Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.‘착한 일을 하는 사람에게는 하늘이 복을 주고 악한 일을 하는 사람에게는 하늘이 재앙을 준다.’는 孔子(공자)의 말로 상선벌악(賞善罰惡)과 그 뜻을 같이 하고 있음을 알 수 있다.
Ancak kafası koparılınca ölebiliyor.섭취 시 심하면 사망할 수 있다.
1920-23 döneminde koparmada bir ve silkmede iki olmak üzere toplam üç dünya rekoru kırmıştı.대학 경력 동안에 200m와 220 야드의 평점을 포함한 13개의 세계 기록을 깼다.
Korkarım sizden de koparmış.' der.말의 가치가 떨어집니다"라고도 했다.
Asansör yükselince kafası kopar.המעלית עולה וראשה נערף.
Mühendis ise sinirlenir, David'in kafasını koparır ve Weyland'ın takımını öldürerek cevap verir.או אז, המהנדס עורף את ראשו של דייוויד והורג את ויילנד ואת צוותו.
Patlatma) gevşetilmiş malzemeyi kopartırlar.לזרוק חפצים לא תקינים.
Tüm kötü gücünü bir araya toplayarak, Frodo'nun parmağını ısırıp kopardı ve yüzüğü ele geçirdi.הוא אוחז באצבעו של פרודו, נושך אותה ולוקח את הטבעת.
Kayaçlar bu kırıkllar boyunca koparak birbirinden ayrılırlar.הגאולה תבוא כשיופרדו אלו מאלו.
Vaas ailelerinden fidye koparıp onları köle olarak satmayı planlamaktadır.ואס רוצה לקבל את הכסף מהורי שבויו ואז למכור אותם לעבדות.
TNA ile büyük bir anlaşma imzaladı ve WWE ile olan bağlarını kopardı.הדבר הכעיס מאוד את ורדי והוא ניתק את קשריו עם בויטו.
Ehlileştiren erkekler hayattan kopar veya ölür.תוך זמן קצר כל שכירי החרב מתים או גוססים.
Cooper onu hayata döndürmeye çalışırken, Norris değişim geçirir ve Cooper'ı kollarını kopararak öldürür.Когато Копър се опитва да го реанимира, Норис се трансформира и убива Копър, като му отхапва ръцете.
1999 yılındaki NATO Müdahalesi ile Kosova, Sırbistan idaresinden koparıldı.След инвазията на НАТО в Косово през 1999 г. Сърбия губи de facto суверенитета и контрола върху областта.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Не прекъсва връзките си с Гърция.
Sonunda zincirler kopar ve adadaki çocuklar iki gruba ayrılırlar.Въпреки това, момичетата пренебрегват задълженията си и позволяват на две момчета да се разположат на острова.
Ufak sarsıntılarda koparlar.Хр. с малки прекъсвания.
Omuriliğini kuvvetli bir ısırık ile kopararak öldürür.Рядко напада жертвата си чрез ухапване.
Onunla bağlantınızı koparmanız onun ölümüne yol açacak.От нея бягай, смърт за теб е тя...
65 milyon yıl önce, Ur'un Afrika kısmı Hindistan'dan koparak meydana geldi.Преди около 45 милиона години Индийската плоча се сблъсква с континента Азия.
Her bir halterci koparma ve silkme kaldırışlarının ikisinde de performans gösterdi.Тази система позволявала всеки един от двата скачвани обекти да бъде и активен и пасивен при скачването.
Obi-Wan ve Anakin iplerini kopararak droid güçlerini bu sırada alt etmeyi başardılar.Оби-Уан и Анакин обаче усещат това и още преди гадинките да са я отровили те ги разрязват на две.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Ona održava tijesne veze s Rusijom.
Karındeşen Jack ilk seri katil olmasa da, işlediği suçlar ilk defa dünya çapında yaygara koparmıştır.Iako nije bio prvi serijski ubojica, slučaj Jacka Trbosjeka prvi je koji je stvorio svjetsko medijsko ludilo.
