Hata yapmaktan korkmayın.実際に間違えれば間違えるほど
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.A ponejprve jsem se těchto lidí začala bát, cítit k nim negativní emoce.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.A po prvý raz som sa začala báť tejto skupiny ľudí a cítiť niečo zlé voči ním všetkým.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.Ensimmäistä kertaa aloin tuntea pelkoa ja negatiivisia tunteita tätä ihmisryhmää kohtaan.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.És először életemben elkezdtem félni ezektől az emberektől, negatív érzéseim voltak velük szemben.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.In tako sem se prvič začela bati te skupine ljudi in čutiti negativna čustva do cele skupine ljudi.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.생애 처음으로 이 사람들을 두려워하기 시작했고 가난한 모든 사람들에게 부정적인 감정을 가지게 되었습니다.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.Và lần đầu tiên, tôi bắt đầu sợ nhóm người này và cảm giác tiêu cực tới cả nhóm.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.И за първи път започнах да се страхувам от тази група хора и да изпитвам негативни емоции към цяла група хора.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.І вперше я почала відчувати страх до цієї групи людей та відчувати негативні емоції стосовно цієї групи людей.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.והתחלתי לחשוש מקבוצת האנשים הזו ולחוש תחושות שליליות כלפי קבוצת אנשים שלמה.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.وللمرة الاولى بدأت اخاف مجموعة الاشخاص تلك - الفقراء - وبدأت اشعر بمشاعر سلبية تجاه مجموعة كبيرة من البشر
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.貧しい人たちに対する恐れと 不快感を感じるようになりました 脳裏に浮かんだのは一列に並んだ人々が
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.Jezus kalmeerde hen meteen. "Ik ben het", zei Hij, "wees maar niet bang."
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.저희가 다 예수를 보고 놀람이라 이에 예수께서 곧 더불어 말씀하여 가라사대 안심하라 내니 두려워 말라 하시고
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.lebo ho všetci videli a poľakali sa. Ale hneď prehovoril s nimi a povedal im: Dúfajte, ja som, nebojte sa!
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.(Nebo jej všickni viděli, a zstrašili se.) A hned promluvil k nim a řekl jim: Doufejtež, jáť jsem, nebojte se.
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.всі бо Його бачили, й потрівожились. І зараз заговорив до них, і рече їм: Бодріть ся; се я; не лякайтесь.
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.защото всички Го видяха и се смутиха. И веднага Той им проговори, като им каза: Дерзайте! Аз съм, не бойте се!
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.Ибо все видели Его и испугались. И тотчас заговорил с ними и сказал им: ободритесь; это Я, не бойтесь.
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.כי כלם ראוהו ויבהלו אז דבר אתם ויאמר אליהם חזקו כי אני הוא אל תיראו׃
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.لان الجميع رأوه واضطربوا. فللوقت كلمهم وقال لهم ثقوا. انا هو. لا تخافوا.
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.因 為 他 們 都 看 見 了 他 、 且 甚 驚 慌 。 耶 穌 連 忙 對 他 們 說 、 你 們 放 心 . 是 我 、 不 要 怕
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.因為 他 們都 看 見 了 他 、 且 甚 驚慌 。 耶穌連 忙對 他 們說 、 你 們 放心 . 是 我 、 不 要 怕
Her zaman kazanamayabilirsin ama karar vermekten korkmamalısınOn ne peut pas toujours gagner mais n'ayez pas peur de prendre des décisions
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Az embereknek azt mondom: ha a hírekben van, nem kell miatta aggódni.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Eu digo às pessoas, se está nas notícias, não se preocupem acerca disso.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Eu le spun oamenilor: dacă este în știri, nu te îngrijora.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Hovorím ľuďom, že kým je to v správach, neobávajte sa.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Ich erzähle Leuten, wenn es in den Nachrichten ist, dann sorge dich nicht darüber.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Ik vertel de mensen: Als het in het nieuws is, maak je er dan geen zorgen over.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Io dico alla gente, se fa notizia, non ve ne preoccupate.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.저는 사람들에게 뉴스에 어떤 얘기가 나오면
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Le digo a la gente: "si está en las noticias, no te preocupes por eso".
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Mówię ludziom, jeśli to jest w wiadomościach, to się nie przejmujcie.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Říkám lidem, že pokud je to ve zprávách, nebojte se toho.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Saya suka bilang pada orang, kalau ada di koran, tidak usah dikhawatirkan
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Tôi nói với mọi người nếu nó là tin trên báo, đừng lo lắng
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Λέω στον κόσμο, αν το είπαν στις ειδήσεις, μην ανησυχείτε για αυτό.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Аз казвам на хората, че ако нещо е в новините, то те не трябва да се притесняват за него.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.Я всегда говорю, что если об этом пишут в новостях — спите спокойно.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.אני אומר לאנשים, אם זה בחדשות, אין לכם מה לדאוג.
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.أنا أقول للناس، إذا كانت في الأخبار، فلا تقلقوا .
Her zaman söylerim, eğer haberlerde çıktıysa, korkmayın.なぜなら定義によれば
Hiç korkmadım.Em đã không thấy sợ gì hết.
Hiç korkmadım.Ik werd niet bang.
Hiç korkmadım.Jag blev inte rädd.
Hiç korkmadım.Je n'ai pas eu peur.
Hiç korkmadım.Nie byłam przerażona.
Hiç korkmadım.Non mi sono spaventata.
Hiç korkmadım.Nu am fost speriata.
Hiç korkmadım. Tek düşünebildiğim onu kurtarmaktı.Ich hatte keine Angst und ich konnte nur daran denken, sie zu retten.
Hiç korkmadım. Tek düşünebildiğim onu kurtarmaktı. Seninle randevum olduğunu bile unuttum.무섭지도 아나고
Hiç korkmadım.Δε φοβήθηκα.
Hiç korkmadım.Я не испугалась.
Hiç korkmadım.لم اخف
Hiç korkmadım.ただ助けなきゃって事しか 思い浮かばなかった
İçinde korkmanın ötesinde olan bir yer var.C'e' un qualche luogo dentro di te che e' al di la' dell'essere spaventata.
İçinde korkmanın ötesinde olan bir yer var.Hay algún lugar dentro de ti que está más allá del miedo.
İçinde korkmanın ötesinde olan bir yer var.Il y a un endroit en toi qui est au-delà de la frayeur.