Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,De aceea nu ne temem, chiar dacă s'ar zgudui pămîntul, şi s'ar clătina munţii în inima mărilor.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Derfor frygter vi ikke, om Jorden end bølger og Bjergene styrter i Havenes Skød,
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Dio è per noi rifugio e forza, aiuto sempre vicino nelle angosce
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Gud är vår tillflykt och vår starkhet, en hjälp i nöden, väl beprövad.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Gud er vår tilflukt og vår styrke, en hjelp i trengsler, funnet såre stor.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Isten a mi oltalmunk és erõsségünk! igen bizonyos segítség a nyomorúságban.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Jumala on meidän turvamme ja väkevyytemme, apumme hädässä aivan vahva.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,그러므로 땅이 변하든지 산이 흔들려 바다 가운데 빠지든지
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Maka kita tidak takut, biarpun bumi bergoncang, dan gunung-gunung tenggelam ke dasar lautan
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Pelo que não temeremos, ainda que a terra se mude, e ainda que os montes se projetem para o meio dos mares;
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Por eso no temeremos aunque la tierra tiemble, aunque los montes se derrumben en el corazón del mar
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Vì vậy, chúng tôi chẳng sợ dầu đất bị biến cải, Núi lay động và bị quăng vào lòng biển;
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Vì_vậy , chúng_tôi chẳng sợ dầu đất bị biến_cải , Núi lay_động và bị quăng vào lòng biển ;
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Zato se pa ne bojimo, čeprav se premakne zemlja, če se gore pogreznejo v globino morja.
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Δια τουτο δεν θελομεν φοβηθη, και αν σαλευθη η γη και μετατοπισθωσι τα ορη εις το μεσον των θαλασσων
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,Затова няма да се уплашим, ако би се и земята поклатила, И планините се поместили всред моретата,
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,על כן לא נירא בהמיר ארץ ובמוט הרים בלב ימים׃
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,لذلك لا نخشى ولو تزحزحت الارض ولو انقلبت الجبال الى قلب البحار
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,所 以 地 雖 改 變 、 山 雖 搖 動 到 海 心
Bu yüzden korkmayız yeryüzü altüst olsa, Dağlar denizlerin bağrına devrilse,所以 地雖 改變 、 山雖搖動 到 海心
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.Han tog nogle penge frem fra sine lommer og lagde dem på bordet, så vi ikke skulle være bange.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(영상) 공무원: 그가 그의 주머니에서 돈을 꺼냈습니다. 그리고 그것을 테이블 위에 올려놓았죠. 우린 겁을 내서는 안됐습니다.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Ambtenaar: Hij nam wat geld uit zijn zak en legde het op tafel, zodat we niet bang zouden zijn.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Beamter: Er holte Geld aus seinen Taschen und legte es auf den Tisch, damit wir uns nicht fürchteten.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Vídeo) Polícia: Ele tirou dinheiro dos bolsos e pô-lo em cima da mesa, para nós não termos receio.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Vidéo) Policier : " Il a sorti de l'argent de ses poches et l'a posé sur la table, pour qu'on n'ait pas peur.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Polițist: A scos bani din buzunar şi i-a pus pe masă, ca să nu ne temem.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Quan chức: Anh ta lấy tiền ra khỏi túi và đặt lên bàn, để chúng ta không sợ hãi.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video: Sacó algo de dinero de sus bolsillos y lo puso sobre la mesa, para que no tuviéramos miedo.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Wideo) Celnik: Wyjął pieniędze z kieszeni i położył na stole, pokazując, że nie należy się bać.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye."Він витягнув трохи грошей з кишень і поклав їх на стіл, показуючи тим, щоб ми не боялися.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.Он достал деньги из кармана и положил на стол, чтобы мы не боялись.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(וידיאו) נציג: הוא מוציא כסף מהכיס שלו ושם את זה על השולחן, בכדי שהוא לא יפחד
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(فيديو) مسؤول: أخرج بعض المال من جيبه ووضعها على الطاولة، لكي لا نكون خائفين.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.テーブルに置いたんだ 私たちが怖がらないようにね 彼は ココアを輸入して コートジボワールに送りたがっていた
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.A szégyenlősség azt jelenti, hogy tartunk a társadalmi ítéletektől.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.A timidez é o medo do julgamento social.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Bei Schüchternheit geht es um Angst vor gesellschaftlichem Urteil.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Blygsel är en rädsla för att bedömas socialt.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Generthed handler om frygt for social bedømmelse.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Hanblivosť je strach z posudzovania spoločnosťou.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.부끄러움은 사회적인 판단에 대한 두려움입니다.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.La timidez es sobre el miedo al juicio social.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.La timidezza è la paura del giudizio sociale.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.La timidité repose sur la peur du jugement social.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Malu adalah takut terhadap pandangan sosial.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Nieśmiałość to lęk przed oceną społeczną.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Sramežljivost je povezana s strahom pred mnenjem družbe.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Stud je strach ze společenského hodnocení.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Timiditatea înseamnă frica de a fi judecat în societate.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Ujous on arvostelun pelkoa.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Verlegenheid gaat om angst voor een sociaal oordeel.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Xấu hổ là sự sợ hãi bị xã hội đánh giá.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Η ντροπή έχει να κάνει με το φόβο της κοινωνικής κρίσης.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Сором'язливість - це страх суспільного осуду.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Срамежливостта е страхът да бъдеш съден от обществото.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.Стеснительность — это боязнь общественного осуждения.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.הביישנות קשורה בפחד מפני שיפוט חברתי.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.إن الخجل هو الخوف من حكم المجتمع.
Çekingenlik toplum tarafından yargılanmaktan korkmakla ilgili.内向的であるというのは