Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.One is the disconnection between his mouth that's smiling and his eyes that are wistful.
Halen, sanal olan ile fiziksel olan arasında büyük bir kopukluk var.There's a huge disconnect at the moment still between the virtual and the physical.
Veya eğer konu ve oynayış birbiriyle çatışırsa bazen garip bir kopukluk meydana gelebilir.Or sometimes a weird disconnect can occur if the plot and the gameplay conflict with each other.
Yani burada tamamen bir kopukluk sözkonusu.So there seems to be a complete disconnect here.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,And yet, it never happens.
İnsanlar Alex'in kelimelerimi okuduğunu duyduklarında bir kopukluk hissediyorlar mı?When people hear Alex speaking my words, do they experience a disconnect?
Bu sayede, bağlılık (süreklilik) ve kopukluk arasındaki ayrım belirlenir.Hier wordt onderscheid gemaakt tussen de naam (voluit) van de eenheid en het symbool ervan.
Avusturya kuvvetleri arasında kopukluk ve geri çekilme baş gösterdi.Wywołało to w sztabie austriackim zamieszanie i niepokój.
Yalnızlık çeken insan içinde bir boşluk veya kopukluk hisleriyle doludur.Vnitřně trpí silnými pocity osamělosti a prázdnoty.
Artık aradaki kopukluk, gelişen yazlık tipi konut sektörüyle tamamlanmaktadır.A sorozat utolsó tagja, váltására elkészült a továbbfejlesztett Szojuz TMA típus.
Avusturya kuvvetleri arasında kopukluk ve geri çekilme baş gösterdi.彼はオーストリアとの同盟が不可欠であると強く信じていた。
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.비록% 1 과의 연결은 성공했지만, 통신하는 중 예상하지 못했던 지점에서 연결이 종료되었습니다.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.%1との接続が確立されていたのにもかかわらず、接続が通信の予期しないポイントで閉じられました。
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Aj keď bolo spojenie s% 1 vytvorené, spojenie bolo uzavreté v neočakávanej chvíli komunikácie.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Aunque se estableció una conexión a %1, la conexión se cerró en un punto inesperado de la comunicación.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Även om en anslutning upprättades till% 1, stängdes anslutningen på ett oväntat ställe under kommunikationen.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Bien que la connexion à %1 ait été établie, elle a été fermée de façon inattendue par la suite.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Čeprav je bila povezava vzpostavljena do% 1, je bila povezava zaprta pri nepričakovani točki v povezavi.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Chociaż połączenie z% 1 zostało nawiązane, przerwano je później w nieoczekiwanym miejscu.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Deși a fost stabilită o conexiune către% 1, ea a fost întreruptă în mod neașteptat.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Die Verbindung mit %1 wurde unerwartet unterbrochen.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Dù sự kết nối đã được thiết lập đến% 1, sự kết nối đã bị đóng tại điểm thời bất ngờ trong tiến trình liên lạc.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.I přesto, že bylo vytvořeno spojení s% 1, tak došlo k jeho přerušení v neočekávaném bodě komunikace.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Létrejött a kapcsolat ezzel:% 1, de a kommunikáció elkezdése után a kapcsolat váratlanul megszakadt.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Selv om en forbindelse blev etableret til% 1, blev forbindelsen lukket på et uventet sted i kommunikationen.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Vaikka palvelimelle% 1 saatiin verkkoyhteys, se katkesi kesken verkkoliikenteen.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Αν και η σύνδεση επετεύχθη με το% 1, η σύνδεση έκλεισε σε ένα απροσδόκητο σημείο κατά την επικοινωνία.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Въпреки че бе установена връзка със сървъра% 1, тя беше затворена неочаквано по време на комуникацията.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Соединение с% 1 было установлено, но оно было неожиданно закрыто.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.Хоча з' єднання до% 1 було встановлено успішно, але його було несподівано закрито.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.למרות שנוצר חיבור אל% 1, החיבור נסגר בשלב בלתי צפוי במהלך ההתקשרות.
% 1 adresine bir bağlantı yapılmasına rağmen, iletişim sırasında beklenmedik bir kopukluk yaşandı.على الرغم من تأسيس الاتصال مع% 1 ، إلا أن الاتصال أغلق عند نقطة غير متوقعة في الاتصال.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Den första är skillnaden mellan hans mun som ler, och hans ögon som är vemodiga.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Eén: er is een disconnectie tussen zijn mond, die lacht, en zijn droeve ogen.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Elkülönül a mosolygó ajka a szomorkás szemétől.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.En grund er splittelsen mellem hans mund, som smiler og hans øjne, der er vemodige.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Erstens die Diskrepanz zwischen seinem Mund, der lächelt, und seinen wehmütigen Augen.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.하나는 그의 웃고 있는 입과 애련한 눈빛 사이의 괴리감 때문이에요.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.La première est le décalage entre sa bouche qui sourit et ses yeux mélancoliques.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Pertama adalah ketidakterhubungan di antara mulutnya yang tersenyum dan matanya yang sedih.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Po pierwsze brak związku między jego uśmiechniętymi ustami i tęsknymi oczyma.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Prvním je ten rozpor mezi jeho ústy, která se usmívají a jeho očima, které zračí melancholii.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Thứ nhất là sự thiếu nhất quán giữa miệng và mắt miệng cười nhưng đôi mắt thật đăm chiêu.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Uma, é a desconexão entre a boca, que sorri, e os seus olhos, que estão melancólicos.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Una, la desconexión entre su boca que sonríe, y sus ojos nostálgicos.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Uno è la disarmonia tra la bocca che sorride e gli occhi tristi.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Unul e neconcordanţa dintre gura zâmbitoare şi ochii nostalgici.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Первая — разногласие между его улыбающимся ртом и задумчивыми глазами.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Перша - розбіжність між його усмішкою і задумливими очима.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.אחת, חוסר הקשר בין פיו המחייך לבין עיניו העגומות.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.أحداها هو عدم الترابط بين فمه المبتسم وعيناه الحزينتان
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.もの言いたげな眼差しとのギャップです 幸せではないのかしら? そうだとするとそれはなぜ?
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,A přece se nikdy neuskuteční.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,Et pourtant, ça n'est jamais fait.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi, Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.Porque há essa quebra de ligação, como eu dizia, que as pessoas com poder querem fazer coisas grandes e caras.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,Istnieje fundamentalna rozbieżność.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,왜냐하면 제가 말했던 것처럼 근본적인 단절이 있기 때문입니다,
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,Men ändå händer det aldrig.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,Şi totuşi, nu se întâmplă niciodată.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,Toch gebeurt het nooit.