Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Să nu ne temem de alte ţări care se îmbogăţesc.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Vi bør ikke frygte at andre lande bliver rigere.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.We moeten niet bang zijn voor andere landen die rijk worden.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Wir sollten uns nicht davor fürchten, dass andere Länder wohlhabend werden.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Δεν πρέπει να φοβόμαστε άλλες χώρες γι' αυτό.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Нам не варто боятися, що інші країни стають багатшими.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Нам не следует бояться, когда другие страны становятся состоятельными.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Не трябва да се страхуваме, че други страни ще станат богати.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.איננו צריכים לחשוש מכך שמדינות אחרות נעשות עשירות.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.يجب علينا ألا نخشى ثراء البلدان الأخرى.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.それは我々が受け入れるべきことなのです --
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Ci guardano veramente, e non possiamo non preoccuparci di essere all'altezza delle loro aspettative".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""En serio, nos están viendo y no podemos evitar preocuparnos de que no llenemos sus expectativas".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""국민들이 우리를 철저하게 지켜보고 있기 때문에 우리는 그들의 기대에 벗어나지 않도록 조심하지 않을 수가 없어요."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Naprawdę nas obserwują i nie możemy pozbyć się obawy, że nie uda nam się spełnić ich oczekiwań".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."Ne supraveghează, şi nu putem decât să ne îngrijorăm că nu ne vom ridica la nivelul aşteptărilor lor".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Opravdu nás sledují a my jsme zmítáni obavami, že nenaplníme jejich očekávání."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Вони й справді спостерігають за нами, і ми не можемо не хвилюватися, що ми не виправдаємо їхніх сподівань.
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Те ни гледат и не можем да не се тревожим, че няма да можем да изпълним очакванията им."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."הם באמת צופים בנו ואנחנו לא יכולים שלא לדאוג מכך שלא נעמוד בציפיותיהם
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""إنهم يشاهدوننا حقا، ولا نستطيع إلا أن نقلق بأننا لن نسمو لمستوى توقعاتهم."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."その期待に応えられるかどうか とても不安になる" さらに印象的なのは
Her zaman kazanamayabilirsin ama karar vermekten korkmamalısınOn ne peut pas toujours gagner mais n'ayez pas peur de prendre des décisions
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzEi pidä pelätä pimeyttä itsessään. NÄHDÄÄN ENSI KERRALLA
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzMan kan inte vara rädd för mörkret inom en själv. Vi ses nästa gång Text:
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzMan må ikke være bange for mørket i en selv. Vi ses næste gang. Tekster:
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzNessuno deve temere l'oscurità che ha dentro di sé. Arrivederci al prossimo episodio
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzNie można bać się ciemności, którą nosi się w sobie. CIĄG DALSZY NASTĄPI
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzUma pessoa não pode ter medo da escuridão dentro de si. Até à próxima.
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzUno no debe temer a su propia oscuridad. HASTA EL PRÓXIMO EPISODIO
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzΔεν πρέπει να φοβόμαστε το σκοτάδι μέσα μας. ΦΟΥΛΜΕΤΑΛ ΑΛΚΕΜΙΣΤ τα λέμε την επόμενη φορά
İnsan, kendi içindeki karanlıktan korkmamalı. gelecek bölümde görüşürüzНельзя бояться темноты внутри себя. ДО ВСТРЕЧИ
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Dobbiamo educare a non aver paura delle opportunità che sembrano spaventose.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Kita perlu untuk mendukung orang agar tidak takut terhadap kesempatan yang menakutkan bagi mereka.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.주어진 기회들을 겁먹지 말라고 사람들에게 교육을 시킬 필요가 있습니다.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Nous devons encourager les gens à ne pas avoir peur des opportunités qui peuvent leur faire peur.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Potřebujeme povzbudit lidi, aby se nebáli možností, které je mohou děsit.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Precisamos de encorajar as pessoas a não ter medo de oportunidades que as possam assustar.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Rá kell bírnunk őket, hogy ne féljenek a néha rémisztő lehetőségektől.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Tenemos que animar a la gente a que no tenga miedo de las oportunidades que pueden asustarlos.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Treba ich povzbudiť, aby sa nebáli príležitostí, ktoré ich môžu vystrašiť.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Trebuie să încurajăm oamenii să nu le fie teama de oportunităţile care i-ar speria în mod normal.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Vi skal opmuntre mennesker til ikke at være bange for muligheder, der måske gør dem bange.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.We moeten mensen aanmoedigen om niet bang te zijn van de kansen die hen angst aanjagen.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Wir müssen Leute ermutigen, keine Angst zu haben vor Möglichkeiten, die sie vielleicht verängstigen.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Πρέπει να ενθαρρύνουμε τον κόσμο να μη φοβάται τις ευκαιρίες που μπορεί να το φοβίζουν.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Нам нужно поощрять людей не бояться пугающих возможностей.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Трябва да насърчаваме хората да не се страхуват от възможности, които може да ги изплашат.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.עלינו לעודד אנשים לא לפחד מהזדמנויות אשר עלולות להפחיד אותם.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.نحن بحاجة لتشجيع الناس على ألا تخاف من الفرص التي قد تخوفهم.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.恐れないよう応援すべきです 結局これからは 恐れを
İnsanlar ve çoğu hayvan arasındaki fark, hayvanların ölümden korkmamasıdır.A diferença entre os humanos e a maioria dos animais é que a maioria dos animais não teme a morte.
İnsanlar ve çoğu hayvan arasındaki fark, hayvanların ölümden korkmamasıdır.Rozdíl mezi lidmi a většinou zvířat je ten že většina zvířat se nebojí smrti.
Korkmaman hoşuma gitti.Gosto de ver que não estás assustado.
Korkmaman hoşuma gitti.Hyvä, että et pelkää.
Korkmaman hoşuma gitti.Jag gillar att du inte är rädd.
Korkmaman hoşuma gitti.Jeg kan godt lide, at du ikke er bange.
Korkmaman hoşuma gitti.Me gusta que no tengas miedo.
Korkmaman hoşuma gitti.Mi piace il fatto che tu non sia spaventato.
Korkmaman hoşuma gitti.Podoba mi się, że się nie boisz.