Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Du må ikke spise kød fra levende dyr.
İRTİBATI KOPARMAYIN.GÜZEL EVLER YAPTIRIN.Men lad os ikke bruge dyre kameraer.
Koparmada 115 kiloyu 3 denemesinde de kaldıramadı.Sidste forsøg på 157,5 kg blev derfor ikke klaret.
(Aydaki Tüyleri Kim Kopardı?)(Hvem skal trøste Knøttet?).
Kırk sekiz maçla yenilmezliği elinde bulunduran Bart, Homer'ın boksörünün kafasını tek raund ile koparır.Bart har 48 seire på rad, og bruker bare én runde på å slå hodet av Homers bokser på skjermen.
Kıyâmetler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?Og hvorfor er det slik, Subhūti?
Yeni bir fırtına kopar.Kallenavnet er Fırtına.
Wagner'den tamamen kopar.Men straks etter døde Wagner.
Yalan mıydı? der, beni buraya para koparmak için mi çağırdın?De bød meg å befale at du straks yter gull mot grid.»
İğne yapraklar koparılınca kötü bir koku verir.De dufter når de blir knust.
Daha sonra fırtına kopar.Det ble senere til storm.
Nurcan koparma ve silkmenin ardından toplamda da altın madalya kazandı.Etter mye om og men fikk hun gullmedaljen
Bilmezler ki Aslan o sessizliği bozarsa kıyamet kopar."Penduduk setempat tidak menyadari betapa ringkihnya tumbuh-tumbuhan penutup yang selama itu mereka andalkan.
İlerki senelerde koparan olarak anılmış ve değiştirilmiştir.Penandaan telah diamendemen dan ditambahi pada tahun-tahun setelahnya.
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.Lalu mereka saling berjanji tidak akan mengumbar rahasia masing-masing.
Kıyâmetler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?Toh cuma jumpa fans, apa salahnya?
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Dilarang makan daging yang dipotong dari binatang yang masih hidup.
Kızı Derin ise babasından kopartılarak yetimhaneye gönderilir.Saat melahirkan, bayi Sarinah langsung dititipkan ayahnya ke panti yatim-piatu.
Daha sonra fırtına kopar.Ngay sau đó cơn bão liền tan biến.
İsabet neredeyse geminin kıç tarafını kopartmıştı ve tamiratı 1942 baharına kadar tamamlanamadı.Cú đánh trúng đã phá vỡ hầu hết phần đuôi của con tàu, và việc sửa chữa chỉ hoàn tất vào mùa Xuân năm 1941.
Bavulların deri kısımlarını koparıp yemeye çalıştık.Đọc kỹ nhãn mác các thực phẩm đóng gói.
Tanrı Tyr onu zincirlemeye çalışırken kurt bir elini ısırıp koparmıştır.Cuối cùng Tyr đặt bàn tay vào mồm con sói, trong khi các vị thần cột nó lại.
O sırada ekip tarafından yakalanırlar ve Rick liderleri Joe'in boğazını koparak öldürür.Trong lúc hỗn loạn, để cứu lấy nhóm, Rick đã cắn vào cổ tên Joe và giết chết hắn.
