Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.Na to mu riekol Dávid: Ako je to, že si sa nebál vystrieť svoju ruku, aby si zahubil pomazaného Hospodinovho?
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.Opět mu řekl David: Kterak jsi směl vztáhnouti ruku svou, abys zahubil pomazaného Hospodinova?
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu."Waarom hebt u niet geweigerd de koning te doden? Hij was immers een gezalfde van de HERE!" wilde David weten.
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.Zatem rzekł do niego Dawid: Jakożeś się nie bał ściągnąć ręki twej, abyś zabił pomazańca Pańskiego?
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.И рече му Давид: Ти как се не убоя да дигнеш ръка да убиеш Господния помазаник?
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.Тогда Давид сказал ему: как не побоялся ты поднять руку, чтобы убить помазанника Господня?
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.ויאמר אליו דוד איך לא יראת לשלח ידך לשחת את משיח יהוה׃
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.فقال له داود كيف لم تخف ان تمد يدك لتهلك مسيح الرب.
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.大 衛 說 、 你 伸 手 殺 害 耶 和 華 的 受 膏 者 、 怎 麼 不 畏 懼 呢
Davut, ‹‹RABbin meshettiği kişiye el kaldırıp onu yok etmekten korkmadın mı?›› diye sordu.大 衛說 、 你 伸手 殺 害 耶和華 的 受膏者 、 怎 麼 不 畏 懼呢
Değil mi? Evet!! Senin korkmana gerek yok.なにやってんのよ
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Andra länders rikedom är inget att vara rädd för.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Chúng ta không nên sợ khi một quốc gia khác trở nên giàu có.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.다른 나라가 부유해지는 걸 두려워하면 안 됩니다.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Neměli bychom mít strach z toho, že jiná země bohatne.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Nem kell félnünk attól ha más országok meggazdagodnak.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Nie powinniśmy obawiać się bogacenia się innych krajów.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.No deberíamos temer el que otro países prosperen.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Non dobbiamo aver paura della ricchezza di altri Paesi.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Nós não deveríamos ter medo que outros países enriqueçam.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Nous ne devrions pas craindre que d'autres pays deviennent riches.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Să nu ne temem de alte ţări care se îmbogăţesc.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Vi bør ikke frygte at andre lande bliver rigere.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.We moeten niet bang zijn voor andere landen die rijk worden.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Wir sollten uns nicht davor fürchten, dass andere Länder wohlhabend werden.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Δεν πρέπει να φοβόμαστε άλλες χώρες γι' αυτό.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Нам не варто боятися, що інші країни стають багатшими.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Нам не следует бояться, когда другие страны становятся состоятельными.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.Не трябва да се страхуваме, че други страни ще станат богати.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.איננו צריכים לחשוש מכך שמדינות אחרות נעשות עשירות.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.يجب علينا ألا نخشى ثراء البلدان الأخرى.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.それは我々が受け入れるべきことなのです --
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.Engkau dibangun atas dasar keadilan, dijauhkan dari kengerian dan penindasan
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.i Retfærd skal du grundfæstes. Vær tryg for Vold, du har intet at frygte, for Rædsler, de kommer dig ikke nær!
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.너는 의로 설 것이며 학대가 네게서 멀어질 것인즉 네가 두려워 아니할 것이며 공포 그것도 너를 가까이 못할 것이라
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.בצדקה תכונני רחקי מעשק כי לא תיראי וממחתה כי לא תקרב אליך׃
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.بالبر تثبتين بعيدة عن الظلم فلا تخافين وعن الارتعاب فلا يدنو منك.
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.你 必 因 公 義 得 堅 立 . 必 遠 離 欺 壓 、 不 至 害 怕 . 你 必 遠 離 驚 嚇 、 驚 嚇 必 不 臨 近 你
Doğrulukla güçlenecek, Baskıdan uzak olacak, korkmayacaksın. Dehşet senden uzak kalacak, sana yaklaşmayacak.你 必 因公 義 得 堅立 . 必遠離 欺壓 、 不至 害怕 . 你 必遠離驚嚇 、 驚嚇 必 不 臨 近 你
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale kdybyste pak i trpěli pro spravedlnost, blahoslavení jste. Strachu pak jejich nebojte se, ani se kormuťte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale keby ste aj trpeli pre spravedlivosť, blahoslavení ste. A ich bázne sa nebojte ani sa neznepokojujte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ali ko bi tudi trpeli za pravičnost, blagor vam. Ne bojte pa se jih in se ne plašite,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Chiar dacă aveţi de suferit pentru neprihănire, ferice de voi! N-aveţi nici o teamă de ei, şi nu vă tulburaţi!
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››E se anche doveste soffrire per la giustizia, beati voi! Non vi sgomentate per paura di loro, né vi turbate
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››그러나 의를 위하여 고난을 받으면 복 있는 자니 저희의 두려워함을 두려워 말며 소동치 말고
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Men om I også måtte lide for Retfærdigheds Skyld, er I salige. Nærer ingen Frygt for dem, og forfærdes ikke;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh em phải vì sự công bình mà chịu khổ, ấy thật là có phước. Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh_em phải vì sự công_bình mà chịu khổ , ấy thật_là có phước . Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí ;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Αλλ' εαν και πασχητε δια την δικαιοσυνην, εισθε μακαριοι τον δε φοβον αυτων μη φοβηθητε μηδε ταραχθητε,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››за да живеете през останалото в тялото време, не вече по човешки страсти, а по Божията воля.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Но если и страдаете за правду, то вы блаженны; а страха их не бойтесь и не смущайтесь.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Тільки ж, коли б і страждали задля правди, блаженні ви; страху яс їх не бійтесь, анї трівожтесь;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››אבל אשריכם גם אם תענו למען הצדקה אך מוראם לא תיראו ולא תעריצו׃
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››ولكن وان تألمتم من اجل البر فطوباكم. واما خوفهم فلا تخافوه ولا تضطربوا
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們 就 是 為 義 受 苦 、 也 是 有 福 的 . 不 要 怕 人 的 威 嚇 、 也 不 要 驚 慌 . 〔 的 威 嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們就是 為義 受苦 、 也是 有福 的 . 不要 怕人 的 威嚇 、 也 不要 驚慌 . 〔 的 威嚇 或 作 所 怕 的
Dolayısıyla, eğer korkmanız gereken bir şey varsa, o da gözünüzü topta tutmadığınızdır.Als er iets is wat je moet vrezen, is het dat je de bal uit het oog verliest.
Dolayısıyla, eğer korkmanız gereken bir şey varsa, o da gözünüzü topta tutmadığınızdır.Donc si vous devez avoir peur de quelque chose, c'est de perdre la balle des yeux.
Dolayısıyla, eğer korkmanız gereken bir şey varsa, o da gözünüzü topta tutmadığınızdır.Entonces, si debieras tenerle miedo a algo, es que no estas mirando en la dirección apropiada.
Dolayısıyla, eğer korkmanız gereken bir şey varsa, o da gözünüzü topta tutmadığınızdır.Jeśli więc czegoś powinniście się obawiać, to jest to fakt, że nie skupiacie się na celu.