는 것을 보자 감탄하며 말했다, “장군은 실로 천인(天人)이십니다!”
Çocuklar korkmuşlar.הורינו מפוחדים.
İnsanlar epey korkmuştu.האנשים היו רעי לב.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.טאפט חשש מכך.
Her bir taraf bu sorunun kendisi için olumsuz sonuçlar doğurmasından korkmuştur.לצד השפעות אלה, ייתכן שהתנועה יוצרת גם תוצאות שליליות מבחינתה.
İnsanlar epey korkmuştu.Хората се уплашили.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.Този Йодьон ще има да се чуди!
Hatta Amalia da korkmuştur fakat aşkı bu durumu es geçmesine neden olur.Амелиа също е ужасена, но въпреки това не се отказва от любовта си към него.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Те се страхуват, че враговете на Цезар могат да го убият като роднина на Цезар.
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.Баща му се съгласява, но неохотно.
Çocuklar korkmuşlar.Seljaci su bili prestrašeni.
Yine Herodot'a göre Hydarnes de karşısındakilerin Spartalı olmasından korkmuş ve bunu Epialtes'e sormuştur.Hydarnés sa zase obával, že na kopci na neho čakajú Sparťania.
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.Lou trpí, ale žehná im.
İnsanlar epey korkmuştu.Ženske se grozno prestrašijo.
Korkmuş ve güçsüz bir halde yatmaktadır.Prestrašen in v joku je zaspal.
Korkmuş olan Ali, babasını arayıp hemen eve gelmesini söyler.V paniki pokliče Bena, ki se takoj vrne domov.
Mime korkmuştur ama bunu kabul eder.Šis sutinka, nors akivaizdžiai bijo.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Vaikinas pasijuto krintantis į bedugnę ir ėmė šauktis pagalbos.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Bahkan di abad ke 21 keselamatan museum, aku merasa terintimidasi
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Chiar in sec al XXI-lea, in siguranta muzeului, ma simt putin intimidat.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Dokonca aj v bezpečí múzea 21. storočia pociťujem istý strach.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Incluso en el siglo XXI en la seguridad del Museo, me siento un poco intimidado.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.I přes to, že jsme v 21. století v bezpečí muzea, mám trochu strach.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Pur essendo nel XXI secolo, al sicuro nel museo, mi sento un po' spaventato.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Sogar im 21. Jahrhundert, in der Sicherheit eines Museums, fühle ich mich ein wenig eingeschüchtert.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Zelfs in de 21ste eeuw in de veiligheid van het museum, ik voel me een beetje geïntimideerd.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Даже в XXI-м веке в безопасности музея я чувствую себя немного напуганным
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Навіть у 21 сторіччі, у безпеці музею, мені трохи лячно.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Ak by sa tak bál by som sa vziať ju so sebou," povedala Mary.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Als ze zou niet zo bang zou ik deze terug te nemen met mij," zei Mary.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Če ne bi bil tako prestrašen Jaz bi jim vzel nazaj z mano," je dejal Mary.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Dacă ei nu ar fi atât de frică le-aş lua înapoi cu mine", a spus Maria.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Ha nem lennének annyira megijedt azt vigye vissza velem", mondta Mary.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."Hvis de ikke ville være så bange jeg ville tage dem tilbage med mig," sagde Mary.