Seni işe almam gerektiği konusunda bana iyi bir neden verebilir misin?Can you give me a good reason why I should hire you?
Tom hâlâ Mary'nin nerede olduğu konusunda hiçbir fikri olmadığını söylüyor.Tom says he still has no idea where Mary is.
Tom bunun olacağı konusunda seni uyarmaya çalıştı.Tom tried to warn you that this would happen.
Sırrımızı sızdırmayacağın konusunda sana güveniyorum.I'm counting on you not to let our secret leak out.
Bununla ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea what to do with this.
Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court.
Almanca öğrenme konusunda çok heyecanlıyım.I'm excited about learning German.
Çocuk bitkiler konusunda uzman gibi görünüyor.The boy seems to be an expert on plants.
Bir savunma pazarlık söz konusu değildir.A plea bargain is out of the question.
Akıl sağlığınız söz konusu değil.Your sanity isn't in question.
Mekanik şeyler konusunda oldukça iyiyim.I'm fairly good with mechanical things.
Tom, Mary konusunda haklıydı.Tom was right about Mary.
Tanıtım konusunda endişelenmek zorunda değilsin.You don't have to worry about publicity.
Bunun konusu nedir?What's the point of this?
Bunun olabileceği konusunda seni uyarmalıydım.I should've warned you that this might happen.
Tom'un şimdi nerede olabileceği konusunda bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom might be right now?
Yarın toplantıda olacağın konusunda sana güvenebilir miyim?Can I count on you being at the meeting tomorrow?
Ben en azından işimi kaybetme konusunda endişeli değilim.I'm not the least bit worried about losing my job.
Mary deneysel tasarımlar konusunda uzmanlaşmış bir mimardır.Mary is an architect specialized in experimental designs.
Onlar prezervatif kullanmıyorlar çünkü artık hamilelik konusunda endişeli değiller.They don't use condoms because they are no longer worried about pregnancy.
Tom bunun olabileceği konusunda bizi uyardı.Tom warned us that this might happen.
Tom bir polis memuru olduğu konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that he was a police officer.
Mary ülkenin Suriye'deki çatışma konusundaki en önde gelen uzmanıdır.Mary is the country's foremost expert on the conflict in Syria.
Tom, Mary'nin hamileliği konusunda kimseye bir şey söylemedi.Tom didn't tell anyone about Mary's pregnancy.
Odasının ne kadar küçük olduğu konusunda daima şikayetçidir.He is always complaining about how small his room is.
Hava konusunda onu suçlama!Don't blame it on the weather!
Senin önerdiğin gibi yapmak söz konusu olamaz.To do as you suggest is out of the question.
Dan, Linda'nın ölümü konusunda kendini suçlu hissetti.Dan felt guilty about Linda's death.
Dan, Linda'nın öldürülmesi konusunda pişman değildi.Dan wasn't remorseful about killing Linda.
Dan Linda'nın hala hayatta olduğu konusunda umut besledi.Dan nourished the hope that Linda was still alive.
Neden bahsettiğim konusunda hiç bir fikrin yok, değil mi?You have no idea what I'm talking about, do you?
Onun işe yarayacağı konusunda bir ihtimal yok.There's not a chance that that'll work.
Ben o bavullar konusunda sana yardımcı olabilir miyim?Can I help you with those suitcases?
Tom haklı olduğu konusunda ısrar etti.Tom insisted that he was right.
Bu bir şaka konusu değil.This isn't a joking matter.
Tom onu yapmadığı konusunda ısrar etti.Tom insisted that he didn't do it.
Ne kadar şanslı olduğun konusunda bir fikrin var mı?Do you have any idea how lucky you've been?
Dan karısı Linda'nın ölümcül derecede hasta olduğu konusunda bilgilendirildi.Dan was informed that his wife, Linda, was terminally ill.
Dan Linda'nın vefat ettiği konusunda bilgilendirildi.Dan was informed that Linda had passed away.
Bu filmin tahmin edilebilir bir konusu var.This movie has a predictable plot.
Açıkçası Tom, olabilecekler konusunda endişeliydi.Tom was obviously worried about what might happen.
Tom, ne olduğu konusunda yalan söyledi.Tom lied about what had happened.
Fiyat konusunda pazarlık yaptım.I negotiated the price.
Tom ve Mary çocuklarıyla fransızca konuşmama konusunda anlaştılar.Tom and Mary agreed not to talk to their children in French.
Bunu yapmayacağımız konusunda anlaştığımızı düşünüyordum.I thought we agreed we wouldn't do this.
Tom asla para konusunda endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about money.
Tom masum olduğu konusunda ısrar ediyor.Tom insists he's innocent.
Bu dersin konusu ne?What's this lecture about?
Ne yazmam gerektiği konusunda hiç fikrim yoktu.I had no idea what I should write.
Tom ve Mary ayrılık denemesi konusunda anlaştılar.Tom and Mary agreed on a trial separation.
Diyet söz konusu olduğunda irade gücüm yok.I have no will power when it comes to dieting.
Egzersiz söz konusu olduğunda irade gücüm yok.I have no will power when it comes to exercising.
Sanırım o, dans konusunda bir uzman.I think she is an expert on dance.
Alıngan insanlara söyleyecekleriniz konusunda dikkatli olmak zorundasınız.You've got to be careful what you say to people who are easily offended.
Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary that she should quit her job.
Neden onu yapman gerektiği konusunda sana birkaç başka neden vereyim.Let me give you several other reasons why you should do that.
Tom neyin yapılması gerektiği konusuna odaklanmakta sorun yaşadı.Tom had trouble focusing on what needed to be done.
Neden Boston'a gitmemen gerektiği konusunda sana birkaç başka neden vereyim.Let me give you several other reasons why you shouldn't go to Boston.
Kalabalık önünde konuşma konusunda oldum olası kötüyümdür.I've never been a good public speaker.
Topluluk içinde konuşma konusunda hiç başarılı olamadım.I've never been a good public speaker.