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.火乃香の相棒であり、保護者であり、また親友でもある。
Ancak kafası koparılınca ölebiliyor.首を切られると死亡する。
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.故に私情に於てもまた相離隔するを欲せず。
Poe'nun 1848 tarihli bir mektubuna göre öykü "büyük gürültü kopardı."1848年の書簡でポーはこのことに触れ「ひどい騒ぎだった」と書いている。
Korkarım sizden de koparmış.' der.お前も辛かったんやろ」と声をかけた。
Yoksa kıyameti koparır.時間切れになる。
Koparıldığında süt çıkan uzun bir sapı vardır.暇があると持っているカマを研いでいる。
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.未確認動物UMAの肉を食す得体の知れない生命体。
İsabet neredeyse geminin kıç tarafını kopartmıştı ve tamiratı 1942 baharına kadar tamamlanamadı.リュッツォウは艦尾部を破損し、その修理は1941年春まで完了しなかった。
Bilmezler ki Aslan o sessizliği bozarsa kıyamet kopar."いつどんなきっかけで鳥玄坊一派に加わったのか記憶がない。
İlk koparıldığında buruk bir tadı vardır.初めて味わう危険な上反り編。
Kalakaydan ilk parçayı koparmak özel bir şeydir.初回プレス分のみ帯が特別仕様。
Bir gün, istenmeyen fırtına kopar.かつて「通り過ぎない嵐はない。
Antarktika ve Avustralya dönem sonunda birbirinden koparlar.オーストラリアと南極大陸はおよそ漸新世まで隣接していた。
Çevre il ve ilçelerdekiler halen köy ile bağlarının koparmamıştır.祭壇と内陣はそれぞれ壊れずに残った。
İğne yapraklar koparılınca kötü bir koku verir.アブノイは割ると臭気がある。
Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır.出産後すぐにへその緒を母猫が噛みきる。
Poe'nun 1848 tarihli bir mektubuna göre öykü "büyük gürültü kopardı."如爱伦·坡在1848年在一封信中所写,它“造成了一场大喧嚣。
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.當時,他們並不需要任何傳譯。
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.天庭設有玉樞院,為職掌雷霆生發、賞善罰惡的機構。
65 milyon yıl önce, Ur'un Afrika kısmı Hindistan'dan koparak meydana geldi.6500萬年前,烏爾大陸的岡瓦那大陸殘餘部份,部份分裂為印度大陸。
Koşullar neticesinde göç etmelerine rağmen aradaki bağı kopartmamışlardır.雖然他們已歸順了,但正信還沒有入他們的心。
Animatronik takım elbiselerinin beni bulmasını ve yeni ve ilginç şekillerde yüzümü koparmasını istemiştim.我想要那些沉重缓慢的机械玩偶用新奇有趣的方式找到我然后撕开我的脸。
(Aydaki Tüyleri Kim Kopardı?)(her做受詞,with做介係詞,them做主詞補語) Who broke the vase?
Aniden yaşamlarını -ve koparılmış alemlerin kaderini- bıçak sırtında bulurlar.部下搬運武器時,被神威用獅嶺自己的武器從背後偷襲一刀劈死。
Kalakaydan ilk parçayı koparmak özel bir şeydir.初回盤的特典為拼圖。
Tüm kötü gücünü bir araya toplayarak, Frodo'nun parmağını ısırıp kopardı ve yüzüğü ele geçirdi.千鈞一髮之際,孤注一擲的咕嚕襲擊隱身的佛羅多,咬下佛羅多的手指,搶下至尊魔戒。
(Güney Kore Yeongsan Nehri) Dış kuvvetler ^ KOPAR, İbrahim; ŞAROĞLU, Fuat.你们既属于基督,就是亚伯拉罕的后裔,是照着应许为后嗣了。
Bir maç sırasında Mike Tyson sağ kulağını ısırmış, küçük bir kısmını koparmıştır.在第三回合時,泰森咬了何利菲德的一隻耳朵,讓泰森扣了兩分。
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.그러나 그들은 전란 이래 진주성만은 공략하지 못하였다.
Bilmezler ki Aslan o sessizliği bozarsa kıyamet kopar."그러나 소지인이 그 채무자를 해함을 알고 지시채권을 취득한 때에는 그러하지 아니하다.
Eğer Kader Zinciri kasten kopartılırsa, bu manevi aşağılaşmaya neden olur.소지장이 인식적 방해라면, 이것은 도덕적 방해.
Binada 83.000 m² (7,700 m²) alan aralığında toplantılar ve koparma alanları bulunmaktadır.약 83,000 평방 피트 (7,700 평방 미터)의 공간이 건물의 회의 및 휴식을 위한 공간이다.
Mühendis ise sinirlenir, David'in kafasını koparır ve Weyland'ın takımını öldürerek cevap verir.데이비드는 엔지니어와 대화를 시도하지만, 엔지니어는 데이비드의 머리를 뜯어내고, 웨이랜드와 부하들을 살해한다.
Ne var ki, Hacer Hanım ülkesiyle olan duygusal bağlarını da koparmayacaktı hiçbir zaman.그러나 인도네시아어라는 공용어에 대한 지방어의 지위도 쇠약해진 것은 결코 아니었다.
Belkıs Öztün Koparanoğlu (2002).대한적십자사 포장증 (대한적십자사) 2002.
Kolları koparcasına çalışır Ortalığı aydınlığa kavuşturmak için.나로 하여금 너의 팔에 의지하여 광명을 찾게 하여다우.