konuya ile cümle
konuya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu konuya özen gösterin; krallığıma daha fazla zarar gelmesin.››Take heed that you not be slack herein: why should damage grow to the hurt of the kings?
Konuya Göre & Filtrele...Filter on & Subject...
Konuya göreDescending
Eksiksiz, Referanslara ve Konuya görePerfect, by References and by Subject
Bu konuya karşı pozitif bir yaklaşım içindeyim.I have a positive attitude towards this.
Fried, Rusya'nın konuya yapıcı bir yaklaşım sergilemesi yönündeki umutlarını da dile getirdi.He also voiced hope that Russia would approach the issue constructively.
Southeast European Times bu konuya ilişkin özellikler ve olasılıkları değerlendirdi.Southeast European Times looks at the peculiarities and prospects.
Konuya ilişkin şahsi görüşüm ise en başından beri biliniyor.My position has been crystal clear and well known from the very beginning.
Eğitim, bilim ve kültür alanlarında faaliyet gösteren sendikalar konuya farklı bakıyorlar.Labour unions in the areas of education, science and culture see the issue differently.
AB ayrıca, her iki tarafı da konuya daha yapıcı bir tutumla yaklaşmaya davet etti.The EU has also called for a more constructive approach from both sides.
Muhalefet partileri de konuya ağırlıklarını koydular.Opposition parties have seized on the issue.
"Konuya tamamen hakim olduğunu ve iyi bir iletişim yeteneğine sahip olduğunu gösterdi."She showed full mastery of the subject and she was a good communicator.
Avrupa Konseyi bu konuya Haziran 2010'daki toplantısında dönecek." dediler.The European Council will revert to this issue at its June 2010 meeting."
Del Ponte'nin bu ay içinde konuya ilişkin yazılı bir rapor sunması bekleniyor.She is expected to submit a written report sometime this month.
Sırp halkının konuya yaklaşımı ise çok olumlu.Reaction among the Serbian public has been overwhelmingly positive.
Komite'nin bu konuya ilişkin görüşleri ne yönde?What is the position of the Committee on this issue?
Ne var ki, konuya daha az iyimser yaklaşanlar da yok değil.Some hold less optimistic views, however.
Aslında Kosova’da hiçbir konuya bağımsızlıktan daha fazla öncelik verilmiyor.In essence, nothing matters prior to independence.
Obama bu konuya da değindi.Obama addressed that too.
UNDP’nin bu raporu, bu konuya ilişkin raporların üçüncüsü.The UNDP report on the province is the third of its kind.
Kosova Cumhurbaşkanı İbrahim Rugova'nın ise konuya ilişkin farklı bir değerlendirmesi var.Kosovo President Ibrahim Rugova has a different assessment.
Bu konuya çözüm bulmak her iki tarafın da menfaatine olacak."Finding a solution is an interest of both sides."
"Brüksel, konuya ciddi yaklaşmıyor."Brussels is not serious about it.
Şimdi Budapeşte de konuya müdahale etti.Now Budapest has weighed in as well.
Ancak bakan, konuya ilgili tam olarak bilgilendirilmediğini de kabul etti.However, Rocen acknowledged he had not yet been fully briefed on the matter.
Blog yazarları ise konuya şüpheyle yaklaşıyor.Bloggers, meanwhile, are incredulous that it even happened.
Ayrıca, belirli bir konuya ayrılmış bölümler açık erişimde her sayıda yayınlanmaktadır.Furthermore, sections devoted to one particular topic are published in each issue in open access.
AES her yıl iki kongre ve bir dizi konuya özel konferans üretmektedir.The AES produces two conventions each year as well as a number of topic-specific conferences.
Konuya dair bir örnekExample in context
Bu konuya ek olarak SB Amatuni, Piyano Öğretim Yöntemi ve diğer dersleri de öğretti.In addition to this subject S.B. Amatuni taught Piano Teaching Method and other courses.
İncelemelerini konuya göre düzenlemek için Matematik Konu Sınıflandırma kodlarını kullanır.It uses the Mathematics Subject Classification codes for organizing their reviews by topic.