Kadının kafası kopar.Njegov je zadatak odrubiti glavu.
Geçtiği yerde kasırgalar, fırtınalar kopar.Kad su ljuti, šalju tuču i oluje.
Ancak grupla da ilişkisini hiçbir zaman koparmadı.S bratom Stjepanom nikada nije nastupao u istoj momčadi.
Belkıs Öztün Koparanoğlu (2002).Vymenovaný za pápežského preláta (1992).
Ayrıca hayvancılık kalkınma koparatifi de vardır.Je tu tiež veľký výskyt dobytkárskych hospodárstiev.
Koparmada 115 kiloyu 3 denemesinde de kaldıramadı.Ani na druhý pokus sa 35-metrový panel nepodarilo zložiť.
TARIM KREDİ KOPARATİFİ BULUNMAKTADIR.Nastalo je kreditno razmerje.
Patlatma) gevşetilmiş malzemeyi kopartırlar.Pomožni plini ta pretaljen material odstranijo.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Rusija pri tem ni izgubila svojih ozemelj.
Antarktika ve Avustralya dönem sonunda birbirinden koparlar.Na začetku sta bili Avstralija in Antarktika še spojeni.
Ancak grupla da ilişkisini hiçbir zaman koparmadı.Nikoli se ni ločil od povezanosti s Cerkvijo.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Nemaišyti su oračiais Rusijoje.
Her bir halterci Koparma ve Silkme kategorilerinin ikisinde de yarıştı.Jis norėjo, kad kiekviena markė turėtu savo klasę ir savo klasėje konkuruotu su kitomis markėmis.
Patlatma) gevşetilmiş malzemeyi kopartırlar.Pašalina dalį ištirpusių medžiagų.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olup 2005 yılında koparatifleşmeye geçilmiştir.Buvo prijungtas prie Žvėryno kaimo, tačiau 2015 metais atkurtas.
Bavulların deri kısımlarını koparıp yemeye çalıştık.Suremontuota valgykla, nupirkti nauji baldai.
Kaza gezegenin güç kalkanını koparmıştır.Atmosfera lemia planetos klimatą.
Yoksa kıyameti koparır.Miinuseks on ajakulu.
Ama Taşköprü ile bağlarını kopartmamıştır.Nad ei reosta oma eluruumi põrandat plekkidega.
Sokak şairi, şiiri yazdığı sayfayı defterden koparmıştır.Preisi kuninglik õuekohus keelas luuletuse.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Apra la camicia signor Burns.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Mach das Hemd auf Mr. Burns.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Ouvrez-moi cette chemise Mr.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Vamos lá abrir essa camisa, Mr.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Ξεκούμπωσε το πουκάμισό σου κύριε Μπέρνς.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?Расстегни рубашку, мистер Бёрнс.
Adam kaçıran vahşi suçlumuz kafalarımızı koparmadan önce siz ikiniz neden bir oda tutmuyorsunuz beraberce?シャツの前をあけてもらおうか
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Arrancó la punta de su renuevo, lo llevó a una tierra de mercaderes, y la puso en una ciudad de comerciantes
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.A rupt ramura cea mai înaltă a lui, a dus -o într'o ţară de negoţ, şi a pus -o într'o cetate de negustori;
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Gyönge ágainak hegyét letépte, és vivé azt a kalmárok földére, az árusok városában tevé le.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Han bröt av dess översta kvist och förde den till krämarlandet och satte den i en köpmansstad.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Hän taittoi siitä latvalehvän ja vei sen kauppiasten maahan, asetti sen kauppurien kaupunkiin.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.그 연한 가지 끝을 꺾어 가지고 장사하는 땅에 이르러 상고의 성읍에 두고
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.lalu membawanya dan meletakkannya di kota dagang yang ramai
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Najgorenjo vejico je odtrgal in jo odnesel v deželo tržnikov in jo postavil v mestu kupčevalcev.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Nó bẻ nhành non rất cao , đem đến trong một đất thương_mãi , và để trong một thành của người buôn_bán .