Tanrılardan korkmamak gerek çünkü tanrılar evrene müdahale etmez.אם לא יאכלו אותם האלים יזדקנו.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, Kötülükten korkmam.גם כי אלך בגיא צלמוות לא אירע רע".
Onun sayesinde kızlardan korkmamayı öğrenir.עם ידיעה זו, למדו לעולם לא לפחד מדרישותיה.
Bu duygulardan korkmamakla ilgili bir şey.Чувство, че емоциите не са техни.
Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir.Vjerovao je stoga da se čovječanstvo ne mora bojati natprirodnog.
Ben gol yemekten korkmam.Gobana ni na mojem jedilniku.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, Kötülükten korkmam.Dėl kūgio formos kriauklių, nebijo bangų mūšos.
Ölümden korkmam.Aš nebijau mirties.
Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir.Samal põhjusel arvas ta ei inimesed ei tohiks karta üleloomulikust.
Çünkü vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.’Ela oma elu nii, et poleks hirme."
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.2001년 9월입니다. 진짜 겁에 질릴만한 뭔가가 있었던 거죠.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.2001. szeptember, amikor nagyon is valós okunk volt a félelemre.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Im September 2001, als wir etwas sehr Reales hatten, das uns Angst machte.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Quando tivemos uma coisa muito real para ter medo.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001. Då hade vi något verkligen äkta att vara rädda för.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001, keď sme zažili niečo príliš skutočné, čoho sa báť.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001, toen we iets heel echts hadden om bang over te zijn.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septembre 2001, quand nous avons vécu quelque chose dont on peut avoir vraiment peur.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septembrie 2001, când am avut ceva foarte real de care să ne fie frică.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septiembre de 2001, cuando tuvimos algo muy real a lo que temer.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Settembre 2001, quando abbiamo avuto qualcosa di molto reale di cui avere paura.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Tháng 9 năm 2001 Thời điểm chúng ta sợ hãi về một điều thật kinh khủng.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Wrzesień 2001, kiedy mieliśmy coś bardzo realnego, aby się bać.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Září 2001, kdy jsme všichni měli velice reálný podnět k obavám.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Вересень 2001, коли ми мали дещо справжнє щоб боятися.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Сентябрь 2001, когда у нас появилась реальная причина для страха.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Септември 2001 г., когато имаше нещо много истинско, за което да се страхуваме.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.כאשר יש לנו משהו מאד ממשי לפחד ממנו
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.عندما كان لدينا شيء حقيقي لنخاف منه.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.ここで生じています 私がデータジャーナリストとして
[Adam kendi dilinde konuşur]: Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.J'ai peur d'Allah, rien d'autre.
Ancak bence, baţarýsýzlýktan korkmam, beni motive etti.Ale myslím, že to byl strach ze selhání, co mě motivovalo.
Ancak bence, baţarýsýzlýktan korkmam, beni motive etti.Але на мою думку це був той страх невдачі, який мотивував мене
Ancak bu, ölümden korkmamak için hayatın boyunca Xanax almaya benziyor.Но това е все едно да взимате успокоителни през целия си живот, за да не се притеснявате за смъртта.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.Boję się Allaha, niczego więcej. kobieta mówi w ojczystym języku: Niczego się nie boję.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.다른 건 무서운 게 없어요.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.Pelkään Allahia, en mitään muuta. nainen puhuu omaa kieltään: En pelkää mitään.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.Vor sonst nichts.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.Φοβάμαι τον Αλλάχ, τίποτε άλλο. γυναίκα που μιλάει στη γλώσσα της: Δεν φοβάμαι τίποτα.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.Я боюсь Аллаха, и больше ничего. женщина говорит на родном языке: Я ничего не боюсь.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.ولا شيء سواه.
Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.女(母国語): 怖いものなんかないわ
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.A co si musím pořád říkat, když už mi z toho hrabe, je - neboj se.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.A ja si musím stále opakovať, hlavne, keď som z toho naozaj nervózna, že sa nemám báť.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Als mijn gedachten met me aan de haal gaan, houd ik me steeds hetzelfde voor: Wees niet bang.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Dan saya harus terus mengingatkan diri saat mulai merasa lepas kendali, untuk tidak takut.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Det jag måste säga till mig själv- -när jag blir för nervös över allt- -är att inte vara rädd.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Det jeg skal fortælle mig selv når jeg bliver rigtig urolig omkring det, er: vær ikke bange.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.E o que tenho dito a mim mesma quando fico perturbada acerca disso. "Não tenhas medo.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.E quel che devo continuare a dirmi quando mi sento elettrizzata da questo è, non aver paura.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.És amit folyamatosan mondok magamnak amikor a kiborulás szélén állok: Ne félj.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Et ce que je dois continuer à me dire quand je me tourmente trop là-dessus, c'est : n'aie pas peur.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Ja se mitä minun pitää jatkuvasti toistaa itselleni, kun todella hermostun asiasta, on älä pelkää.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Kiedy mnie przez to ponoszą nerwy, muszę sobie powtarzać: nie obawiaj się.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.제가 새 책에 대한 걱정 때문에 겁이나면 저는 다음과 같은 말로 제 마음을 다졌습니다. 무서워하지 말고
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Si ce am de facut, de repetat cand imi pierd curajul este: nu iti fie teama.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Và tôi phải luôn tự nhắc nhở bản thân mỗi khi tôi căng thẳng về chuyện đó, là, đừng sợ hãi.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Was ich mir ständig selbst sagen muss, wenn ich darüber verrückt werde, ist: hab keine Angst.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Y lo que tengo que seguir diciéndome cuando realmente me pongo nerviosa es, no tengas miedo.
Ben de, bunu her düşünüp ödüm patladıkça kendime korkmamayı hatırlatıyorum.Αυτό που επαναλαμβάνω στον εαυτό μου όταν μου τη δίνει, είναι, μη φοβάσαι.