Jadis'in konuya ilgisi artmaya başlar ve Rick'i yüksek bir çöp yığınına götürür.Jadis is intrigued and she takes Rick to a high pile of trash.
Sonuç olarak, Newton'un konuya getirdiği iyileştirmenin artık gereksiz olduğu düşünülüyor.[1]Consequently, Newton's refinement is now considered superfluous.[40]
Aristotales bu konuya uygun bir açıklama yaparak şunları yazdı:Aristotle in the 4th century BCE gave a proper explanation, writing:
Yüz gösterildiğinde, konuya politikacı mı yoksa aktör mü olduğu soruldu.When the face was shown the subject was asked if it was a politician or actor.
Konuya göre değil, "nispeten kronolojik" olarak düzenlendikleri için hadisten farklıydılar.They differed from hadith in being organized "relatively chronologically" rather than by subject.
Konuya ilişkin yayınlarReferences
Oklar, iletişimcilerin birbirlerine ve konuya olan yönelimlerini sembolize eder.The arrows symbolize the orientations the communicators have toward each other and toward the topic.
Konuya Fransız kaldım.Ich verstehe nur Bahnhof.
Ben, dikkatimi konuya yoğunlaştırdım.Ich richtete meine Aufmerksamkeit auf das Thema.
Derginin son sayısında bu konuya geniş yer ayrıldı.In der letzten Ausgabe des Magazins wurde diesem Thema breiter Raum gewidmet.
Bunrakular, kabuki ile pek çok ortak konuya sahiptir.Bunraku teilt viele Themen mit dem zeitgenössischen Kabuki.
Bu konuya ilişkin bir diğer örnek de Japonların kelime hazinelerinde pirinç için var olan kelimeleridir.Ein anderes angeführtes Beispiel sind Lexeme für den Reis im Japanischen.
Yine bu konuya ilişkin birçok anekdot vardır.Auch zahlreiche Anekdoten ranken sich darum.
Bu konuya dair Pamukoğlu açıklamalarında demiştir.Dies begründet er in seinem Vorwort ausführlich.
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Sie gehen davon aus, die über das nächste Jahrzehnt laufenden Messungen zur Aufklärung nutzen zu können.
Daha sonra konuyu değiştirerek asıl konuya gelir.Schließlich wechseln sie das Thema.
Esasen Amerikan filmlerinde bu konuya daha çok rastlanmaktadır.Im Film werden wesentlich mehr Amerikaner befragt als im Buch.
Doktor "O konuya girmeyelim." diye karşılık vermiştir.Darauf der Leutnant: „Keine Sorge.
Parti arşivlerinde de bu konuya dair çatışmalar ve belirsizlikler olduğu görülmektedir.Es ist immer aufgefallen, dass es im Buch Spannungen und Widersprüche gibt.
Bazı kaynaklarda bu konuya dair geniş veriler yer alır.Die Quellen berichten relativ ausführlich über dieses Ereignis.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Jede Folge widmet sich einem anderen Thema.
On dakika sonra başka bir konuya geçtiler.Après dix minutes, ils passèrent à un nouveau sujet.
Ben, dikkatimi konuya yoğunlaştırdım.J'ai concentré mon attention sur le sujet.
Konuya Fransız kaldım.C'est du chinois.
Bunu bana söylemene gerek yok. Bu konuya hiç ilgim yok.Tu n'as pas besoin de me le dire. Je ne suis pas du tout intéressé par le sujet.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Chaque numéro se consacre à un thème précis.
Konuya dilbilim açısından bakarsak da aynı sonuca ulaşırız.Variation de point de vue, mais nous arrivons au même résultat.
Şiirde birçok folkorik ve klasik konuya atıfta bulunulur.Le poème utilise un grand nombre de références classiques et folkloriques.
Serbestlik esası konuya hakimse de simetrik konum çıkılmamıştır.La tête doit être dépourvue de marque Sumi.
İlgili Sayfalar